Köln Gezi Notları 3: Festivaller-Karnavallar

Avrupa’nın pek çok kenti yaz-kış düzenledikleri festival ve karnavallarıyla adından söz ettiriyor. Köln’de onlardan biri.  Temmuz ayında iki önemli etkinliğe ev sahipliği yapıyor. “Kölner Lichter” ve 32. Köln Yaz Festivali.

Bu yıl 19. kez düzenlenen “Kölner Lichter” (Köln Işıkları) Ren Nehri üzerinde gerçekleştirilen bir havai fişek gösterisi. Gösteriyi izlemek için Almanya’nın diğer kentlerinin yanı sıra çevre ülkelerden çok sayıda turist günler öncesinden Köln’e geliyormuş. Eğer gösteriye bir kat daha keyif katmak isterseniz Ren Nehri üzerindeki yemekli teknelerden birine kişi başı 150 Avroya yer ayırtıp, daha yakından izleme şansını bulabilirsiniz. Biz nehir kenarından seyretmeyi tercih ettik. Nehrin değişik bölümlerinden aralıklarla gerçekleştirilen gösterinin son bölümü eski kentin kıyısında o güne özel bestelenen klasik müzik eşliğinde gerçekleştirildi. Öncesinde değişik müzik grupları sahne aldı. Gösteriyi iyi bir noktadan izlemek istiyorsanız en geç 20:00’de nehir kıyısında yerinizi almalısınız. Dünyanın en büyük havai fişek gösterilerinden olan ve tonlarca havai fişeğin kullanıldığı gösterilerde gökyüzü rengarenk ve çeşit çeşit desenlere sahne oldu. Ben niyeyse kuşları düşünmeden edemedim. Bira su gibi aktı desem yeridir.  Aynı gün kentin değişik mekanlarında etkinliğin bir parçası olan partiler de organize ediliyor.  Bu yılki gösteri 200. yaş günü kutlanan Köln’ün oğlu diye anılan ünlü besteci Jacgues Offenbach’a adanmış. Bu yıl ‘sınırları aşmak’ temasıyla düzenlenen Kölner Lichter’i, WDR televizyonu alandan yaptığı 4 saatlik canlı yayınla ekranlara taşıdı. Etkinlik önümüzdeki yıl 18 Temmuz’da yapılacak.

 

Ayın ikinci önemli etkinliği ise 32. Köln Yaz Festivali (Kölner Sommer Festival) oldu. Gelmişken mutlaka Köln Filarmoni’nin salonunda bir konser izleyeceğim diye tutturunca denk geldiğim etkinlikten kendim ve kuzenim için TITANIC müzikaline iki bilet aldım. Ağustos ayının ortasına kadar sürecek olan festival kapsamında bu müzikal dışında dört farklı müzik etkinliği daha yer alıyor.

 

Köln Filarmoni’nin salonu şimdiye kadar gittiğim en büyük konser salonlarından biri. Büyük olmasından dolayı konser öncesi ve sonrasındaki molalar için salonun değişik noktalarında cafe köşeleri yer alıyor. Müzikal nasıldı derseniz, döneminin en büyük gemisi olan ‘batmaz gemi’ Titanic’in İngiltere’ den, New York City’e yaptığı yolculuğuna, gemideki yolcuların hikayelerine odaklanarak yüzen şehrin çok yönlü bir resmini çiziyor. Hırsın insana neler yaptıracağını farklı bir mekan ve kişilikte yeniden gözlemleme şansını buluyorsunuz. Peter Stone ve Maury Yeston’un etkileyici solo ve koro müzikleri eşliğinde bildiğimiz hikayeyi bir de sahne de izlemiş olduk.

Bu iki etkinliğin yanı sıra Köln her yıl Temmuz ayında gerçekleştirilen Avrupa’daki en büyük Onur Yürüyüşlerinden (GayPride) birine de ev sahipliği yapıyormuş. Her yıl temmuz ayının ilk haftasında yapılan ve çok sayıda kişinin katıldığı bu gösterilerde 1970’lerin başında ABD’li polislerin New York’ta eşcinsel kulüplerine yaptıkları baskınlar ve sokakta polislerce dövülen eşcinseller hatırlanıyormuş. Ne tesadüf ki biz de bu yılki yürüyüşe Dom Katedrali’nin çevresindeki müzelerden birini gezmeye giderken denk geldik. Oldukça renkliydi ancak çok kalabalık olduğunu söyleyemem.

Bir sonraki yazımda Köln çevresindeki birkaç mekan ve Ren bölgesinin farklı şehirlerinden gezi notlarını paylaşacağım…

Bu yazı dizisinin ilk ve ikinci bölümleri için tıklayınız.

1.https://www.dw.com/tr/almanyada-s%C4%B1cakl%C4%B1k-rekoru-k%C4%B1r%C4%B1ld%C4%B1/a-49747366

*Yazarın yorumu

Seher Özen Karadeniz


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikIkea Etkisi
Sonraki İçerikÖlümsüz Bir Yazarın Portresi: Sevgi Soysal
Seher Özen Karadeniz
İletişimci /Eğitmen. Okur, yazarım. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisans, Gazetecilik bölümünde de yüksek lisans eğitimi aldım. İstanbul’da gazeteci olarak başladığım çalışma hayatımı, halkla ilişkiler sektöründe medya ilişkileri yöneticisi olarak sürdürdüm. Yavaş kent olduğunu düşünerek 2007 yılında Antalya’ya yerleştim. Büyükşehir Belediyesi’nin Tarih Vakfı’nın danışmanlığında sürdürdüğü Kent Müzesi Projesi’nde görev aldım. Proje vesilesiyle hem kenti, hem de insanın geçmişle olan ilişkisini nereden kurması gerektiğini öğrendim. Belleğin kıymetini, tarihin sadece kahramanların hayatı üzerinden yazılamayacağını/yazılmaması gerektiğini kavradım. Bu kavrayışla kentimle ilgili fullantalya ve businessantalya kent bloglarında röportaj yapıp kent yazıları yazıyorum. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde iki yıl süreyle ‘Kurum Kimliği’ ve ‘Medya Planlama’, yaygın eğitim merkezlerinde ‘İletişim’ dersleri verdim. Halen kent içindeki en büyük yeşil alanı olan Zeytinpark’ta ‘Doğada İletişim, Doğayla İletişim’ başlılığıyla iletişim eğitimleri veriyorum. www.martidergisi.com’da 2012 yılından beri kitap yazıları, insan hikayeleri, kent yazıları, zaman zaman da gezi yazıları yazıyorum. Yaşam boyu öğrenme tam bana göre deyip AÖF Sosyal Hizmetler bölümünü bitirdim. Halen Sosyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisi olarak öğrenim hayatımı sürdürüyorum. Evliyim ve 13 yaşında bir oğlum var.