Erkekler Kapatılsın! Hayır Kadınlar Kapatılsın!

Genç kadınların dilinden düşmeyen ya da düşemeyen bir cümle var: Erkekler kapatılsın. Bu cümleyi söylerken ruhumuzun kırgınlığı yüzümüze zuhur eder. Vücudumuzun gerginliği hissettiğimiz öfkenin, gözlerimizin dolması ise o öfkenin altındaki üzüntüyle harmanlanmış duygu karmaşasının göstergesidir.  Peki ya suç gerçekten ERKEKLERİN MİDİR ya da daha doğru bir soru ile ortada gerçekten bir suç var mıdır? 

Hayatımdaki bu sözü söyleyen genç kadınların hemen hepsi görülmemiş çocuklardır. Peki nedir bu GÖRÜLMEMİŞ ÇOCUKLAR? Onlar dinlenilmeyenler, duyulmayanlar, sevgiyi almak için her zaman çabalaması gerektiğine inananlar. Varlıklarını göstermek için kendilerine başarısızlığı hak olarak tanımayanlar ya da başarmak için başkasına muhtaç oldukları hissiyatı ile büyütülenler… Bilir misiniz bilmem, olgunlaşmamış ebeveynler diye bir terim vardır. 

İşte bu kadınlar o olgunlaşmamış ebeveynlerinden sevgi almaya çalışan küçük kızlardır en temelinde. Ellerinde oyuncakları ile salonun ortasında kavga eden anne babayı izleyip kitlenen, ne ileri ne geri gidebilen, önce donakalan sonra ise gözleri yavaş yavaş yaşlanan beş yaşındaki o küçük kız büyüdüğünde anne ile babası arasındaki o ilişkiyi tekrarlayabilir, hatta bence kesin tekrarlar. İşte o an kalbi öyle bir kırılır ki aşkın ateşi ile bir zamanlar bahar bahçesine dönen benliği, yangına dönüşen bu aşkı kaldıramaz kül olur. Tüm bu yangın onu öldürür ve bir gün külleri birleşip yeni bir kadın ortaya çıkartır. İşte bu yeni doğan kadın, gün gelir başka bir adama ‘Kadınlar Kapatılsın!’ dedirtir. 

‘Kadınlar kapatılsın!’

‘Kadınlar kapatılsın!’ diye isyan eden adamın bakışlarında bir zaman sonra eskiden kadının gözlerinde olan buğu ya da kaskatı aşılamaz bir öfke bulunabilir. Yeni doğan kadın aslında en başından beri umursamazdır adama karşı, belli eder kendisinin rüzgar esintisinde dolaşan bir gül olduğunu. Yeri yurdu yoktur onun, kalıcı olmaz ve olmayı da istemez. ‘Belki bir gün ben de her şeyi bırakıp giderim.’ diyen Müzeyyendir o. 

Artık kadına güvenli gelen mesafedir ama fiziksel olanından değil… Kadın bir kere yaşamaya devam edebilmek için duygularından uzaklaşmayı öğrenir.  Buna alışırsa bir daha eskiden bağlanabildiği gibi bağlanamaz kimseye. Ne de olsa küllerinden doğmuştur o. Yangının üzerinden zaman geçer, küllerden doğan yeni bir benliğe kavuşur. Arada doğumundan önceki benliğini özlemle ansa da o saflık artık ölmüştür. Bir mezar taşı bile olmayan mezarının başında şarap içer kadın. Dua eder ölüsüne kalem ve kağıt ile. 

Ardında bıraktığı tüm adamlara ağıt yakar duasında. Kimi adamların cenazesine sebep olmuştur Müzeyyen, kimi adamlar da onun  doğumunu ve ölümünü sağlamıştır. 

En öz hali ile ‘Erkekler kapatılsın.’ diyen kadınların ve onlara ‘Hayır kadınlar kapatılsın.’ diyerek cevap veren adamların hikayesidir bu…

Büşra Durmuş

Önceki İçerikTarih Obası’nda Şamanizm / 1.Bölüm
Sonraki İçerikBatum Uçak Bileti Fiyatları