Köln Gezi Notları – 2

Hohenzollern Köprüsü (Kilitli Köprü)

Ren Nehri üzerindeki yapı, ilk olarak Dom Köprüsü’nün yerine 1907-1911 yılları arasında inşa edilmiş. II. Dünya Savaşı sırasındaki müttefik işgalinde havaya uçurulmasının ardından köprü, 1945 yılında yaya yolu olarak yeniden yapılmış. Uzunluğu yaklaşık olarak 410 metre olan yapı günümüzde Almanya’nın en yoğun kullanılan demir yolu köprüsü unvanına sahip. Panoramik manzarası ve sevgililer tarafından asılan binlerce kilidin oluşturduğu görüntü sayesinde köprü özellikle çiftlerin ve fotoğraf çekmeyi seven gezginlerin ilgisini çekiyor. Kentin eski bölgesine, gece ışıkları altında ayrı bir hava katan Hohenzollern Köprüsü’nde biz de fotoğraf çektirdik.

Flora ve Botanik Bahçesi

Yaklaşık 11.5 hektarlık bir alan üzerine kurulmuş olan Köln Flora ve Botanik Bahçesi’ne giriş ücretsiz. Yıllar önce Londra’da bir botanik bahçesine yüksek sayılabilecek bir ücret ödeyip girmiş olunca, 10 bin civarında bitki türünü barındıran bahçe kompleksinin ücretsiz olmasına epey şaşırdım. Bir öğleden sonra Dom Katedrali tarafından Ren Nehri boyunca yürüyerek gittiğimiz bahçeyi başından sonuna bir günde gezmek pek mümkün değil. Yalnızca iki saat kalabildik. Küçük tarhlar içinde arpa, buğday, çavdar da gördük, yine küçücük bir bahçenin içinde salatalık, patlıcan, pancar, domates, fasulye de… “Bunu da mı ekmişler?” dediğim karşılaşma ise “karamuk” bitkisini gördüğüm köşede oldu. Olgunlaşmış meyvelerinden bir iki koparıp ağzıma attığım sırada, şaşkınlıkla bakan Alman gezginlere kuzenim aracılığıyla yenilenebilir olduklarını anlattım.  Gezinin sonunda her zaman yaptığımız gibi cafede dinlenmeye çekildik. Bahçenin konseptine uygun olarak geniş bir ev yapımı listeyle bizi karşıladılar. Kapaklı küçük kavanozların içinde ev yapımı tatlılar, kısır, salata, meyve salatası ve ev yapımı içecekler… Siparişinizi piknik sepeti içinde veriyorlar. İsterseniz gidip bir ağacın altında piknik keyfi yapabilin diye.

Köln Hayvanat Bahçesi

Flora’nın hemen yanında bulunan Hayvanat Bahçesi’ni gezmeyi tercih etmedim ancak çocuklu arkadaşlar için güzel bir alternatif olabilir. Zamanında kızıyla birkaç kez gelmiş olan kuzenim oldukça modern bir hayvanat bahçesi olduğunu söyledi. Yaklaşık 150 senedir ziyaretçi kabul eden bahçede akvaryum, primat evi, yağmur ormanı bölümü gibi farklı türleri gözlemleyebileceğiniz alanlar bulunuyormuş. Hayvanlara da iyi bakıyorlarmış. Benim aklımdaysa hala Gülhane’deki hayvanat bahçesi var. 

HeuMarkt

Eski şehrin önemli meydanlarından biri olan HeuMarkt, kentin önemli karnavallarına ve noel pazarına ev sahipliği yapıyor. Gezilecek noktalara yakın ve merkezi bir yerde olması nedeniyle mola vereceklere tavsiye edilir. Köln’ün önemli anıtlarından biri olan III. Frederick heykelinin egemen olduğu bu tarihi meydanın etrafında güzel kafe ve restoranlar bulunuyor. Hal böyle olunca meydan hem yerli halk hem de turistler arasında popüler. Kölner Lichter akşamı meydan hınca hınç doluydu. Hafta içi başka bir akşam aynı saatte gittiğimizde ise neredeyse kimse yoktu. 

Adenaur Göleti

Köln RheinEnergie Stadyumu’nun yanında yer alan gölet, 1920’lerde şehir ormanının genişlemesi sırasında oluşturulmuş. Kent içindeki önemli yeşil alanlardan biri olan göletin çevresinde yürüyüş yolu yer alıyor. İsteyen bisikletiyle isteyen de yürüyerek göletin çevresinde dolaşabiliyor. Dileyen çevresindeki banklara oturup kitabını ya da gazetesini okuyor. Ayrıca kahve molası vereceğiniz çok keyifli  genişçe bir cafe-restoran da var. 

Café Reichard

Dom Katedrali’nin karşısında yer alan ve kentin en eski cafelerinden biri olan Cafe Reichard’a sadece Dom’u karşıdan seyretmek için bile gidebilirsiniz. Doğrusu ben de sırf bu nedenle gidip oturdum. Hava sıcak olunca soğuk kahve sipariş ettim. Çok lezzetli bulmasam da manzaranın hatırına yudumladım. Büfesi çok zengindi, pastalar lezzetli görünüyordu. Özel yapım çikolataları da göz dolduruyordu. Yazları daha çok dışarda hizmet veren cafede kışın kimi akşamlar piyano eşliğinde vakit geçiriliyormuş. Cafenin iç atmosferi oldukça keyifli. Cafe 08:30-20:00 saatleri arasında hizmet veriyor.   

Bu yazı dizisinin ilk bölümünü şuradan okuyabilirsiniz.

Seher Özen Karadeniz


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikŞili’de Gezilecek Yerler, Bilinmesi Gerekenler
Sonraki İçerikMutlulukta 79. Sıraya Düştük
Seher Özen Karadeniz
İletişimci /Eğitmen. Okur, yazarım. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisans, Gazetecilik bölümünde de yüksek lisans eğitimi aldım. İstanbul’da gazeteci olarak başladığım çalışma hayatımı, halkla ilişkiler sektöründe medya ilişkileri yöneticisi olarak sürdürdüm. Yavaş kent olduğunu düşünerek 2007 yılında Antalya’ya yerleştim. Büyükşehir Belediyesi’nin Tarih Vakfı’nın danışmanlığında sürdürdüğü Kent Müzesi Projesi’nde görev aldım. Proje vesilesiyle hem kenti, hem de insanın geçmişle olan ilişkisini nereden kurması gerektiğini öğrendim. Belleğin kıymetini, tarihin sadece kahramanların hayatı üzerinden yazılamayacağını/yazılmaması gerektiğini kavradım. Bu kavrayışla kentimle ilgili fullantalya ve businessantalya kent bloglarında röportaj yapıp kent yazıları yazıyorum. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde iki yıl süreyle ‘Kurum Kimliği’ ve ‘Medya Planlama’, yaygın eğitim merkezlerinde ‘İletişim’ dersleri verdim. Halen kent içindeki en büyük yeşil alanı olan Zeytinpark’ta ‘Doğada İletişim, Doğayla İletişim’ başlılığıyla iletişim eğitimleri veriyorum. www.martidergisi.com’da 2012 yılından beri kitap yazıları, insan hikayeleri, kent yazıları, zaman zaman da gezi yazıları yazıyorum. Yaşam boyu öğrenme tam bana göre deyip AÖF Sosyal Hizmetler bölümünü bitirdim. Halen Sosyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisi olarak öğrenim hayatımı sürdürüyorum. Evliyim ve 13 yaşında bir oğlum var.