Bir Kamboçya Hikâyesi: Bambu Tren ile Yolculuk ve Yüzen Köyü Ziyaret

Kamboçya denilince akla önce Angkor Tapınakları, başkent Phnom Penh ya da güneydeki sahil şehirleri gelir. Şilan Küçükokur ise yaptığı gezide, bambu treni ile ünlü Battambang’ı ve Kompong Luong’un yüzen köyünü anlatıyor; Kamboçya’nın gizli yüzünü görmeye davet ediyor.

Battambang, Kamboçya’nın kuzey batısında bulunuyor. Angkor ile ünlü Siem Reap şehrine otobüsle 3 saat, Phnom Penh’e ise otobüsle 5 saat uzaklıkta. Ayrıca vaktimiz var derseniz Kamboçya’nin en güzel nehir seyahatlerinden biri olduğu söylenen Siem Reap – Battambang arası tekne yolculuğunu tercih edebilirsiniz. Ama en az 7-8 saatlik yolculuğu göze almanız lazım.

Battambang zarif ve güzel bir ırmak şehri. Fransız kolonisi zamanlarından kalma Fransız dönemi mimarisinin en güzel muhafaza edilmiş örneklerini de burada görmek mümkün. Öğlen saatlerinde Battambang’a varıyoruz ve öncelikle buraya geliş sebebimiz olan bambu trene binmek icin hemen yola düşüyoruz. Bir tuk-tuk taksi ile bizi önce bambu trene, sonra da gün batımını izlemek için Pnom Sampeau tepesindeki tapınağa götürmesi için anlaşıyoruz.

Bambu tren, Güney Asya ülkelerindeki alternatif ve ucuz taşımacılık yöntemlerinin en yaratıcılarından bir tanesi. Uzun yıllardır yerli halk tarafından yük ve yolcu taşımasında kullanılan bu tren, son zamanlarda turistler tarafından da keşfedilerek bir turist aktivitesi haline gelmiş. Fransızlar döneminde yapılmış olan ve iyice eskimiş raylar üzerine yerleştirilen bambu platformların ucuna bir gaz motoru takılmış ve ortaya son derece sevimli ve havadar bambu vagonları çıkmış. Ne yazık ki, yakın zamanda yapılması planlanan yeni demiryolu sistemiyle bu gelenek ortadan kalkacak, ilgilenenlerin elini çabuk tutması lazım ziyaret etmek için.

Resim Açıklaması: Sadece turistik amaçlı değil, yük ve yolcu taşımada da kullanılıyor

Bambu tren istasyonuna varınca bir vagon kiralıyoruz ve vagon kaptanımız arkada biz önde başlıyoruz yolculuğa. Tren rayları tek bir şerit halinde uzayıp gidiyor ve bir süre sonra karşıdan bize doğru gelmekte olan başka bir turist vagonunu farkedince meraklanıyoruz, ne olacak şimdi diye. İki vagon karşı karşıya gelince duruyorlar. Biz vagondan iniyoruz. İki vagon kaptanı elbirliğiyle bizim vagonu raydan kaldırıp yana çekiyorlar ve diğer vagon geçip yoluna devam ediyor. Bizim vagonu tekrar raylara yerleştirip biz de yolumuza devam ediyoruz. Yarım saatlik bir yol sonrası bir köy kahvesinde mola verip bir şeyler içiyor ve sonra geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz. Toplam bir saatlik bu bambu treni yolculuğu Kamboçya gezimizin en ilginç anılarından biri oluyor.

Resim Açıklaması: Karşıdan gelen başka bir turist vagonu. Şimdi ne olacak?

Bambu tren maceramız sona erince, tuk tuk şöförümüz bizi Pnom Sampeau’ya götürüyor. Burada 10-15 dakikalik bir yokuşu tırmanarak tepedeki „Ölüm Mağaraları“nı ve küçük tapınağı ziyaret etmek mümkün. Şöförümüz tek başımıza yolu bulamayacağımızı söylüyor ve ufak bir ücret karşılığı yanımıza 10-11 yaşlarında Kamboçyalı bir kız çocuğu veriyor rehberimiz olarak. Sonradan anlıyoruz ki aslında bu yolda kaybolmak pek de mümkün değil ama yine de sevimli rehberimizle yürüyüş eğlenceli, bir şikayetimiz yok bu yüzden. Yokuşun ilk durağı Kızıl Kmer ordusu tarafından katledilen yüzlerce insanın cesetlerinin bulunduğu mağaralar, yani „Ölüm Mağaraları“. Kamboçya’nın çeşitli yerlerinde rastlanan bu tür ölüm mağaraları ve ölüm tarlaları, Kamboçya halkının acı ve savaşla dolu yakın geçmişinin sessiz tanıkları. Mağaralardan sonra beş dakikalık bir yokuş daha tırmanarak en tepedeki tapınağa varılabiliyor. Buradan günbatımını seyretmek güzel olurmuş diye duyduk ama biz oradayken hava bulutlu ve kapalı, günbatımından umudu kesiyoruz. Ama Battambang şehrinin bu noktadan kuşbakışı manzarası cidden çok güzel.

Resim Açıklaması: Pnom Sampeau tepesinden Battambang manzarası

Battambang’da bir gece geçirdikten sonra (gayet temiz ve klimalı iki kişilik bir odaya sadece 10 Dolar ödüyoruz), ertesi sabah Kompong Luong yüzen köyünü görmek için yola düşüyoruz yine. Bu arada yola çıkmadan hemen önce, methini duymuş olduğumuz Vegetarian Foods Restaurant’ta sabah kahvaltısı yapmayı ihmal etmiyoruz. Yemekler cidden harika. Otobüsten Krakor şehrinde iniyoruz. Krakor’dan kiraladığımız bir moto-taksi ile 10 dakikada yüzen köyün başladığı nehir kıyısındayız. Sırtçantalarımızı bir otelin emanetine bırakıp, kıyıdaki bilet gişesinden bize köyü gezdirecek rehberli bir kayık kiralıyoruz (Bir saatlik kayık kirası 8 Dolar). Rehberimiz daha doğrusu kayık sürücümüz İngilizce konuşamadığı için bize açıklamalı rehberlik yapamıyor malesef. Ama sadece gördüklerimiz de yetiyor bize…

Kompong Luong’da sıradan bir balıkçı köyünde rastlayabileceğiniz herşey var: Köy evleri, evlerin balkonlarında havlayan köpekler ve evlerin önünde oynayan çocuklar, bakkallar, manavlar, elektronik tamirci dükkanları, bilardo salonu, restoranlar ve hatta bir benzin istasyonu. Alışılmadık olan ise bu köy, yani bahsi geçen bu ev ve dükkanların hepsi suyun üstünde yüzüyor! Çocukların ev önündeki oyun alanları bahçe yerine nehir. Komşular birbirlerini küçük kayıklarıyla ziyaret ediyor, bir yerden bir yere bu kayıklarla gidiyorlar. Kuru sezonda ırmak sularıyla birlikte köy de geriye çekilip yerini bir miktar değiştiriyor ve yağmurların başlamasıyla birlikte tekrar eski yerine dönüyormuş.

 

Yüzen köydeki bir saatlik kayık turumuzdan sonra sırtçantalarımızı alıp ana yola çıkıyoruz. Yoldan geçmekte olan Pnom Penh otobüslerine işaret ediyoruz bir süre ve çok geçmeden bir tanesi bizi almak için duruyor. Yeni Kamboçya hikayeleri için yola düşüyoruz yine. ..

Resim Açıklaması: Benzin istasyonu

Şilan Küçükokur


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: