Wilhelm Schmid’in gözünden öz sevgi mi? Kendiyle dost olmak mı?

Yazar Wilhelm Schmid’in İletişim yayınlarından 2020 yılında Tanıl Bora çevirisi ile çıkan “kendiyle dost olmak hayatı nasıl kolaylaştırır” 79 sayfalık, bilgi dolu, felsefi yorum ışıklarıyla, düşünce ve duygu dünyamızı aydınlatan bir eser.

Şimdi kitabın sayfalarında kendimizle dost olma yolculuğa çıkalım mı?

Yazar Wilhelm Schmid’in engin bilgi ve yorumlarına esin olmuş mudur bilmiyorum ancak Zürih’te bir hastanede” felsefe ile hastalara manevi destek olmak” gibi ülkemiz koşullarına göre oldukça sıra dışı ve inovatif özellikte bilgi kitabının sayfaları arasında yer almaktadır. Türkçeye çevrilmiş 7 eseri bulunan yazarın kitapları dünyada 18 farklı dilde okuyucularıyla buluşmaktadır.

Bir kitabı okutan yazarı, konusu, kapak görseli gibi daha görünür özellikler kadar çevirisindeki özendir. Çevirenin dil hâkimiyeti kitaba olan tutkunuzu güçlendirmenin yanı sıra ana dilin karakteri ve duygusunu harmanlayarak bambaşka bir okuma keyfi yaratmaktadır.

Kitabın önsözünde, kendi yol ve yöntemini bulmada insanın kendisine özeninin arkasında felsefenin olduğuna vurgulayan Schmid’e göre güzel hayat sürmenin reçetesi sevgiyle yaklaşmak, yeteneğinle orantılı eylemlerde bulunmak ve iyi insan olmaktır. Güzel hayatın başlangıç noktası kişinin kendisine vereceği sevinçle orantılıdır. Kitabın önsözünde yer alan ifadede kendimize giden yolun başında yer alan sevgi hem kendimizle hem diğerleriyle ilişkimizi iyileştirmektedir.

Yazar, kendini aşırı sevme, öz sevgi ya da narsizm tanımlarıyla kişinin niyet ettiği şeyden farklı dinamikleri harekete geçirdiğini ifade eder. Narsizme mesafeli olsa da kişinin kendinden nefret halinden daha iyi olduğunu ifade ederek okuru farklı düşünme kulvarlarına savurur. Okuru savrulduğu yerde kendine getiren, ‘her şey sadece senin kendi “ben” kavramını dayatmandır’ ifadesidir.

Kitap kendini sevmenin, kendine iyi bakmanın, kendiyle dost olmanın, kendiyle iyi geçinmenin yollarını narsizme sapmadan arıyor. Yolların hepsi güven kavşağına çıkıyor. Kendiyle dost olmak tutkulu, abartılardan uzak, daha çekilir biri olmaktır. Yazar dünyayı değiştirmenin kişinin kendisi ile ilişkisini değiştirmesinden başladığını, yükü başkalarının sırtına yüklemeden, her parçanın görünmeyen bir etki ile bütünü etkilediğine işaret eder.

Satırlar arasında kişinin kendiyle dost olma serüveninde teşvik, gözlem, karşılama, tefekkür, tecrübe ve tartışma kavramlarıyla ilişkisi irdelenir. Schmid, kendiyle dost olma fikrinin kendini bitmiş, tükenmiş hisseden herkesi yüreklendiren bir özellik taşıdığına vurgu yapar. Dostluğun, insanın kendisiyle serbest ilişkisi olduğunu bu sayede başkalarıyla da kolay dostluk kurabildiğini söyler.

Yazar buradan özellikle “Wellnes” programlarında yer alan “kendini yeniden yarat” kavramına eleştiriyle mükemmel değilsin, kendini abartma, bu sana acı verebilir gibi uyarılarla kişinin bir şey yaratamayacağını ve hatta bu slogana aşırı bağlanmanın kişiyi takıntılı ve ümit kırıklığı içinde bırakabileceğini, bu abartılı durumun 21. yüzyıl ile başladığını “mükemmel” insan kavramının internette yapay zekâ tapıcılığına kadar evrilerek wayofthefuture. church adı ile bir klisenin kurulmasına kadar gittiğini ifade eder.

Yazar kendiyle dost olmanın özelliklerini, içindeki iyiliği teşvik eden, kendiyle dalga geçebilen, gerektiğinde mesafe koyabilen ve hakikati gizlemeyen olmak olarak tanımlamaktadır. Schmid, kendiyle dost olma halini herkes benimle ilişkisine mola verebilir ama ben veremem diye farklı bir gözlemsel noktaya taşır.

İnsanın içindeki birden fazla sen, aklındaki düşünce ve hislerle ortak hareket etmektir. Kendiyle dost olmak aynı zamanda tüm duyguların çeşitliliğini ve hatta zıtlığını kabul etme, düşünmek, sorgulamak, sorular sormak, cevapların peşine düşmektir. Kitabın 7. bölümünde yazar kendini tanımlamanın 7 yolunu irdelerken kendiyle dost insan bütün inatçı, eksik yönleriyle kendini olumlayandır diye açıklar.

Seven miyim ben, sevilen mi, hem sevilen hem seven cevabı hedeflere varmada ödenecek bedel ve alınacak ödül olarak heyecan verici ve hedef belirleyici olarak anlatır.

Yazar son bölümde “benden ne olur” sorusuna yanıt arar. Yanıtı bir karşılaştırma ile yapar. Colomb, Macellan, Marco Polo ve diğerleri maceracı oldu, Rousseau, Kant, Jeferson aydınlanma gerçekleştirdi ve sayısız insan ben demeyi öğrendi. 21. yüz yüzyılda ise mazisi olan ben’in artık bir istikbali olmadığı söyler. Wilhelm Schmid günümüzdeki “ben” için hayatı kolaylaştıran, adil, sürdürülebilir ilişkilerin önemli olduğunu belirtir.

Wilhelm Schmid’in kendiyle dost olmak hayatı nasıl kolaylaştırır kitabı, içeriği, vurgusu, düşündürme boyutu ve eşsiz Türkçesi ile bugünün dünyasında keşiflerin maceracı yolculuğundan ve aydınlanma sağanağından geçmiş insana sürdürülebilir ben için başarı reçetesi olarak, kitaplıklarımızda olması gereken harika bir başvuru kitabı. Keyifli okumalar.

Ayşem Kaya

 

Önceki İçerikBu Ne Derttir Bu Nasıl Sınavdır?
Sonraki İçerikSürdürülebilir Beslenme Sağlık Veriyor ve İsrafı Önlüyor
Daimi şiirinde “Ne olsa kışın sonu bahardır” demiş. Bende İstanbul’da bir Mart ortası dünyaya geldim. İlk, orta lise eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi tüm yaşantımı kapladı.2018 yılında üniversite bölündükten sonra İÜ-Cerrahpaşa ile moleküllerin, reaksiyonların bize söylediği sağlık şifrelerini çözmeye devam ediyorum. Yüksekokulda farklı disiplinlerin akademik eğitimde rol almak keyifli, eğitici ve oldukça öğretici bir süreç olarak hayatımı dolduruyor. Yazmayı, okumayı, neşeli şarkılar söylemeyi seviyorum. Kız çocuklarının eğitimini toplumu yönlendiren kadındır duygusu ile önemsiyorum. Sosyal fayda olarak kız çocuklarının eğitimi ve toplumda satranç eğitiminin yaygınlaşması için dernek çalışmalarına devam ediyorum. Ben kendimi yaşam boyu öğrenen, öğrenci gibi görmeyi seviyorum. Öğrenme yolculuğumda “taşı kıran suyun sürekliliğidir” felsefesi ile hayata ve kendime kararlılıkla yol alıyorum.