Şiddet ve Çocuk Yetiştirme Tarzımız

 kasinolmak4

 

Toplumda artan şiddet eğilimlerini her geçen gün üzülerek seyrediyor ve yaşıyoruz.

Birbirine yol vermedi diye saldıran, baktı diye yaralayan, ayrılmak istediği için öldürülen, şanslı ise yaralanan insanların haberlerine maalesef her gün rastlıyoruz.

“Neden bu hale geldik? sorusundan önce “Acaba hep böyle miydik?” diye farklı bir soru sormak istiyorum.

Bu konu ile ilgili birçok neden var ancak en önemli iki tanesine değinmek istiyorum. Birisi genlerimiz ikincisi ise bireysel alana saygı.

Biraz geçmişe gidersek Türk boyları yaşam tarzına bakınca aslında çok da bir şeyin değişmediğini görmek çok zor değil.

Genlerimizden başlayalım.

Atalarımızın bize miras bıraktığı genler, sizin de bildiğiniz gibi Türkler yıllar boyunca boylar halinde yaşamış ve bu süre içerisinde hep kendi aralarında savaş halinde olmuşlar Türk boyları birbirlerine güvenmeden yaşamışlar yıllar boyunca, kuşkuculuk bize buradan miras. Ne kadar güveniyoruz bir düşünelim. Savaşçı bir toplum olan Türklerin tarih boyunca hayatından şiddet eksik olmamış. Her yeri fethedebilme kapasitemizin yanında yönetebilme ve idare etme kapasitemizde de bir değişme olmamış. Yok denecek kadar az… Hep birileri bizi yönetmiş şimdi olduğu gibi, askeri anlamda bu yeteneğimizi yönetim alanına taşıyamıyoruz. Ne kendimizi ne de ülkeyi yönetmekte iyi değiliz. Tarih boyunca da fethettiğimiz yerleri iyi yönetemediğimiz için kaybetmişiz zaten. Yönetmeye hep başkalarını getirmişiz ülkenin başına. Bildiğimizi yapmaya devam etmişiz kavga savaş… Halen de buna devam ediyoruz.

Genlerimizi değiştiremeyeceğimize göre başka şeyler öğrenmeliyiz. Bunun toplumca bilincine varıp nelere dikkat etmeliyiz ve yeni nesle bu genlerinin farkına varıp gerektiğinde bir güç olarak kullanılmasının yanı sıra nasıl kontrol edileceğinin de öğretilmesi zorunlu diye düşünüyorum. Yurt dışından aldığımız eğitim öğretim sistemleri bize uymuyor; bizim kendimize özel bizim yapımıza uygun programlar geliştirebilmemiz gerekiyor.

Diğer değinmek istediğim nokta ise yetiştirme tarzımız.

Evet biz erkek çocuklarına kızlardan farklı davranıyoruz. Erkek çocuklarımızı anne ve babalar olarak bazen egolarını fazlaca şişirirken kızlar bu durumdan mahrum kalabiliyor.

Ancak farklı bir konu da var dikkat çekmek istediğim o da bireysel alan…

Toplumca neredeyse hiç bireysel alanlara saygı duymuyoruz. Sonra ondan başkalarının bireyselliğine saygı duymasını bekliyoruz. Çok zor…

Çocuğunuzun bireysel alanına saygı duymazsanız o da ne kendinin ne de başkasının bireysel alanına saygı duyar anne ve baba olarak bizim istediğimiz gibi olmalısın baskısı devam ettiği sürece bu şiddetin önüne geçmek çok zor olacak diye düşünüyorum. Erkek ve kız çocuklarımıza kendilerinin ve başkalarının bireysel alanlarına saygı duymaları gerektiğini öğretmeliyiz. Ama asıl işin zor kismı da bu, insanın kendinde olmayanı başkasına vermesi çok zordur. Biz anne baba olarak birbirimize birey gibi davranamazken, kırk yaşına gelmiş çocuğumuzun aile hayatına bile karışırken, özel hayat ve aile ilişkileri iç içe geçmişken bunu çocuğumuza nasıl vereceğiz? Aslında bunun yeri okuldan başlıyor eğitim öğretim sisteminin bunun üzerine kurulması gerekiyor. Ama gene maalesef ki okullarda kadın öğretmenlerin bile özel timler kurarak kız öğrencileri nasıl taciz ettirdiğini korku şaşkınlık ve utanç duyguları içinde görüyoruz. Hükümet politikasından çıkıp eğitim öğretimi baştan planlamalıyız. Yeni yetişen nesillere bunu öğretemezsek daha çok canımız yanacak.

Birbirine saygı ve sevgi ile yoğrulmuş kültürü anlatan atalarımızın öğretilerini deneyimlerini aşılamalıyız Yunus Emreleri, Mevlanaları daha düzgün anlatmalı, bozulan dağılan kültürümüzü tekrar bir araya getirebilmeliyiz.

Hala ümit varken zengin kültürel yapımızı hatırlamalı ve yaşanabilir bir hale getirmeliyiz.

Saygı, sevgi ve hoşgörü ile yaşamalı bu topraklarda…

 

Cenk Kahvecioğlu

 

https://twitter.com/UzPsikologYazar


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: