Endişesiz bir Hayatı Kucaklamaya Hazır mısınız?

“Aksiyona geçmek için hislerinizin değişmesini beklemeyin. Aksiyona geçin ve hisleriniz değişsin.” [Barbara Baron]

Endişeli düşünceler bir çok şeyi yapmanıza engel mi oluyor?

Hiçbir şey yapmamak veya seçmemek için mantıklı bahaneler mi üretiyor?

Kafanızın içinde biri size sesleniyorsa, bunları gözlemleyin ve bu sesin seçiminize müdahele etmesine izin vermeyin. Bu ses genellikle endeşili düşüncelerle doludur ve sizi harekete geçirmemek için elinden geleni yapıyor gibidir.

Endişe ettiğiniz için konuşmaya cesaret edemediğiniz, müsabakaya çıkmadığınız, sizi engelleyen bir kişi ile yüzleşmediğiniz anılar var mı?

Karar vermek genellikle bir aksiyonla sonuçlanır ve bu değişiklik içerir, sizi korumak için güdülenmiş zihnimiz ise kendini güvene almadan çıkarlarını artırma yoluna gitmez. Onun için belirsizlik endeşi yaratan bir durumdur.

Böylece, endişe sizi çaresizlik ve harekete karşı dirençli bir konuma doğru sürükler. Olan durumu da olduğundan daha olumsuz gibi algılmanızı sağlar.

Endişe ile Ne Yapalım?

Endişe ve dolayısıyla ortaya çıkan heyecandan dolayı ilkokul dansındaki başrolü kaptırmış ve bu durum karşısında da sevinecek yeteri kadar bahaneyi üreten zihnimi yıllar sonra irdeleyebiliyorum.

Yüksek lisans yapana kadar bize bir sunum yapma imkanı bile tanımayan eğitim sistemimizi saygıla anıyorum. Yirmi kişilik sınıfa yaptığım al yanaklı halimi hatırlıyorum da şimdi yersiz yere yaşadığım endişeyi görebiliyorum.

Endişenin kaynağı nedir?

Endişeyi düşünce oluşturur. Düşünce ise beynin bir üründür. Beynin ana görevi bizi hayatta tutmaktır. Bu da güvende olmak ve üremek anlamına gelir. Ancak ilham ve keşfetmek istediği yüreğimizden gelir, kimileri buna ruhumuz olarak da tanımlar.

Beynimizde oluşan düşünceler bizi korumak için gelir. Fiziksel durumlarda bizim hayatımızı kurtarırken, gelişimimizi engellebilir; sonuçta zihin bir organdır ve onu kullanabiliriz; işler onun tarafından kullanılmaya başladığında karışır.

  • Zihnin bize oynadığı en büyük oyun gelecekten korkmasıdır çünkü gelecek belirsizdir. Bunun suçlusu bize bilinçli düşünce sağlayan neo-kortekstir. Hayvanlar bu yüzden gelecek için endişe etmezler. Ne kadar anda olursak, o kadar kaynakla bağlantıda olur ve gelecekle ilgili endişeli düşüncelere cevap vermeyiz.
  • Nefes alıp verimişin derinliği, nefesin alıp verirken onun farkında olmak da bizi Şimdi’de tutar.
  • Bedenimizin fiziksel durumu, sağlığı, dik durmak, gülmek dopamin gibi zihni sakinleştirecek hormonların salgılanmasını sağlar.
  • Olumlu düşünce ve sözler, olumsuz düşüncelerin oluşmasını azaltır.
  • Meditasyon ise kişinin öz benliğine olan bağı kuvvetlendirirken zihin faaliyetlerini dolayısıyla gereksiz düşüncelerin azalamasını sağlar.
  • Son olarak, sevgi ve şükür duyguları bizi olumlu bir hale doğru sürükler, tüm duygular fırtana gibi dindiğinde geriye kalan tek şey sevgidir.

Sevginin tersi korkudur.

En çok da başarısızlık korkusundan dolayı endişe ederiz. Her başarısızlığımızın bizim için bir nimet olduğunu kavrar ve yeniden denersek, başarı sadece bir yan ürün olarak çıkar karşımıza…

Samuel Beckett’in dediği gibi:

“Denedim, başaramadım. Önemli değil. Yeniden denedim, yeniden başarız oldum. Bu sefer ki daha iyiydi.”

Unutmayın, zihin görevini usanmadan yerine getirecektir, denemekten vazgeçmeyecektir…

Uyanık kalın!


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikASLA’larımız ve Yaşamımız
Sonraki İçerikİtiraf Ediyorum, Ben Bir Bağımlıyım!
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.