Antalyalının Ulusal Yarışma Özlemi

Geçen yıllarda Martı Dergisi için Antalya Film Festivali’ni takip etmiş, festival alanından çeşitli görüntü ve haberleri Martı Dergisi okurlarıyla paylaşmıştım. Bu yıl da festivale ilişkin değerlendirme/gözlem yazısıyla, bir nebze de olsa sizlere festival havasını yaşatmayı deneyeceğim.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve geçen hafta sona eren 55. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde en iyi film ödülünü, yönetmenliğini Jafar Panahi’nin yaptığı ‘Üç Yüz’ alırken, iyi yönetmen ödülü ise ‘Bir Aile İşi’ filmi ile Kore-eda Hirokazu’nun oldu.

Festivalin film seçkisi sinema severlerden tam not aldı. Çoğumuzun, bırakın dünya sorunlarını kendi sorunlarımızı bile görüp konuşmak istemediğimiz bir ortamda festival yönetiminin dünyadaki; çocuk ve kadın işçiliği, göçmenlik ve mülteci sorunlarını ele alan bir film seçkisi yapmış olması Antalyalı izleyicinin de dikkatinden kaçmadı. Yarışma filmlerinin sonundaki söyleşiler de her yıl olduğu gibi bu yıl da hem seyirci hem de yönetmen ve oyuncular için çok değerli buluşmalardı.

Ferzan Özpetek “Daha uzun kalırsam Antalya’nın rengini o zaman söylerim.”

Bildiğiniz gibi festival yönetimi geçen yıl aldığı kararla ‘Ulusal Yarışma’yı kaldırmış ve 53 yıllık bir geleneğe son vermişti. Bu karara sinema sektöründen ciddi eleştiriler gelmişti. Antalyalı seyirci ise “festivalden bir film izlerim, oyuncu ve yönetmenini de görürüm” diyemediği için pek bir mahzun. Hal böyle olunca bu yüz yüze buluşmalardan mahrum kalmış izleyici Cem Yılmaz ve Ferzan Özpetek söyleşilerini doldurdu.

Antalya’da ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ alan dünyaca ünlü yönetmenimiz Ferzan Özpetek, katıldığı söyleşide sorduğum “İstanbul kırmızı, Roma sarı ise Antalya sizin için ne renk?” sorusunu “Kaldığım zaman hep çok az oldu. Üç-dört gün. Belki daha uzun zaman kalırsam rengini o zaman size söyleyebilirim” şeklinde cevaplarken Cem Yılmaz da iki gün boyunca katıldığı söyleşilerle festivalde en fazla ilgiyi gören isim oldu.

Önceki yıllarda genel de ödüllerin açıklanmasından bir gün önce festivali takip eden sinema yazarları kendi listelerini açıklar, ödül öncesi de epey gündem olurlardı. İki yıldır Ulusal Yarışma’nın yapılmaması ve İstanbul’da bir grup sinemacı tarafından Ulusal Yarışma’nın organize ediliyor olması nedeniyle sinema yazarlarının pek çoğu festivali takip etmedi. Festival alanında geçirdiğim 3-4 gün boyunca Olkan Özyurt ve Mehmet Açar dışında başka kimseyle denk gelmedim. Hal böyle olunca ben de Olkan Özyurt’tan tahminlerini aldım. Özyurt’un hem en iyi kadın oyuncu hem de en iyi erkek oyuncu tahmini tuttu.

Ödül Akşamı

Bu kez ödül törenini yerinde göreyim dedim ve akreditasyon sayesinde de hiç sıkıntı yaşamadan festival alanındaki yerimi aldım. Çokça sanatçı görür, iki laf ederim diye düşündüm ancak sadece Sermiyan Midyat ve Burak Altay’ı gördüm. Genç sanatçılar vardıysa da ben tanımıyordum. Uluslararası filmlerin oyuncularından ve ekibinden de gözüme çarpan olmadı. Eric Roberts da yoktu ki epeydir kullanmadığım İngilizcemi kullanarak iki satır Antalya’ya ilişkin görüşünü alayım.  Zaten festival süresince daha önce Cam Piramit alanında yapılan Film Forum buluşmaları, Riksos Otel’de olunca filmden çıkıp, foruma gideyim de yapamadım. Dolayısıyla yabancı filmlerin katılımcılarını, geldilerse söyleşilerde görebildim/görebildik.

