“Kadın doğulmaz, kadın olunur.”
Böyle diyor Fransız yazar ve düşünür Simone de Beauvoir 1949 yılında yayımladığı İkinci Cinsiyet adındaki iki ciltten oluşan kitabında…
Feminist düşüncenin temel taşlarından biri olarak kabul edilen bu eser, feminist hareketin gelişimine büyük katkı sağlamış ve hâlâ günümüzde toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarında etkili bir referans kaynağı…
Toplumsal cinsiyet rollerinin, biyolojik farklardan çok, kültürel ve tarihsel süreçlerle şekillendiğini savunuyor De Beauvoir… Kadının toplum içindeki ikincil konumunu varoluşçuluk felsefesiyle temellendiriyor. Kadınların özgürleşmesi için bir çağrı niteliği taşıyan bu kitapta, biyoloji, psikanaliz, tarih, edebiyat ve mitoloji gibi birçok alandan yararlanılarak, kadınlık deneyimi çok yönlü bir biçimde inceleniyor, kadınların birey olarak özne konumunu kazanabilmeleri için ekonomik bağımsızlık, eğitime erişim ve toplumsal eşitlik gibi konuların önemine vurgu yapılıyor.
Her cümlesini ilgiyle okuduğum İkinci Cinsiyet’i masaya bırakırken, dünyanın farklı ülkelerinden kadınlar hakkındaki bazı gerçekleri sizinle paylaşmadan edemeyeceğim:
1965’ten önce, Fransa’da, kadınlar kocalarının izni olmadan iş başvurusunda bulunamıyorlardı.
1971’ten önce, İsviçre’de, kadınlar ne oy kullanabiliyor, ne de seçimlere katılabiliyorlardı.
1978’ten önce, ABD’de, kadınlar hamile oldukları için işten atılabiliyorlardı.
1981’den önce, İtalya’da, aile onurunu zedeleyen davranışlar sergilediği için karısını öldüren erkekleri koruyan bir yasa vardı.
1988’den önce, ABD’de, kadınların işletme kredisi başvuruları reddediliyordu.
1991’den önce, Peru’da, erkekler, tecavüz ettikleri kadınla evlenerek ceza almaktan kurtuluyorlardı.

2015’ten önce, Çin’de, çocuğu olan kadınlar, tekrar hamile kaldıklarında, bebeği aldırtmak zorundalardı.
2018’den önce, Suudi Arabistan’da, kadınların araba kullanmaları yasaktı.
2020’den beri, Polonya’da, kadınların çocuk aldırması yasak.
2021’den önce, Rusya’da, kadınlar kamyon ve tren kullanamıyor ve herhangi bir teknik meslek sahibi olamıyorlardı.
2022 yılında, İran’da bir kadın, ‘örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle’ öldürüldü.
2025: Nijerya, Çad, Gine, Bangladeş, Mali ve daha birçok ülkede çocuk evliliği yasal.
2025: İsrail’de, kadınlar kocalarının rızası olmadan boşanma davası açamıyor.
2025: Ürdün’de, hamile bekâr kadınlar hapis cezasına mahkum ediliyor.
2025: Afganistan’da, kadınların toplum içinde konuşmaları, şarkı söylemeleri yasak; altıncı sınıftan itibaren eğitim almaları yasak; evlerinde, içinde yaşadıkları odalarda pencere olması yasak.

Özgürlük savaşçısı Nelson Mandela’yı saygıyla anıyorum:
“Kadınlar, bütün baskı ve zulüm zincirlerinden kurtulmadıkça, özgürlükten bahsedilemez.”






















