Taciz ve İfşa

Son haftalarda duygusal taciz üzerine kapsamlı bir yazı hazırlamak için kolları sıvadım. Kendi tecrübelerim, başkalarının paylaştığı tecrübeler, duygusal tacizin bilim ve hukuk alanlarındaki tanımı ve kapsamı her şeyi bir araya toparladım. Öyle veriler birikti ki, konu kapsamlı bir dosyaya dönüştü. Tam bunların hepsini bir makaleye dönüştürecekken, bir edebiyatçının cinsel tacizleri sosyal medya üzerinden ifşa edilmeye başladı. Farklı sektörlerde taciz vakası yaşayan kadınlar da yaşadıkları olayları ve yapan kişileri ifşa etmeye devam ettiler. Konu önüne geçilmez bir hal almıştı. Zaten önüne de geçilmemeliydi. Sonrasında ilk anlatılanlara konu olan edebiyatçı bir özür metni yayınladı. Çalıştığı yayınevi ile iş ilişkisi kesildi, bir senaryoya konu olacak kitabının film projesi iptal oldu.  Yalnız işin en ilginci bu olaylar yaşandıktan sonraki süreçte oldu. Taciz nedir, neler taciz kapsamına girer tartışmaları başladı ve her şeyden çok tacizin kadınlar tarafından ifşası tartışılmaya başlandı.

Taciz, Dil Derneği Sözlüğü’nün açıklamasıyla “Tedirgin etme, canını sıkma. Sıkıntı vermek, rahatsız etmek’’ anlamına gelmektedir. Aslında sadece şu açıklamaya bakmak bile tacizin ne olduğunu anlamamız ve üstüne hiçbir şey konuşmadan, tacize uğrayana psikolojik destek ve tacizi uygulayana hukuksal tedbir almamız için yeterli. Yalnız durum böyle değil. Durumlar sosyolojik açıdan karışık. Hele ki tacize uğrayan bir kadın ve cinsel tacize maruz kalmış ise durum daha da karışık. Niye ki?

Efendim şöyle ki, tacizi hayatım boyunca farklı şekillerde yaşamış bir bireyim. Genç kızlığım, evlilik hayatım, boşanma sonrası dönemim türlü türlü taciz yaşamakla geçti. Çünkü her sosyolojik kimliğim farklı formlarda tacize maruz kalmama neden oldu ve olmaya devam ediyor. Hepsinin ortak noktası ne acı ki, hiç kimseye bahsedememek. Genç kızken öğrencisindir, evliyken yöneticisindir boşanmışken işletme sahibisindir. Bunların hepsi için ağzını açman sadece seninle ilgili soru işaretlerini arttırır. Hele ki konuşkan, üretken, paylaşımcı bir bireysen taciz zaten maruz kalman gereken olağan bir sosyal tepkimedir. İfşa etsen, ‘E güzelim sen de çok görünürsün’ denir. Hani sen orta kademe bir yöneticiyken, çevrendeki onlarca insanla çalışıyorken, masandan ekrandaki raporu anlattığın arkanda duran yönetici sırtına değerek seni rahatlıkla tüm bedeniyle masa sandalye arasında onlarca saniye sıkıştırır ve o an ne yapacağını şaşırırsın. Ve sen bu rezil olayı İnsan Kaynakları Departmanı’na şikâyet edemezsin. Kusuru kendinde arar, utançtan kurtulamadığın gibi bir de kendi içine çekilir bir süre kıyafetine saçına makyajına özenmez olursun. Adeta görünmez olmayı tercih edersin. Tacizciyi değil sadece kendini ifşa etmekle kalırsın. Çünkü neredeyse hiçbir kurumsal firma üst düzey yöneticisini bir alt kademenin şikâyeti ile harcamaz. Harcamazdı. Ta ki, tacize uğramış kadınlar sosyal medya aracılığı ile tacize uğradıkları kişileri ifşa edene kadar.

Şimdi bazı beyler telaşla ne tacizdir ne değildir uzun uzun metinler yazıyorlar. Acaba bizde mi ifşa olacağız telaşına düştüler sanırım. Hatta geçen birisi “Artık direkt mesajlardan merhaba desek taciz sayılabilir aman dikkat” bile demiş. Şimdi beyler konu buralara kadar geldiyse kadınlarca cesurca yapılan tüm ifşaları ayakta alkışlarım. Ben zamanında ve hala bu kadar cesur olamadım.

Aman telaş etmeyiniz beyim sizin isimlerinizi bir bir burada yazacak değilim. Benim bu yazıdaki amacım, taciz görmüş bir de üstüne tacizciyi açıklamış kadınların üstüne gidenlere. Sizler paçanızı nasıl kurtaracağınız derdinden yine duygusal ve fiziksel tacizinize uğramış kadınların ifşalarında onların kendilerini kötü hissetmelerini sağlıyorsunuz. Taciz denilen şey zaten insanın duygu durumunda önemli bir yara açıyor. Bir de sizin “Su testisi suyolunda kırılır” tavrınız olayı daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Yani size kalsa evin perdesini açmamız, kapıdan dışarı adım atmamız, sosyal medyada hayattan kesitler paylaşmamız taciz için en güzel zeminlerdir değil mi? Değişin beyler artık ve mümkünse acilen değişin. Çünkü biz kadınlarda değişim çoktan başladı. Sizlere artık rahatlıkla taciz yok. Yani direkt mesajdan ‘Merhaba!’ diyecekseniz devamındaki sohbette adam akıllı bir nedeniniz olmalı. Altı dolmuyor konu rahatsız etmenize varıyorsa hiç demeyin. Çünkü biz sizin selamınıza medenice cevap vermeye devam edeceğiz. Ama sonrası sizin insanlık meseleniz. Gerisinde sizi açık etmek veya etmemek bizim kararımızdır.

Didem Yeşim Pektok


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikDamla Sönmez, ‘Ben, Kirke’yi Storytel için Seslendirdi
Sonraki İçerikOkurun Gözünden Bizi Yeryüzüne Bağlayan Hikayeler, Bülent Şık
Didem Yeşim Pektok
“İşim: İnsan Konu: Le’biderya. Ufuk çizgisiyle arkadaşlığımda ‘İnsan’ a dair en güzel manzarayı mekan edindim. Olumlu fikir üretir, iyi paylaşım yaparım.” Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümleri mezunu Pektok, 1993 yılından beri reklam, satış, bankacılık ve eğitim alanlarında çalışmıştır. Bilişim teknolojileri alanında eğitim veren bir kurumun ortağıdır ve kurumun insan kaynağı, finansman, eğitim koordinasyon birimlerinden sorumlu yöneticisidir. Aynı alanlarda kurumsal eğitimler verir. Kadınların toplum içinde eşit haklara sahip olması için çalışan sosyal sorumluluk platformunun lideridir. 2014 yılından beri Martı Dergisi’nde insan, kadın, çocuk konularında yazar ve okuduğu kitaplarla ilgili okur gözünden yorumlarını paylaşır.