Açılışta olduğu gibi kapanışta da Festival Başkanı Menderes Türel sıkça ‘uluslararası festival’ vurgusu yaptı. Doğrusu henüz tam anlamıyla uluslararası festival algısı yaratmıyor olsa da ülkemiz sineması ve Antalya için uluslararası filmler aracılığıyla bu algının gün geçtikçe güçlenmesini dileyelim.

Yazımın başında da değindiğim gibi Ulusal Yarışma’nın festivalden ayrılmış olmasını hem sinemacılar hem de Antalyalı sinema severler henüz içselleştiremedi. Bu hafta sonu yapılacak olan panel de bunu tesciller nitelikte. Cumartesi günü (13 ekim) Akra Otel’de “Antalya Film Festivali Nereden, Nereye? başlıklı bir söyleşi var. Moderatörlüğünü kültür-sanat yazarı Şenay Aydemir’in yaptığı söyleşinin konuşmacıları; Reyan Tuvi, Tuncer Çetinkaya olacak.  Bakalım söyleşiden festivalin geleceğine ilişkin nasıl bir beklenti ortaya çıkacak?

Festivalin En iyileri

En iyi film: Üç Yüz, Yönetmen: Jafar Panahi, (İran) (Törene katılamadı.)

En iyi yönetmen: Kore-eda Hirokazu, Bir Aile İşi (Japonya)

En iyi kadın oyuncu: Samal Yeslyamova (Ayka), Rusya, Almanya, Polonya, Kazakistan, Çin

En iyi erkek oyuncu: Zain Al Rafeea, Kafernahum (Lübnan, ABD)

Jüri Özel Ödülü: Kailash (ABD)

Behlül Dal Ödülü: Çınar (Türkiye)

Dr Avni Tolunay İzleyici Ödülü: Göç Mevsimi (Kolombiya, Danimarka, Meksika)

Genç Jüri Ödülü: Kafernahum (Lübnan, ABD)

Yarışma Filmleri

‘Soğuk Savaş’/Yön:Pawel Pawlikowski

‘Ayka’ / Yön: Sergey Dvortsevoy

‘Kaliash’ / Yön: Derek Doneen

‘Göç Mevsimi’ / Yön: Cristine Gallego-Ciro Guerra

‘Üç Yüz’ / Yön: Jafar Panahi

‘Çınar’ / Yön: Mustafa Karadeniz

‘Güven’ / Yön: Sefa Öztürk Çolak

Capernaum’ / Yön: Nadine Labaki

’12 Yıllık Gece’ / Yön: Alvaro Brechner

‘Bir Aile İşi’ / Yön: Hirokazu Kore-eda

Seher Özen Karadeniz, 11Ekim 2018


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerik21.Yüzyıl için 21 Ders, Yuval Noah Harari
Sonraki İçerikKalple Büyüyen Ekran Resmi
Seher Özen Karadeniz
İletişimci /Eğitmen. Okur, yazarım. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisans, Gazetecilik bölümünde de yüksek lisans eğitimi aldım. İstanbul’da gazeteci olarak başladığım çalışma hayatımı, halkla ilişkiler sektöründe medya ilişkileri yöneticisi olarak sürdürdüm. Yavaş kent olduğunu düşünerek 2007 yılında Antalya’ya yerleştim. Büyükşehir Belediyesi’nin Tarih Vakfı’nın danışmanlığında sürdürdüğü Kent Müzesi Projesi’nde görev aldım. Proje vesilesiyle hem kenti, hem de insanın geçmişle olan ilişkisini nereden kurması gerektiğini öğrendim. Belleğin kıymetini, tarihin sadece kahramanların hayatı üzerinden yazılamayacağını/yazılmaması gerektiğini kavradım. Bu kavrayışla kentimle ilgili fullantalya ve businessantalya kent bloglarında röportaj yapıp kent yazıları yazıyorum. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde iki yıl süreyle ‘Kurum Kimliği’ ve ‘Medya Planlama’, yaygın eğitim merkezlerinde ‘İletişim’ dersleri verdim. Halen kent içindeki en büyük yeşil alanı olan Zeytinpark’ta ‘Doğada İletişim, Doğayla İletişim’ başlılığıyla iletişim eğitimleri veriyorum. www.martidergisi.com’da 2012 yılından beri kitap yazıları, insan hikayeleri, kent yazıları, zaman zaman da gezi yazıları yazıyorum. Yaşam boyu öğrenme tam bana göre deyip AÖF Sosyal Hizmetler bölümünü bitirdim. Halen Sosyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisi olarak öğrenim hayatımı sürdürüyorum. Evliyim ve 13 yaşında bir oğlum var.