Yaratıcılık, Yaratıcı Düşünme, Eğitim ve Modern Çağ

0
555

21. yüzyılın son çeyreğinde İktisadi İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) özellikle eğitimde dört becerinin eğitim müfredat ve programlarında bulundurulması gerekliliğine vurgu yapıyor. 4C diye tanımlanan iletişim (communication), iş birliği (cooperation), eleştirel düşünce (critical thinking) ve yaratıcılık (creativity) gibi becerilerin, duygusal zekâ ve sorumluluk-karar alma becerileri de eklenip evrensel insanlık değerlerimizle, akıl ve kalp bütünlüğümüzle harmanlamamızın önemi öne çıkıyor. Millî Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyonu belgesinde de benzeri becerilerin bütüncül yaklaşımlarla ele alınmasının gerekliliğinden söz ediliyor.

Her biri ayrı birer cevher olan öğrencilerimizin içindeki cevheri ortaya çıkarması için onları doğru, çağdaş ve yaratıcı eğitim ilkeleri ile donatmamız çok önemli. Yaşadığımız dünyaya daha farklı gözlerle bakmamızın önemine dikkat çeken çalışmalarla öğrencilerimizde farkındalık uyandıracak davranışlarımızın sorumluluğunu almayı ve gerekli olduğunda da değişim ve dönüşüme liderlik etme anlayışını artık eğitimimizin bir parçası olmasının tam zamanı. Bu beceriler sayesinde gelişen çevre ve topluma daha uyumlu, barışçıl ve daha olumlu düşünüp hareket edebilen, geleceğe ve şu ana dair daha mutlu, umutlu bakabilen gençler yetiştirebilmemiz mümkün. Uzunca bir süredir pandemi nedeniyle gerek yüz yüze gerekse çevrimiçi ortamlarda eğitimimizi sürdürüyoruz. Aklımızda öncelikle öğrencilerimizle duygusal bir bağ oluşturabilmenin yanı sıra onların içindeki öğrenme merakını canlı ve taptaze tutabilmek.

Yaratıcı Düşünmek Neleri Sağlar?

Yaratıcı düşünme, yaratıcı öğretme bireyleri hayal kurmaya, düşünmeye, sorgulamaya yöneltir. Bu da merak duygusunu beraberinde getirir ve araştırma hevesi kazandırır. Merak duygusu gelişen birey, bilgiye farklı yönlerden ulaşmanın mümkün olup olmadığını, ulaştığı bilginin doğru ve güvenilir olup olmadığını araştırma hevesiyle yaptığı için doğal olarak eleştirel düşünme becerisini de geliştirir. Bazen bize yöneltilen farklı bir soru, karşımızdaki kişinin bizden nasıl daha farklı bir bakış açısıyla olaylara baktığını bize anlatabilir. Farklı düşünme becerisine sahip bireylere rehberlik etmek, onları cesaretlendirmek sınıflarımızda daha fazla görmeyi hedeflediğimiz öğretmen davranışları arasında yer almaktadır. Eğitim alanına katkılar koyan bir akademisyen olduğumdan, edindiğim deneyimler sonucunda yaratıcılığın filizlerinin ister sanal ister gerçek ortam olsun karşılıklı güven ve samimiyet duygusunun olduğu ve süreklilik arz ettiği her ortamda yeşerdiğini söyleyebilirim. Hata yapmak, hatalardan öğrenmek, risk almak, denemek, kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz her samimi ortam yaratıcılığın gelişimine uygun bir zemin hazırlamaktadır.

