Can Sorumluluğu

Evime geldiğimde tam olarak 12 pati, 6 adet güzel göz karşılıyor beni. İlk yaptığım şey, çantamı bir kenara bırakıp koltuğa yürümek oluyor. Bu sırada arkamdan gelen 12 patinin pıtırtısını duyuyorum. Kuyruklar havada, peşimdeler.  Koltuğa kendimi atıyorum ve işte tam yarım saatlik rahatlama sürem başlıyor. Mırıltılar hırıltılar, sıcacık patiler, ellerimi ittirilen sıcak kulaklı kafalar :) Bugüne dek hiçbir spa, hiçbir masaj beni bu kadar stresten arındırmadı. Patililerin hepsi gerçek birer spa etkisi yaratıyor. Sevgili Yasemin, benden yazı beklediğini söylediğinde nereden başlasam diye düşündüm. Yazacak çok şey var. Ama ben onlarla nasıl başladığımı ve bana neler kattıklarını anlatarak başlamak istedim. Özellikle hayatında gerçek bir dost isteyenler veya çocuklarının patilerle tanışması konusunda endişeleri olanların okumasını çok isterim.

Bunları düşünürken aklıma geldi Tony. Apartmanımızın bahçesinde bakılırdı ona. Boyu benden daha uzundu ve simsiyahtı. O zamanlar 4 yaşlarında olan benim için cüssesi ve yaptıklarıyla bir kahramandı. Apartmandan her çıkanı sokağın köşesine kadar bırakır, dönerdi. Ağabeyimi ve annemi okula kadar götürür, sonra dönerdi. Sırf bu yüzden okula başlayacağım günü iple çekerdim. Ben ise ancak güzel havalarda bakıcım izin verirse, karşılaşırdım onunla. Tüm çocuklar bana kıskanarak bakarlardı. Kulaklarına tokalar da taksam, saçlarını taramak için ısrarcı da olsam o hep hemen  bir adım yanımda beni beklerdi. Onu sadece saklambaç oynarken istemezdim. Yerimi hemen belli ederdi. Benim ilk 4 patili kahramanım Tony, evden taşındığımızda geride bıraktığım her şeyden daha çok üzmüştü beni. Ama o oranın köpeğiydi ve orada kalmalıydı. Yıllar sonra sahibinden ölüm haberini aldığımızda derinden üzüldüm.

On bir yaşındayken, rahmetli babam ısrarlarıma dayanamadı. Bir anlaşmaya vardık… Her şeyiyle ben ilgilenirsem, aşılarını takip edip hatırlatırsam, yemeğini suyunu hiç aksatmadan verirsem ve onunla yeterince ilgilenir ve bunları derslerimi ihmal etmeden yaparsam olacaktı. O an, hayatımdaki her şeyden vazgeçebilirim diye düşündüm. Sanırım uzun süren çabalarım babamı ikna edebilmişti. Bir gün okuldan eve döndüğümde odamda siyah beyaz uzun tüylü, yeşil gözlü bir sokak kedisi vardı. Minicik ve vahşiydi. Hissettiklerimi, babamın boynuna atılışımı, kedinin korkup yatağın altına saklanışını saniye saniye hatırlarım hala. Sanıyorum o, o güne dek ailemin bana verdiği en iyi dersti ve ben bunun farkında bile değildim.

Çok güzel anları vardı kedi beslemenin. Ona bir isim bulmak gibi… Zümrüt, üzüm, zeytin, Juliet, Karakız…Düşünmesi bile eğlenceliydi. İlk günler yemeklerini vermek, suyunu tazelemek bana kendimi dünyanın en önemli insanı gibi hissettirmişti. Ama zaman geçtikçe ve ilk heves yerini sorumluluğa bıraktıkça aslında evde bir kedi beslemenin hem güzel,hem de sorumluluk getirdiğini anladım. Uyumak istediğim tatil günlerimin sabahlarında çişe çıkmak isteyen kedimin uyandırışıyla uykumun bölünmesi, arkadaşımda kalmak istediğimde hatırlatılan sorumluluğumdaki kedim… Ve her defasında “bunları kabul ettiğin için o burada ve artık sokakta yaşayamayacak kadar ev kedisi” derdi babam.

Şimdi düşünüyorum da, bu sayede şu an tüm sorumluluklarım bana hafif geliyor.  O yaşta aldığım bir can sorumluluğu bugün beni ben yapan en büyük dersti. Bir adım atarken, bir karar alırken onun tüm yükünü de almayı öğrendim..

Tüm bu zorluklarının yanında soğuk kış günü eve geldiğinizde kalorifer dibinde mayışmış halde sizi karşılayan bir minik sıcak kalbin ve kucaktaki hırıltının yerini de hiçbir şeyle değişemezsiniz. Hastalandığımda başımı bekleyişini, babamı kaybettiğimiz gece gözyaşlarımı yalayarak temizlemek istemesini, ne zaman canım sıkkın olsa kafasını kolumun altından sokma çabalarını, deliler gibi saklambaç oynamalarımızı, kuşumuzla olan maceralarını, kalemlerimi saklayıp bulma oyunlarını…Bu bir başlangıç oldu ailemizde. İlk kedimizin ardından hep bir kedimiz oldu evimizde. Su kaplumbağalarımız, balıklarımız… Ama hem benim için hem de ailem için çok büyük bir öğretiydi bu kararlar.

Verdikleri sorumluluğu yerine getirdiğimi gördüklerinde eminim aslında hayatıma dair bazı endişelerinden de sıyrıldı annem ve babam. Verdiğim kararların ardında duruşum, aldığım sorumluluğu ne olursa olsun taşıyabilmem, canlının yaşam hakkına saygı duymam gibi insana dair pek çok erdemi küçük yaşta edinebilmiş olmamın en büyük sebebi sorumluluğunu üstlendiğim canlardı. Böylece empati kurabildiğime, özgüvenimi artırabildiğime, sorumluluğun ne demek olduğunu öğrenebildiğime, hayatın anlamına dair bir bakış açısı kazandığıma inanıyorum. Daha önemlisi o günden beri hayatımda hep, harika bir dostum oldu yanımda. En sıkıntılı zamanlarımı da, en eğlenceli olanları da paylaşabildiğim. İnsandan tek farkları konuşamamaları…

Eğer çocuğunuz hayatı deneyimle öğrensin istiyorsanız veya hayatınızı paylaşacak bir dosta ihtiyacınız varsa, en güzel fırsat patili bir canı hayatınıza dahil etmekle başlayacak. Hayatınızın ne kadar değiştiğine inanamayacaksınız. Şimdi mi? Sokaklardan son anda kurtardığım 3 kedimle, barınaklarda gönüllü üstlendiğim 3 patili meleklerimle kocaman dostlarım var. Ve bunun için aileme minnettarım.

Burcu Tüzün


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: