Okurun Gözünden: William Faulkner, Ses ve Öfke

Orijinal ismi The Sound and the Fury olan Ses ve Öfke kitabını ABD’li yazar William Faulkner ilk olarak 1929 yılında yayınlamıştır. İlk basımı yapıldığı günden beri modern edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olan bu roman, okurlar tarafından da en zor okunan kitaplardan biri olarak görülmektedir. Hatta o kadar ki, Goodreads okurları tarafından oylanarak sıralamanın yapıldığı “Most Difficult Novels Top 100” (En Zor Romanlar ilk 100) listesinde James Joyce’un Ulysses ve Finnegan Uyanması eserlerinin hemen ardında bu roman kendine yer bulur.

Ses ve Öfke Neden Bu Kadar Zor Okunan Bir Roman?

Kitap dört ayrı anlatıcı var. Daha romana başlar başlamaz ilk anlatıcı Compson ailesinin zihinsel engelli bireyi Benjy (Benjamin)’dir. Altmış üç sayfa süren bu bölüm okurların bir kısmını tabiri caizse denize döker. Bunun temel sebebi anlatımın yapıldığı dönem otuz üç yaşında olan Benjy’nin farklı zaman dilimlerini değiştirerek anlatmasıdır. Yani bir an gelir şu anki halinde oluruz, bir an gelir onun on dört yaşına gideriz ve bir an gelir ki onun küçüklüğüne geri döneriz. Nerede şu andayız nerede geçmişteyiz kısmını takip etmenin de zor olması ve bolca diyaloğa yer verilmesi okuru fazlasıyla zorlar. Bu bölümün hemen ardından gelen Quentin Compson’ın kısmındaysa yoğun bir bilinç akışı tekniği kullanımı vardır. İlk bölümü bir şekilde geçebilen okurlar eğer bilinç akışı tekniğine alışık değillerse burada da ciddi manada zorlanacaklardır. Üçüncü bölüm olan Jason Compson’ın anlatımındaysa çok daha kolay okunan bir bölümle karşı karşıya kalırız. Fakat bu sefer de Jason’ın kötücül yanı ve acımasızlığı sebebiyle okur karakterden rahatsız olur. Ben anlatıcıların bittiği artık yazar-anlatıcının devreye girdiği olan dördüncü bölümse kitabın en kolay okunan kısmıdır. Kitaptaki bütün engelleri aşıp buraya kadar gelen okur finale ulaşarak edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden birini de bitirmiş olur.

Ses ve Öfke Neyi Anlatır?

Ses ve Öfke romanı, Compson Ailesinin çözülüş hikayesini anlatır. Dört bölümden oluşan kitapta, dört ayrı zaman ve anlatıcı kullanılır. Romanda yoğunlukla bilinç akışı tekniği kullanılmıştır. Özellikle Quentin Compson’ın bölümü tamamen bu teknikle yazılmıştır. Metin içerisinde süreklilik arz eden zaman değişimleri, her bir anlatıcının kendi bakış açısından çok farklı olaylardan bahsetmesi ve çokça kullanılan diyalog anlatımlarıyla son derece zihin karıştırıcı bir eserdir. Ses ve Öfke’nin okunabilmesi için en önemli tavsiyem, kitabı en fazla üç ya da dört gün içerisinde bölüm bölüm okunarak ara verilmeden bitirilmesi. Bu roman kesinlikle ara verilerek ya da azar azar okunarak bitirilebilecek bir eser değil.

Kitabı ismi üzerinden de incelersek, Ses ve Öfke kavramlarını sembolize eden karakterler Benjamin ve Jason Compson kardeşlerdir. Sesin adı Benjy’dir. Konuşamayan, derdini anlatamayan, yaşadığı dünyayı anlayamayan, yalnızca ağlayan, adı Maury’ken değiştirilip Benjamin’e çevrilen Benjy.

