Haydi Gelin Hep Birlikte Oyun Oynayalım: Hatalar Yapalım

Yaratıcılığın genetiğe, şansa ve yaşa bağlı olmadığını biliyoruz. Yaratıcı düşünme becerilerinin öğretilebileceğini ve geliştirilebileceğini de… Öyleyse, özellikle çocuklar için en vazgeçilmez şey olan oyunda, bunu nasıl kullanabileceğimize bir bakalım…

Günümüz çocukları ne şanslı! Düğmesine basınca konuşan ve yürüyen bebekleri/robotları, takla atan arabaları, ışın saçan kılıçları, masal anlatan yastıkları var. Bunlara sahip olamayan çocukların sayısı da yabana atılmayacak kadar çok elbette. Ancak cep telefonunun girmediği evlerin pek az olduğu düşünülürse çoğu çocuğun en azından ekran oyunlarıyla tanışık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ve çocukların bunca çokluk içinde aslında yoksunluk içinde olduklarını da… Çünkü günümüz çocukları artık kendi oyunlarını ve oyuncaklarını kendileri icat etmiyor, bozulan oyuncaklarını tamir ederken yeni şeyler keşfetmiyor, sokaklarda/caddelerde oyun oynayamıyorlar.

oyun1

Çünkü artık bunlara ayıracak vakitleri yok. Çünkü onlar artık az zamanda çok soru çözmeli ve geri kalan zamanlarında da bilgisayar ya da televizyonla meşgul olmalılar… Çünkü onlar “acele ettirilmiş çocuk”lar; onlar başarılı olma ve daha az hata yaparak birinci sırada yer alma baskıları yüzünden zamanından önce yetişkin olmaya zorlanan minyatür yetişkinler… Onlar eğlenmeyi ve çocuk olmayı unutan daha küçükken büyümüş çocuklar… Günümüz yaşamı eğlenceye odaklı olsa da bu kavram çoğunlukla ya rekabet ve yarışmayla ya da teknolojiyle ilişkilendiriliyor. Yani artık çocuklar ve gençler “gerçek oyun”ların tadından hızla uzaklaşıyorlar…

İşte yaratıcı düşünme bu noktada hepimizi besleyen, unuttuklarımızı bize anımsatan bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor. Yaratıcılığın genetiğe, şansa ve yaşa bağlı olmadığını biliyoruz. Yaratıcı düşünme becerilerinin öğretilebileceğini ve geliştirilebileceğini de… Ve oyunun, çocuğun vazgeçilmezi, onun gerçeği, kendini ifade etme dili olduğunu da… Bu bağlamda, yaratıcı drama yöntemi yaşamın her alanında dertlerimize derman olan araçlardan biri oluyor. Yaratıcı düşünmeyi geliştiren yaratıcı drama tekniklerinin sadece tiyatro ve drama eğitiminde değil, matematik, tarih, coğrafya, fen bilgisi, yabancı dil, Türkçe vb. alanlarda da kullanılabileceği ve kişisel gelişim sürecinin de vazgeçilmezi olduğu gerçeğini düşünürsek ve bu gerçekten yola çıkarak, ne öğreniliyor olursa olsun, aslında gerçekten istenirse öğrenme sürecinin eğlenceli bir ortama dönüştürülmesinin hiç de zor olmadığını görürüz.

oyun 2

Şimdi hep birlikte şöyle bir ortam hayal edelim mi? Çocuklar oyunlar oynuyor, rollere giriyor, doğaçlamalar yapıyor… Haydi, bu sürece resmi, müziği, dansı, sinemayı, tiyatroyu ve plastik sanatları da ekleyelim… Böylesi çok uyaranlı bir ortamda sizce eğlenmemek, eğlenirken keşfetmemek, keşfederken öğrenmemek mümkün mü?

Hata yapmaktan korkmamak, hataların da yaratıcı düşünme sürecinin önemli bir parçası olduğunu öğrenmek bile başlı başına bir kazanımken biz daha pek çok kazanımdan yola çıkarak farklı içerikleri ve hedefleri olan yaratıcı atölyeler tasarladık. Hep birlikte okumayı, yazmayı, keşifler yapmayı, problem çözmeyi, oyunlar oynamayı ve alıştığımız pek çok şeye farklı açılardan bakmayı istiyoruz. Var olanı değiştirmek ve dönüştürmek için bize katılmaya var mısınız?

DR. Nilay YILMAZ


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: