Film Tavsiyesi: Her Seçim Bir Vazgeçiştir, Mr. Nobody

Ölmekten korkmuyorum, yeterince yaşamamış olmaktan korkuyorum. Mr. Nobody

Hepimiz hayatımız boyunca, iki ya da daha fazla seçenek arasında seçim yapmışızdır ya da bunlardan birini seçmelisin dayatmasına maruz kalmışızdır. Hatta bazen sunulan alternatiflerin hiçbirinden hoşlanmasak da ya da yaptığımız seçimin sonuçlarının meçhul oluşu yani iyi veya kötü birçok olasılığı barındırması  bizi ürkütse de, sırf beynimizdeki ve kalbimizdeki dayanılmaz çelişkiden sıyrılmak için, içlerinden birini seçip diğer seçenekleri vazgeçilen ve eğer onlardan birini seçseydik ne olacağını hiç bilmeyeceğimiz bir konuma getirirmişizdir. Kısacası; aslında her ne konuda olursa olsun yaptığımız her bir seçim bir vazgeçiştir.

Yönetmenliğini Jaco Van Dormael’in yaptığı 2009 yapımı, Mr. Nobody (Bay Hiç kimse) adlı bilimkurgu filmi de seçimler ve olasılıklar üzerine ilginç bir kurguya sahip. Film, paralel evren, kelebek etkisi, nihilizm, varoluşçuluk imgeleriyle çevrelenmiş, geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği sahneleriyle izleyici için etkileyici bir hâle gelir. Ayrıca, Nemo ve Anna’nın yaşadığı aşkla harmanlanmış sahneler de, filmin romantik film kategorisine de lâyıkıyla yerleşmesini sağlar. Filmde, Nemo adlı çocuğun yapabileceği seçimler sonucunda, yaşayabileceği birçok olasılık üzerinden bir nevi kader kavramı da farklı bir açıdan ele alınır. Nitekim, bazı sahnelerde seçim değişmiş olsa bile yaşanacak sonucun değişmediği görülür. Nemo, bir seçim yapar ve seçtiği hayatı yaşarken bir gün trafik kazası geçirir, arabası nehre uçar ve Nemo boğularak ölür. Bir başka seçiminde ise, Nemo yine genç yaşta ölecektir ancak bu kez de onu öldüren bir kurşundur. Yani, bu sahneler izleyicide her şey olacağına varıyor düşüncesini akla getirir.

Nemo, filmin ilk sahnesinde 2092 yılında yaşayan, 117 yaşındaki son ölümlü insan olarak karşımıza çıkar. Bu uzak gelecekteki insanlar, hücre yenilenmesini sağlamayı başarmışlardır ve ölüm artık insanoğlu için, kaçınılmaz bir son olmaktan çıkmıştır. Film,  bir seçim ve karar alma aşamasıyla başlar. İnsanlar doğanın akışına karışmadan Nemo’nun ölmesi ya da onu da ölümsüzler arasına katmak için oy kullanmalıdır. Bu seçimin sonucunu beklerken de, bir doktor farklı yöntemler kullanarak Nemo’nun geçmişi ve yaşadığı dönem hakkında bilgiler edinmeye çalışır. Doktor onu hipnoz eder ve  Nemo’nun hayatı ve yaptığı ya da yapmamış olduğu seçimlerin sonuçları, onun bile hangisinin olmuş hangisinin olasılık olarak var olduğunu bilmediği bir takım hayatlar ve olaylar ekseninde gelişir. Bu sahneler ve hızlı geçişler bazen izleyiciyi yorsa da, bu tarz filmleri sevenler için daha keyifli bir seyir olabilir. Nemo’nun ilk önemli ve zor seçimi, ebeveynleri ayrılırken hangisi ile kalacağını belirlediği andır. Bir tren garında bir yanında annesi diğer yanında babası onun cevabını merakla ve kendilerini seçmesi umuduyla beklerler. Bu sahnelerde, hangisini seçerse, ne gibi olasılıklar olabileceği gösterilir. Yaşayacağı ya da vazgeçeceği hayattan karelere giderken, izleyici de Nemo ile birlikte paralel evrende sürüklenir.

Nemo’nun hayatının bir diğer önemli seçimi ise, üç kadın arasında aşkı aramasıdır. Kendini ziyarete gelen gazeteciye anlattığı olaylar üzerinden de, bu üç kadın ile sahip olabileceği aşkı ve hayatları görürüz. Ancak, bu kadınlar içinden Anna, Nemo’nun aşk evreninin asıl merkezi gibidir. Diğer kadınları seçmesinde farklı etkenler varken, Anna’yı seçme sebebi aşk ve onu tamamlayan, anlayan ruh olarak verilir. Aslında Anna’da Nemo’yu seçmiştir ve bunu şu sözle ona belirtir: “Yaşayabileceğim tüm hayatlardan tek bir hayat için vazgeçtim” der. Tam da bir çoğumuzun yaptığı gibi değil mi? Biriyle bir hayat seçeriz ve diğerleriyle olabilecek hayatlardan vazgeçeriz. Bir seçim yaptığımız anda birçok şeyden de aynı anda yüz çevirmiş oluruz. Nihayetinde bizim dünyamız halen ölümlü ve  zamanımız oldukça kısa seçimlerimizin sonucunu bilemesek de, zamanımızı diğer seçeneğe yönelseydim ne olurdu, daha mı iyi ya da daha mı kötü olurdu hayıflanmalarıyla geçirmektense, seçtiğimiz hayatı yeterince yaşayıp yaşamadığımızı sorgulasak daha yerinde olur sanırım. Hem Nemo’nun dediği gibi “Hayat bir oyun bahçesidir, başka bir şey değil.” Oyunun ve anın tadını her daim çıkarmanız dileğiyle…

Mesude Yıldız

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: