Kapana Kısılmış Gibi mi Hissediyorsunuz?

Hayatımız çoğu zaman tekrarlardan ve kısır döngülerden oluşuyormuş gibidir. Geçmiş geleceğimizi oluştururken kaderimiz peşimizi bırakmaz. Benzer ilişkiler, iş yerimizde benzer problemler, dönüp dolaşıp peşimizi bırakmayan duygu durumları, hayattan tat alamamak, endişe, güvensiz hissetmek, değersizlik, kararsızlık, aşırı vermek…

İş yerimiz bile bize yarı-açık hapishane gibi hissettirmeye başlamışsa, artık harekete geçme zamanı geldi demektir. Her ne kadar zihnimiz bizi herhangi bir değişikliğe karşı gelse de, özgür irademizin devreye girmesi tüm zincirleri kıracaktır.

Nereden Başlamalıyız?

  1. Geçmişi Anlamak

İlk adım belki de en zor adımdır. Başlamak ilk hızı kazanmak ekstra gayret ister. Ailemizde ve atalarımızda yaşanan olaylar bizi derinden etkiler. Göç, kayıplar, düşükler, çocuk kayıpları, hastalıklar, aile için şiddet, psikolojik veya fiziksel istismar, boşanmalar, erken anne-baba kayıpları, zor doğumlar, anne-babanın çocuklar üzerinde aşırı baskısı veya görmezden gelmesi gibi olaylar. En büyük sıkıntılarımız neler? Ailemizde benzer problemler kimde vardı? Anne ve babamızın ilişkisi nasıldı? Trajik olaylar yaşandı mı? Aile sistemi çalışmalarında bizi kapana kıstıran neler varsa geçmişimizin hangi yanıyla ilgili olduğunu çok kısa bir sürede keşfedebiliriz. Geçmişimizle ilgili meseleleri çözdükçe kaderimizle uyum içerisinde olmaya başlarız. Bu uyum bize güç vermeye başlar.

  1. Yeniye Yer Açmak

Ev ödevimiz bu tutan görünmez iplerden özgürleştiğimizde artık yapılması gerekenler için eskinin bırakması ve yeniye yer açmak. Her anlamda, hem fiziksel olarak, hem de zihinsel olarak yeni yollar yaratmak… Hiç yapmadıklarımızı yapmak, hiç konuşmadıklarımızla konuşmak, sadece vermek yerine almaya başlamak, sadece almak yerine vermeye başlamak. Bazen de sadece yeni bir şeyi denemek. Harekette düşünce olmadığı için bizi tutmaya çalışan hiç bir eski düşünce de kendine bir fırsat bulamaz.

  1. Bakış Açısını Değiştirmek

Problemlerimizin dayandığı temel inançlarla ve geçmişteki olayları keşfettikçe, başımıza gelen hiç bir olayın veya kişinin kişisel olmadığını anlamaya başlarız. Bu anlayış bakış açımızı kalıcı olarak değiştirir. Ne yapıyorsak özgürce yapmaya başlarız. Artık hiçbir şey bizi daha fazla üzmez veya sevindirmez. Bakış açınız yaşadığımız mekanda veya iş yerimizde de değiştirebiliriz. Hiç oturmadığımız yere, hiç kullanmadığımız köşeleri kullanabiliriz.

  1. Rutinlere Son Vermek

Her türlü rutine, alışkanlığa son verecek duruma geliriz. Basit bile gözükse, her zaman yaptığımızın aksini yapmak zihnimizde oluşmuş otobanlar yerine yeni yollar için kazı başlatmak demektir. Hiç yapamadığımız bir eylemi gerçekleştirmek, keşfedilmeyi bekleyen bir yanımızı canlandırır. Dolayısıyla öz-güvenimiz artmaya başlar.

  1. Tamamlanmamış İşleri Bitirmek

Hep yapmak istediğimiz ancak hep yarım kalan ne varsa, artık sıra onlardadır. Beklettiğiniz bir kitap, bir gezi veya taşınmak… Tamamlanan ne varsa artık yanına bir “tamamlandı” işareti koyabiliriz. Her tamamlanan aksiyon beynimizde olumlu hormonlar üreterek bizim yanımızda olmaya başladığının ilk işaretlerini verir.

  1. Daha Erken Kalmak

Hayat içimize dolmaya başladığında doğal döngülerle daha uyumlu olmaya başlarız. Saat 22:00-23:00 gibi salgılanmaya başlayan uyku hormonu bizi daha derin uykuya dalmamızı sağlarken, geçmişte kalan olumsuz duyguların yokluğunda dinlenmiş bir şekilde erken kalkabiliriz. Sabahın erken saatlerinde ise yaratıcılığımız tavan yapmıştır. Yüreğimize gelen her mesajı not etmek yeni bir alışkanlık olarak listemize yazılabilir.

  1. Hobileri İşe Çevirmek

Neler yapmaktan hoşlanıyorsak, bu konuda yapılacak ufak yatırımlar, bir süre sonra ‘yan işimiz’ olarak bize gelir kazandırabilir. Bir gün bir de bakmışız, yan işimiz ile hayatımızı kazanıyoruz. Sevdiğimiz işimiz yaşamımızın önemli bir bölümünü kapsıyor. Yaptıklarımız yan iş olarak kalmaya devam etse bile, ya mevcut işimizde bize farklı bir açısı sağlar ya da emekliliğimizde yapmaya edeceğimiz bir işimiz olur.

  1. Plan Yapmak

Her zaman kısa dönemli ve uzun dönemli planlarımızın olması hem zihnimizi sakinleştirecektir hem gittiğimiz yönü belirleyecektir. Ne yaparsak yapalım hiç bir plan tamamen planlandığı gibi gerçekleştirmez, dolayısıyla planlarda her zaman esnek olmak önemlidir.

Kapandan Çıkmaya Hazır mısınız?

Bu yolculukta en çabuk karşımıza çıkan engel korkudur. Zihnimiz her değişikliği bir tehdit olarak kabul eder. Ne kadar berbat bir durumda olsak bile, alışılan durum güvenli bir konumdur. Bilinendir. Meditasyon durumunda zihnimize gelen duygu ve düşüncelerin geçip gitmesine izin verebiliriz. Hareket geçmek de diğer bir yoldur.

Diğer bir yardımcı ise bize destek olabilecek kişiler ve uygulamalardır. Yoga, Aile Sistemi Çalışmaları, Nefes Uygulamaları bunlardan başlıcalarıdır.

Yarını beklememek gerekir. Gerçekten zar olan tek zaman dilimi: Şimdi!

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikÇocuklar
Sonraki İçerikHarekete Geçtim Bir Kere
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.