Yaratıcı birey, yeni alanları araştıran, yeni gözlemler yapan, yeni çıkarımlar oluşturan ve yeni kestirmelerde bulunan bireydir. Eğitimin hedefi, öğrencilere engellerden, isteklerinin tatminine kadar ortaya çıkan problemlerin nasıl çözüleceğini öğretmek olursa eğitim bir anlam kazanır. Yaşam yaratıcılığın ve yaratıcı düşünme becerilerinin hayatımıza uyarlanması sonucunda değişir, değişecektir de. Bu nedenle biz eğitimcilerin yaratıcılığın gelişmesine yaptığımız her türlü katkı, yalnız bireylerin kendisine değil, topluma da yararlı olmaktadır. Yaratıcılığı etkileyen en önemli faktörlerden biri kuşkusuzdur ki eğitimdir. Daha da önemlisi eğitimi aldığımız ortam, kişi ve beraberinde getirdiği davranışsal yaklaşımlar. Bunun için eğitimcilerin açık fikirli, eğitimin ise basmakalıp bilgi yığınlarından sıyrılarak öğrencileri düşündürmeye yönelik olması gerekir. Yaratıcılığa imkân tanımayan bir sınıfta ise, öğretmen otoritedir, kendini zamanla ve basmakalıp düşüncelerle kısıtlandırma eğilimi taşır, öğrencilerin duygusal gereksinimlerine duyarsızdır, fazlasıyla disiplin kurma ve bilgi aktarma çabası içindedir. Oysa öğrenende kalıcı olan, sorunları çözme ve yeni düşünceler yaratma yeteneğidir. Bireyleri ve toplumları ileriye taşıyan öğrenme modeli de budur.

Yaratıcılık ve Öğrenme Arasındaki İlişki

Araştırmalar yaratıcılığın, öğrenmenin önemli bir boyutu olduğunu göstermektedir. Yaratıcı düşünme bilginin kazanılması için hayati bir öneme sahiptir, çünkü yaratıcılığın gelişimine elverişli çevreler, çocukların öğrenmeye karşı olumlu tutumlar geliştirmelerine yardımcı olur ve öğrenmeyi eğlence haline getiren güdüleyiciler niteliğini taşır. Ayrıca yaratıcılık üst düzey düşünme süreçlerini harekete geçirerek, bireylerde düşünme becerilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Her gün değişen dünyaya en iyi yaratıcı bir eğitimden geçen hayal gücü yüksek beyinler ayak uydurabilir.  Yaratıcılığın önemli olduğunu gösteren esas önceliklerden biri de yaşama uyumla ilgilidir. Sürekli değişen dünyada, bireylerin yeni durumlara uyum gösterecek becerilerle donanmaları gerekmektedir. Yeni yüzyılın yeni nesiller için neleri içinde barındırdığını bilemeyiz. İşte yaratıcı sorun çözme deneyimleri, bireyleri hem geleceğin hızlı değişimlerine uyum göstermeye hem de günlük yaşamın artan gereklerine cevap verecek etkin beceriler geliştirmeye daha iyi hazırlayacaktır.

Peki esasen nedir bu yaratıcılık dediğimiz şey?

Yaratıcılık kavramının Batı dillerindeki karşılığı “Kreativitaet, creativity”dir. Latince “creare” sözcüğünden gelir. Bu sözcük “doğurmak, yaratmak” meydana getirmek’ anlamındadır; devingen, dirik (dinamik) bir süreç olma niteliği sözcüğün anlamında saklı bulunmaktadır (San, 2019). Guilford (1959) ‘’yaratıcılığı, düşünme akıcılığı ve düşünme esnekliği, aynı zamanda özgünlük, problemlere duyarlılık, yeniden tanımlama ve zenginleştirme birden çok sonuca götüren düşünme yetenekleri grubunda sınıflanabilir ‘’ şeklinde tarif ederek yaratıcılığın tanımında yetenekler üzerinde durmuştur. May (1959) ise yaratıcılığı “ruh sağlığının en yüksek derecesinin göstergesi kabul ederek, yeni bir şeyin doğmasını sağlamaktır’’ şeklinde tanımlamaktadır. Torrance (1974) yaratıcılığı “Sorunlara, yetersizliklere, bilgideki boşluklara, eksik elemanlara, uyumsuzluklara, düzensizliklere duyarlı olma; güçlükleri belirleme, çözümler arama, yetersizliklere ilişkin tahminlerde bulunma veya hipotezler oluşturma; bu hipotezleri sınama, yeniden sınama, revizyondan geçirerek yeniden sınama ve en sonunda sonuçları iletme süreci olarak” tanımlamaktadır. Yaratıcılık içeriğinde bireysel özgürlüğün egemen olduğu kişilik yapısı, entelektüel birikimi, yaşamı algılama ve aktarma yetisi ve sezgisi taşır. Çoğunlukla geçmişten gelen birikimin, deneyimin, kavram ve olayların yeniden sentezlenip farklı ilişkilendirmelerde bulunarak yeni fikirlerle bilginin yeniden üretilmesinde ya da özgün yapıtların oluşmasında rol oynar. Özünde yatan bir sorunu analiz ve sentezleme yaparken ona kattığımız orijinallik ve yenilik vardır yaratıcılığın içinde. Kısaca, yaratıcılık, bilinen düşünce, fikir ve etkileşimleri farklılaştırmayı, olaylara farklı perspektiflerden bakabilmeyi amaçlamaktadır.

Amerikalı filozof, toplum bilimci ve eğitimci John Dewey, “Yaptığımızı öğreniriz” ilkesinden yola çıkarak yaratıcılık bağlamında diğer disiplinlerle de ilişki kurulması sağlanmasının önemine vurgu yapılmaktadır. Yaratıcılığın çıkış noktası sayılacak ilkeler arasında aktif ve yapıcı eleştiri, ilişki kurma, bağımsız yargılama, duyguyu katma, yanıta farklı yollardan gitme, yeni anlamlar üretme, çıkarım yapma, deneme, yanılma, risk alma, açık fikirlilik, esneklik, merak ve araştırma gelmektedir.

Günümüzde, 21. yüzyılın öğrencilerine kazandırılmasının hedeflendiği başlıca dört beceri (iş birliği, iletişim, yaratıcılık ve eleştirel düşünme) arasında yaratıcılık çok önemli bir rol oynamaktadır. Dünyanın değişimine ayak uydurabilme ancak çevremizde gelişen olayları farklı perspektiflerden değerlendirme ihtiyacı olarak kendini gösterir yaratıcılık. Bireysel ayrıcalıkların, çevrenin, değişimin önem kazandığı günümüzde eğitimdeki ezbere, yinelemeye yönelik sorunsalın ciddi boyutlarda tartışılmakta olması beraberinde yaratıcılık olayını da tekrar tekrar önümüze koymaktadır. Çağımızın özelliği gereği toplumları, her alanda donanımlı bireyler oluşturmalı artık. Hem bu nedenle hem de yaratıcılık bağlamında disiplinler arası çalışmaların gerekliliğini de göz önüne alarak yaşam yolculuğumuza devam etmeliyiz. Farklı disiplinlerden bir araya gelen bireylerin sorgulayan, geniş açıdan düşünen insanlar olacaklarını göz önünde bulundurarak ve farklılıklarımızı zenginlik olarak düşünerek eğitimi planlamalıyız. Günümüzün yaratıcı bireyi çok ve çeşitli konularda okumalı, izlemeli, araştırmalı, yaratıcı zekasını sözel ve görsel verilerle sürekli olarak beslemelidir. Bireyin yaratıcı yönünü destekleyen, geliştiren yaratıcı bir eğitim anlayışı ile etkili çözümlere ulaşmanın mümkün olacağı hep akıllarda tutulmalıdır. Yaratıcılığı besleyen öğrenme ortamlarında merak duygusu gelişen, hayal kurabilen, iş birliği içinde çalışmayı öğrenmiş, sorgulayan, birbirini anlayan ve çevresinde olan biteni farklı perspektiflerden anlamlandıran bireyler bizi bugünden ileriye taşıyacak olan neslin özellikleri olacaktır.

Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt

Girne Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Öğretim Üyesi

Kaynakça:

Guilford, J.P. (1959) Traits of Creativity. In: Anderson, H.H., Ed., Creativity and Its Cultivation, Harper & Row, New York.

May, R. (1959) A Review of General Semantics, Vol. 16, No. 3

San, İ. (2019). Sanat ve Eğitim-Yaratıcılık, Temel Sanat Kuramları, Sanat Eleştirisi Yaklaşımları, Ankara: Ütopya Yayınları.

Teker, U. (2003). Grafik Tasarım ve Reklam, İzmir: Dokuz Eylül Yayınları.

Torrance, E. P. (1974). Torrance Test of Creative Thinking, Verbal Tests Forms A And B (Figural A& B): Scholastic Service Inc. Il, Bensenville.

Önceki İçerikDünya İntihar Etti de Biz Mi Göremedik?
Sonraki İçerikDünyanın İlk Kadın Amirali, Halikarnassos-Bodrum’dan Bir Anadolu Kadını