“Ama o ağır ağır böğürüyordu, haincesine, gözyaşları akıtmadan; dünyada bütün sesi çıkmayan sefaletin önemli umutsuz sesi.”*

Öfkenin adıysa Jason’dır. Ailenin en zekisi ve gelecek vaat edeni Jason olduğu halde, okutulmaz ve doğru düzgün bir işe de giremez. Üstüne üstük babası öldükten sonra da ailenin bütün yükü üzerine kalır. Çalışır, didinir ve ailesine bir şekilde bakar Jason. Böyle yazınca, yazık olmuş denilecek, haline üzülecek bir karakter canlanır zihinlerde. Fakat Jason öyle değildir, o öfkenin adıdır. Başta kardeşlerinden olmak üzere tüm insanlıktan nefret eder. Haindir, saf kötüdür Jason. İnsanların gururlarıyla oynamaktan ve onları aşağılamaktan sadistçe bir zevk alır.

“Başka biri olsa elbette şöyle düşünür, biri deli zaten, ikincisi kendi suya atarak boğdu ve ötekini de kocası sokağa attı, eh neden geriye kalanlar da deli olmasınlar.”**

Yukarıda biraz olsun anlattığım bölümlere zaman dilimleriyle birlikte göz atalım.

7 Nisan 1928 – Benyj’nin Anlatımı:

Anlatımın yapıldığı tarihte Benjy otuz üç yaşındadır. Altmış üç sayfadan oluşan bu bölümde sürekli olarak zaman değişikliklerine tanık oluruz. Nerede hayal nerede bulunan zamanı yakalamak pek kolay olmasa da zaman değişikliklerini italik yazılan kısımlarla anlarız. Bu bölümün temel özelliği çoğunlukla diyalog anlatımın olmasıdır.

“Bir ateş vardı. Duvarların üstünde yükseliyor alçalıyordu. Aynada bir başka ateş vardı. Hastalığı kokluyordum. Annemin başına sarılmış bir bezdi hastalık. Saçı yastığının üstünde. Ateş ona erişmedi, ama başında parladı, küpelerinin titrediği başında.”***

2 Haziran 1910 – Quentin’in Anlatımı

Bu tarih, Quentin’in yaşamının son döneminin onun ağzından bilinç akışı tekniğiyle anlatımıdır. Onu ölüme götüren olaylar silsilesini zihninden geçen bir anlatımla tanık oluruz. Bu bölümde tıpkı ilki gibi italik kısımlarla zaman değişimleri yaşanır. İtalik kısımlar, Quentin’in kız kardeşi Caddy’le olan ilişkisinin anlatımı ve pişmanlıklarına dairdir. Özellikle bu kısımda, noktalama işaretleri olmayan bilinç akışı örnekleriyle bezelidir.

6 Nisan 1928 – Jason’ın Anlatımı

Bu bölümde, salt kötücül bir karaktere ve onun öfkesine şahitlik ederiz. Kitabın son kısmı olmamasına rağmen ilk iki bölümde satır aralarında anlatılan birçok olay Jason’ın anlatımında çözümlenir. Bu bölümde de ikinci kısımdaki kadar lezzetli olmasa da yoğun bir bilinç akışı anlatım söz konusudur. Ayrıca, dönemin Amerika’sında beyazların siyahilere karşı düşmanlığını ve “aşağı insan” muamelesini Jason’ın nefret dolu tavırları üzerinden gözlemleriz.

8 Nisan 1928 – Yazar-Anlatıcının Anlatımı:

Bu bölümde ilk defa üçüncü şahıs anlatımı kullanılır. Artık kardeşlerin anlatımı bitmiş ve yazar anlatıcı olarak devreye girmiştir. Bu bölümde, Caddy’nin kızı Quentin’in Compson ailesinin evinden kaçışına tanıklık ederiz. Jason’ın herkese karşı öfkesi burada daha çok Quentin’e yönelir. Ailenin dağılmadan önceki son zamanlar bu kısımda bizlere sunulur.

Son olarak, gerek anlatım tarzı ve gerekse de her bir karakterin fazlasıyla farklı özellikle taşımasından kaynaklı bu roman edebiyat tarihinin en önemli ve değişik eserlerinden biridir. Kafa açıcı, zihni karıştırıcı zor kitapları seven her okurun hayatında en az bir defa okuması gereken bir eser Ses ve Öfke. Modern edebiyatın bir klasiği durumda olan bu romanı mutlaka okumanızı tavsiye ediyor ve edebiyat dolu günler diliyorum. 

Turhan Yıldırım 

* s. 274.

** s. 204.

*** s. 56.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: