101 Ustadan Hayatın Şeyleri

Tam şu an…

Zaman, mekan fark etmeksizin bir an durup başrolünü oynadığınız hayat filmini geri sarın ve bundan bir kolaj yapın deseler… Şüphesiz bazılarını tekrar izler ve ayrı bir kayda alırsınız.

Bir başarı anı belki, ya da bir yenilgi..

Sevilmenin tadının hissedildiği bir vakit olabilir ya da keşkelerle muhatap bırakan bir kayıp…

Bir hata da olabilir, dilinizden ya da elinizden çıkan, olur ya belki farkında bile değildiniz.

İş arkadaşı, dost belki de eş varmış karşınızda, güvenmişsiniz, ah ne budalalıkmış. Nitekim güven kredisini kolay kolay her isteyene vermemeyi öğrenmişsiniz.

Gibi Şey’ler..

İşte bunları yaşadığını an, tecrübe çekmecesine sıkıştırıp, kilidi atarsınız.

Tekrar izlediğinizde de ayrı bir kayda alırsınız.

Hansel ile Gratel’in yolunu bulmak için yollara serptiği ekmek kırıntıları gibi…

Nermin Sayan, Faruk Şüyün’ün 101 Ustadan Hayatın Şeyleri kitabının arka kapağına düştüğü notta işte böyle diyor.

Ekmek kırıntıları bu kez hayat kırıntıları olarak karşımıza çıkıyor.

Yeniden yoğrulup bereketi doğurmak üzere ruhumuza bırakılan hayat kırıntıları…

Faruk Şüyün yaptığı söyleşilerle gazete sayfalarında uzun yıllar “Sanat Molası” verdirmiş okurlarına. Ve bakmış ki, bu söyleşilerde zamansız, mekansız, herkes için çok şey ifade edecek hayat kırıntıları var, kitap haline getirme kararı almış.

Kimler yok ki bu kitapta…

Sunay Akın, Ahmet Ümit, Buket Uzuner, Ayşe Kulin, Mario Levi, Ataol Behramoğlu, Vedat Sakman, Ara Güler gibi birbirinden değerli isimler. Yazar, ses sanatçısı, tiyatrocu, ressam, karikatürist… Sanatın farklı dallarından tam 101 kişi.

101 adet yaşanmışlık.

101 dünya görüşü.

Hayata dair 101 şey…

Altını çizdiklerimden bazı satırları da paylaşmak istiyorum:

Ara-Güler-1Ara Güler: “Proje yapmamak lazım, içinden geldiği gibi yaşamak lazım. Proje ile mi saviyorsun bir kadını?! Proje.. Ne projesi! Yaşamak denen bir olay var. Yaşamak, dünyada var olmak, nefes almak. -Yaşamak güzel şey be kardeşim!- diyen adam, Nazım Hikmek, işte o yaşamayı benim düşündüğüm gibi anlıyor.”

Selim İleri: “ Hayatımda yapabiliyor muyum bilmiyorum; inşallah yapıyorumdur, ama kibirden, hiç olmazsa kendim yapamasam bile, fikren, düşünce dünyamda nefret ettiğim muhakkak. Bütün kibirlere karşı bir tavrım var.”

Tahsin Yücel: “Eşim bir gün, -Tanrı ayırmasın; bir gün ayırırsa Tanrı bizi ben seni daha çok ensenden hatırlayacağım- dedi. O da doğru. Dar bir oda çalışma mekanım. Pencereye dönük oturuyorum ve sadece ensem görünüyor.”selim-ileri-sanatlog

Hayatı işlerken kural koyan değil ayna olacak bir kitap.

Elbette benim de şey’lerim var. Zaten bu kitabı okuyunca insan kendi şey’lerine dair düşünmeden edemiyor.

Benim de şey’lerim var. Yıllar evvel hayatın beni buyur ettiği, hadi geç otur bakalım dediği koltuğa bu yıl itibariyle biraz daha yerleşmiş bulunuyorum. Zira 30 yaşına basıyorum. Ve benim için de hayatın fark ettirmeden, usul usul öğrettiği şey’ler var.

