Film Tavsiyesi: Garip Dostluk

Özellikle edebiyatseverlerin seveceği bir filmi tanıtmak istedik sizlere…

“Aşk hikayelerinde yalnızca aşk yoktur. Bazılarında tek bir ‘seni seviyorum’ bile bulunmaz. Ama yine de birbirimizi seviyoruz…”

İngilizce adıyla “My Afternoons with Margueritte” Türkçe adıyla ise Garip Dostluk olarak bulabileceğiniz adlı bu filmde Germain sakin bir yaşam sürmektedir. Annesinin bahçesindeki karavanda tek başına yaşamakta, zamanının çoğunu parktaki güvercinlere yem vererek geçirmektedir. Yine bir park gezintisi sırasında Margueritte adlı yaşlı tonton bir kadınla tanışır. Margueritte bilgisi ve edebiyat tutkusu ile tahsil görmemiş Germain’i kendine hayran bırakır. Germain, yaşlı kadın sayesinde kitapların muhteşem dünyasını keşfeder. İkisi arasındaki bu sıcak dostluğu konu alan filmde insanların her yaşta değişebileceğinin en büyük örneğidir.

Germain, hayatı boyunca aşağılanmış, sevgi görmemiş ve kendini “hiç” olduğuna inandırmış bir adam. Özellikle anne sevgisinden yoksun olmak onu senelerce yaralamış. Bu yüzden çocuk sahibi olmanın sorumluluk istediğini şu sözlerle anlatıyor: “İnsanlar çocuk sahibi olmak için iki kere düşünmeliler çünkü çocuk yolun kenarına bırakıp gidebileceğin bir köpeğe benzemez.” İşin en acı tarafıysa şu, Germain baba olamayacağına inanıyor. Çünkü o bir çocuğu yetiştirecek yeterlilikte görmüyor kendini.

Sevdiği kadınla olan diyaloğu da bunu açıkça gözler önüne seriyor.

-Benim gibi bir babayı ne yapacaksın? İlkokulu bile bitiremedim, iki kelimeyi bir araya getiremiyorum. Bir çocuğa ne verebilirim ki?

-Sevgi…

Evet, aslında en önemli şey sevgi değil midir, bir çocuk için? Kendinde eksik olan en büyük parça da bu değil mi? Parkta Margueritte kitap okurken, kitap kahramanı annesinin sevgisinden söz eder ve Germain tepki gösterir.

G: Annesi tarafından sevilmeseydi o zaman ne olurdu?
M: Bilmiyorum. Eğer insan çocukluğunda yeterince sevgi görmezse, her şeyi tek başına keşfetmesi gerekir. Değil mi?
G: Hiçbir fikrim yok, bilmiyorum.

Margueritte, Germain’i çözüveriyor böylece. Eksik olan parçayı buluyor. Zaten Germain, filmin başında şu cümleyi kurmuştu: “Kendime örnek alabileceğim hiç kimse olmadı. Anlıyor musun! Her şeyi kendim çözmek zorunda kaldım.” Nasıl? Sizce de birbirlerinin ruhunu okumamışlar mı?

MY AFTERNOONS WITH MARGUERITTE, (aka LA TETE EN FRICHE), Gisele Casadesus, 2010. ©Cohen Media Group

Evet Margueritte ve Germain arasında kurulan dostluk kitaplarla süsleniyor. Aslında Germain kitap okumayı sevmeyen bir adam. Nedeniyse çocukken okulda öğretmeni tarafından aşağılanmış olması. İşte bu yüzden Margueritte okuyor ona kitapları. Tabi sonradan Margueritte kitap hediye edince serüveni başlıyor Germain’in. Bir süre sonra kitaplarla alakası olmayan bu adam, Margueritte’in gözleri göremez olduğu için tüm inanışlarını yıkıp ona kitap okumaya başlıyor. Çünkü onun gözünde dostu ‘okuyarak nefes alıyor’ Yepyeni hayatlar keşfediyor Germain, onun sayesinde. Tıpkı ben gibi.

Bu film bana yepyeni kitaplar kazandırdı. Buraya da yazmalıyım diye düşünüyorum.

İşte filmimizin meşhur kitapları:

– Albert Camus / Veba
-Luis Sepulveda/ Aşk Romanları Okuyan İhtiyar
– Romain Gray / Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı

Lafı çok fazla uzatmak istemiyorum, önermesi benden izlemesi sizden. Umarım hayatınıza ufak da olsa bir güzellik katar bu film. Umarım gülümsemenize vesile olurum. Son olarak Germain’in Margueritte’i anlatan cümlelerini paylaşacağım sizlerle.

“Aşkla şefkat arasında eşine az rastlanır bir cevher. Gidecek başka bir yeri yoktu. Kendisine bir çiçeğin adı verilmişti ve kelimelerin arasında yaşıyordu. İnsana saç baş yolduran sıfatlar, bazısı insanın aklına zorla giren, ot gibi büyüyen fiiller vardır. O ise nazikçe zihnimden yüreğime girdi.”

“Aşk hikayelerinde yalnızca aşk yoktur. Bazılarında tek bir “seni seviyorum” bile bulunmaz. Yine de birbirimizi seviyoruz.”

“Eşine az rastlanır bir cevher. Ona şans eseri parkta rastlamıştım. Fazla yer tutmuyordu. Tüylü bir güvercin kadardı. Kelimelerin, isimlerin arasında kaybolmuştu. Bana sayfaları gözlerimin önünde canlanan kitaplar verdi. Şimdi gitme! Daha vakit gelmedi, bekle.. Daha vakit gelmedi, gelmedi küçük çiçeğim.”

Hayatınızın Margueritte’ini bulduysanız eğer, sakın bırakmayın. Yepyeni dünyalara yelken açın kitaplarla. Bırakın kitaplar dünyanıza girsin, hayallerinize güzellik katsın.

Kelimelerinizi yitirmeyin olur mu?


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: