Rubicon’u Geçmek

Ekşişeyler'den alınmıştır

Rubicon İtalya’nın kuzeyinde bir nehirdir. İtalya ile Galya’yı birbirinden ayırır.

Rubicon da, her nehir gibi, her deniz gibi, birçok aşkın, birçok kahramanlığın, birçok ihanetin tanığıdır… Onlar sessiz tanıktırlar, ama hafızaları güçlüdür…

Cumhuriyet döneminde seferden dönen  komutanlar, askerlerini ve silahlarını Rubicon Nehri kıyısında bırakarak  Roma’ya  sivil şekilde girerlerdi.  Böylece Senato tarafından görevden alındıklarında isyan etmeleri önlenirdi.  Sezar’a kadar da hiç bir general Rubicon’u askerleriyle  geçmeye cesaret edememişti.

Sezar, bugünkü Fransa bölgesi olan Galya seferinden dönüşte, ordusu ile birlikte Rubicon yakınlarına gelmişti. Olağan olan,  ordusunu orada bırakıp, birkaç subayıyla birlikte silahsız şekilde Roma’ya gelip Senato’ya rapor vermekti.

Rubicon Nehri depositphotos.cokm’dan alınmıştır

Fakat O, Rubicon Nehri’nin yanında durdu…  Uzun uzun düşündü…

Sezar’ın Rubicon nehri kıyısındaki bu düşünüşü, tarihin değişmekte olduğuna işaret ediyordu.

Roma’ya doğru uzun uzun baktı ve “alea iacta est (zarlar atıldı)!.. ” diyerek hızla nehri geçti ve Roma’ya yürüdü. Tarih MÖ 10 Ocak 49 idi.

Alea iacta est!..” dönüşü olmayan yoldur.

Tarih, biraz da dönüşü olmayan bu yollarda yazılıyor…

Zarların atılmasıyla girilen bu yolculuklar, umutların da yolculuğu olacaktı…

Sezar’ın Rubicon’u geçmesiyle yeni bir dönemin başlayacağı Roma, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı…

Rubiconu geçenler

 İşte o 10 Ocak gününden itibaren  Rubiconu geçmek” deyimi,siyasal tarihin önemlibir söylemi olarak bugünlere geldi. Yalnızca siyasal söylemin mi?  Aşkta Rubicon’u geçmek… Sanatta Rubicon’u geçmek…

Hypetia
mikro-scope’dan alınmıştır

Rubiconu geçmek, hem bir cesaretin hem de bir kararlılığın ifadesi oldu…

Rubiconu geçmek, yeni bir başlangıcın adı oldu…

Rubiconu geçmek, bir değişimin, bir yenileşmenin karşılığı oldu…

Rubiconu geçmek, sorgulanmış bir hayatın kendisi oldu…

Sezar, siyasal söylem olarak Rubicon’u geçen ilk kişiydi. Elbette bu özelliği ile Rubicon’u geçmek deyiminin de patent sahibiydi.

Ancak çok daha önceleri Socrates, MÖ 399’da kaçma tavsiyelerini reddederek onurlu bir şekilde idama yürümüş ve Rubicon’u geçmişti.

Rafaello’nun Atina Okulu tablosunda tek kadın olarak yer verdiği Hypetia, Rubicon’u geçenlerdendi zaten…

Ölüm döşeğindeyken bile e pur si muove!.. yani yine de (dünya) dönüyor!..” diyen Galileo, Rubicon’u geçenlerdendi…

Ve elbette, işgal altındaki İstanbul Boğazı’nın hüzünlü sularından yavaş yavaş Karadeniz’e doğru çıkan Mustafa Kemal, Rubicon’u geçenlerdendi… O gün Boğaz, Rubicon’du…

Güneşin Altında Her Şeyi Denedik

Amerikalı şarkıcı Bob Dylan 2020 yılında çıkardığıRough and Rowdy Ways albümünde  Crossing the Rubicon şarkısına da yer verecek ve şöyle diyecekti.

tekrar dene tekrar başarısız ol

daha çok başarısız ol

artık rubiconu geçiyoruz

güneşin altında her şeyi denedik

bu yüzden rubiconu geçiyoruz

Hepimizin içinde Rubicon’u geçeceğimiz zamanlar gelir…

Rubiconu geçmek bazen zorunluluktur…

İçimizdeki Rubiconu geçmek, bizi bir aydınlanmaya taşır…

Kant’ın dediği gibi, aklımızı kullanma cesareti verir…

Yaşamın içinde vasıfsız bir nesne olmaktan, cogito özne yani düşünen özne olmaya yöneltir…

Güneşin altında her şeyin bittiği bir zamanda Rubiconu geçmek…

İşte bu, gerçek kimliğimizi bulmaktır…  Kendimiz olmaktır…

Önceki İçerikBeyaz Zambaklar Ülkesinde Kitabının İzinde 2
Sonraki İçerikBir Damla Nezaket, Bir Dalga Değişim
Mehmet Bekar
Türkçe, hukuk, felsefe, kültürel miras, siyaset bilimi alanlarında eğitimler aldı, alıyor. Uzun yıllar Ankara’da yaşadı, öğretmenlik, avukatlık, iş insanlığı, hukuk müşavirliği yaptı. Şimdilerdeyse daha çok Bodrum’da yaşıyor. Hayata dair sorular sormaya çalışıyor. Çünkü soruların, aynı zamanda cevaplara dair kopyalar içerdiğini düşünüyor. Mitolojik düşünüşten günümüzün postmodernist düşünüşüne kadar geçen o büyük düşünme yolculuğunu anlamaya çalışıyor. Düşünme üzerine arkeolojik kazılar yapmaya çalışıyor. Aristoteles mantığından puslu mantığa geçmenin zorlukları içinde… Derdi, başkasının putlarından ziyade kendi putları ile…