  1. Şey/1. Hayat Kırıntısı: Önce aile…

798412_detayKimi zaman keyifsizliğinize, kimi zaman da neşenize ortak olabilen bir ailemiz varsa; iki arkadaş gibi kendimize dair ve hayata dair sohbet edebildiğimiz ebeveynlere sahipsek; anne babamız kendimizi kandırmamıza izin vermeyecek şekilde pohpohlamayan tam aksine en sert ve objektif eleştiriyi yapabilen birileriyse, onların hayat enerjisi ve gücünü örnek alıp zaman zaman kendimizi superman/supergirl hissediyorsak bence şanslı bir kuluz demektir. Şükredelim, kıymetini bilelim ve aramızdaki bağın gücüne güç katalım. Peki ya aksi durumda? Malesef yok değil böyle aileler. Ama show devam etmeli yaşamaya devam! Schopenhauer kirpileri misali.. Yani uygun mesafede birbirine zarar vermeden uygulanacak bir yaşam stili benimsemeli.

  1. Şey/ 2. Hayat Kırıntısı: Kendinden kaçmak yerine kendine kaçmak…

Demem o ki kendimizden kaçmak için başka seslere, kalabalıklara ihtiyacımız olmasın. Kendimizle baş başa kalabilelim. Her gün uyandığımız güne şükredebilelim denize karşı bir fincan kahve yudumlarken ya da elimizde bir kitapla sayfalarında kaybolurken dünyanın en huzurlu insanı olabilelim. Tek kişilik hobiler yaratalım kendimize, tek başına eğlenebildiğimiz, hayata keyifli molalar verebildiğimiz. Kendi kadrajımızla hayatı bir fotoğraf karesine sığdıralım mesela ya da fırça dokunuşları ile zihnimizi beyaz bir zemine renklerle akıtalım. İşte tüm bunlar insanın kendisini sevmesiyle olabiliyor. Hatalarıyla, sevaplarıyla, eksiğiyle, tamıyla hayatını ve kendisini sevebilmesiyle mümkün olabiliyor. Kendini seven insanın diğer insanları sevmesi daha kolay, iletişimi kaliteli ve paylaştığı vakit doyulmazdır. Hayatımıza birilerini de mutlaka ortak edelim ama dikkatli seçelim.

  1. Şey/ 3. Hayat Kırıntısı: Ana besin maddelerimizden biri de öğrenmek ve üretmek olsun.

İnsanın sevdiği işi yapıyor olması bulunmaz bir lütuf. Ama koşullarının belirlenemediği anlar da mevcut iş hayatında. Böyle durumlarda sistemle kavga eden kişi değil, tam aksine bu koşullardan bağımsız bir kendimizi geliştirme çabamız olsun, motivasyon kaynağımız kendimiz olalım. Öğrenmekten ve üretmekten nefes alabilin. Kendimize özgü bir duruşumuz, düşüncemiz, sözlerimiz olsun. Başkalarının sözcüklerini ve düşüncelerini kopyalayıp dilimize ve zihnimize yapıştırmayalım.

farkindalik-balik-akvaryum

  1. Şey/ 4. Hayat Kırıntısı: Nezaket hamurumuzun mayası olsun…

Karşımızda her kim olursa olsun ve hangi konu için o kişiyle bir arada olursak olalım, her zaman nazik olmaya özen göstermeliyiz. Son derece güvenilmez birinin karşısında bile.. Çünkü kişiden bağımsız , kendimiz ve kendimize saygımızdan dolayı beliren istemsizce bir tutum olmalı bu.

  1. Şey/ 5. Hayat Kırıntısı: Farkındalık…

Ne yaptığımızın, ağzımızdan çıkanın, etrafımıza verdiğimiz zararın ya da bulunduğumuz katkının, yakınımızdaki kişilerin maksatlarının, bize doğru atılan adımın altında yatanın…

Rotamızın, hedeflerimizin, ideallerimizin, neyden mutlu olduğumuzun, huzuru nasıl bulduğumuzun…

Hayatın çok kısa, her nefesin çok değerli olduğunun farkında olmalıyız.

 ingilizce-aile-uyeleri

Unutmayalım ki her birey kendi hayatının tek ustası.

Hadi o zaman şimdi böyle bir kitabın bir sayfasını işgal ettiğinizi düşünün.

Siz neler anlatırdınız?

Hansel ve Gratel’ler için siz hangi hayat kırıntılarını bırakırdınız?


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: