Okurun Gözünden: Nezaket Kuralları, Amor Towles

0
85

Hayatımızda tesadüflerin rolünü kimi zaman düşünmeyiz. Ama geriye dönüp baktığımızda o okulda okumasaydık, o işe girmeseydik ya da iş çıkışı o partiye gitmeseydik tanışmayacağımız kişiler, dönmeyeceğimiz sapaklar ve yaşamayacağımız anlar vardır. Bu anlar bazen tüm hayatımızı etkileyecek kapıları açar bizim için.

Amor Towles Nezaket Kuralları’nda böyle bir anın şekillendirdiği 1937’nin son, 1938’in ilk saatlerinden başlayarak bütün bir yılı mercek altına alıyor. Katey ve oda arkadaşı Eve ceplerindeki son parayla bir caz barda yeni yıla giriyor ve burada Tinker Grey ile karşılaşıyorlar. Bu tesadüfi karşılaşma Katey Kontent’i bütün hayatını etkileyecek bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor. ABD Başkanı Roosvelt 1937 yılında “Ulusun üçte birinin kötü şekilde barındığını, giyindiğini ve beslendiğini görüyorum” diyor, o sırada Amerika’da 14 milyon işsiz bulunuyor. Katey de en alt basamaktan başlayarak adım adım sınıf atlıyor. Bizler de New York’un geçim derdinin yaşandığı işçi sınıfını ve sosyetinin şaşaalı hayatını, Katey’nin ise bu iki uç arasındaki yolculuğunu okuyoruz.

30’lu yılların New York’unda tüm bu sosyal sınıfların yaşam alanında ve sanatın farklı disiplinleri içinde kulağında caz sesleriyle buluyor kendisini okur. Edward Hooper tabloları kelimelere dönüşüyor. Katey Kontent tam bir kitap kurdu ve tüm kitap kurtları gibi zor zamanlarda kitaplara ve müziğe sığınıyor. Özellikle kitaplarla daha derin bağ kuran okur için Katey tandık bir arkadaşa dönüşüyor. Katey’nin okuma serüvenindeki birçok kitabı da hikâyeyle birlikte takip ediyoruz. Bir Rus göçmenin kızı olan Katey Kontent kendisini okuduklarıyla geliştiriyor ve var ediyor. New York sosyetesine doğru adım adım yükselirken kitap okumayı “eğlencenin en ucuz yolu” olarak tanımlıyor. İlgilenenler için Spotify’da kitapta geçen şarkıların bir çalma listesi bulunuyor. Sarkastik bir dili, kıvrak zekâsı, ayrıksı ve her şeyden önce kendine güvenli bir duruşu var Katey’nin.

“En sonunda ‘Ne çok… kitabın var’ dedi.

‘Bu bir hastalık’ dedim.

‘Birine… göründün mü?’

‘Maalesef tedavisi yok.’” (sf. 198)

Amor Towles bir taraftan da Katey’nin bu bir yıl süresince girdiği tüm ortamlarda siyah beyaz bir filmi ve o dönemin New York’unu zihnimizde renklendiriyor, bazı sahnelerde adeta üzerimize serpantinler serpiyor, akıcı bir üslupla derin ve ilgi çekici bir hikâye anlatıyor. Satırları okurken bugünden uzaklaşarak 1930’ların New York’una uzanıyoruz. Yazar katmanlı bir hikâyeyi sağlam bir atmosfer inşa ederek kuruyor. Nezaket Kuralları, yazarın ilk romanı olmasının yanında detaylar ve hikâyenin işlenişi ardında sıkı bir araştırma ve çalışmanın olduğunu belli ediyor.

George Washington’un bir genç olarak defterine yazdığı yüz on maddelik “nezaket kuralları” ise anlatıda önemli bir yere oturuyor. Kitabın sonunda tüm maddeleri okuyup bugünle kıyaslamak da ayrı bir bakış açısı sunuyor. Benim favori birkaç maddem aşağıdaki gibi:

22. Düşmanınınız bile olsa başkasının başına gelen talihsizliklerden mutlu olmayın.

38. Hasta ziyaretlerinde bilginiz yoksa doktor gibi davranmayın.

54. Züppelik etmeyin, kılığınızı görmek için her fırsatta aynalara bakmayın.

56. İtibarınızı önemsiyorsanız, iyilerle arkadaşlık kurun. Yalnız kalmak, kötü arkadaşlıktan yeğdir.

66. Cüretkâr değil, sıcak ve nazik olun; ilk duyan, karşılık veren, selam veren siz olun; sohbet esnasında dalgınlaşmayın.

110. Göğsünüzdeki vicdan denen ilahi kıvılcımı söndürmemeye gayret edin.

Son maddeyi tüm insanlık için diliyorum ve bugün olsa Washington’ın 66. maddeye “sohbet esnasında telefonunuzla oynamayın” diye mutlaka ekleyeceğini düşünüyorum.

Nabokov Edebiyat Dersleri’nde “Ayrıntıları kucaklayın” der. İyi bir edebiyatı da bu ayrıntılar inşa eder. Bu kucaklaşmayı keyifle yaşatan bir metin Nezaket Kuralları.

Nezaket Kuralları

Amor Towles

Nisan, 2021

Hep Kitap

Ayşen Atalay