Bilgi Artışı Beni Neden Strese Sokuyor?

0
562

Güney California Üniversitesi’nden Dr Martin Hilbert ve ekibi çok ilginç bir araştırmaya imza atmışlar. Günümüzde bir kişinin maruz kaldığı bilgi bombardımanını 1986 yılıyla kıyaslamışlar. Ortaya kısmen tahmin edebileceğimiz ancak rakamı duyunca bizi şaşırtacak bir sonuç çıkmış. O dönemde bir kişi ortalama 2,5 gazete sayfası uzunluğunda günlük bilgiye maruz kalırken bugün bu rakam 174 günlük gazetedeki dataya eşdeğer bir sayıya ulaşmış.

Dr. Hilbert bundan 100 yıl evvel ömrü boyunca 50 kitap okuyabilen insanların şanslı sayıldığı çağdan günümüze gelindiğinde çocuk yaşta yüzlerce film seyreden kuşakların yetiştiğine dikkat çekiyor. (Bu durumda 100 yıl evvel hayatı boyunca 4.000’e yakın kitap okuyan Mustafa Kemal Atatürk’ün de biz kez daha ne olağanüstü bir iş başardığını idrak ediyoruz)

Peki bu olağan dışı büyüme insan beynini nasıl etkileyebilir? Uzmanlar insan türünün uyum sağlamada en başarılı türlerden biri olduğu konusunda hemfikir. Ancak evrimsel gelişim aynı hızda ilerlemediği için zaman zaman aksaklıklar olmuyor değil.

Bu kadar çok veriye maruz kaldığımız andan itibaren yaşanabilecek problemleri şunlar olarak sıralamak mümkün:

  • Bu data bombardımanında bilgileri zihinde sınıflayamamak, anlamlı bir çerçeveye oturtamamak,
  • Alınan bilginin doğruluğunu test etme olasılığının düşmesi,
  • Aşırı veri yüklemesi ile verilerin arasında bağlantı kuramamak ve bunun zihinsel yüke dönüşmesi,
  • Bir şeyleri kaçırıyor muyum endişesi ile zihinsel ve ruhsal güçlükler yaşanması,
  • Datanın bolluğu sebebiyle karar verme süreçlerinin uzaması ve harekete geçilememesi,
  • Beynin doğal yaklaşımından dolayı yakınlarımızdan elde ettiğimiz veriyi süzmeden doğru kabul etme yatkınlığımız,
  • Eksik kalan bilgileri zihnimizden alışkanlıklar ve paradigmalarla tamamlama olasılığımız.

İş hayatında kiminle konuşsak yoğunluktan ve her işin acil olmasından şikâyet ediyor. Yoğunluk hissine bu büyük bilgi dağı, sebep olabilir mi? Bütünü olmasa bile, önemli bir parçası olması mümkün.

Peki bu işin sonucu nereye varır? Bunu kestirmek pek mümkün değil. Ancak şunu öngörmek mümkün. Tabii ki, evrimsel kuram gereği buna ayak uydurabilen kişi ve toplumlar ön plana çıkacak. Ayak uyduramayan birey ve cemiyetler geride kalarak nal toplayacaklar.

Altı kişinin yılda bir kitap okuduğu bir ülkede doğru ve yanlışı ayırabilmek için verilerin kaynaklarını araştırabilecek, sorgulamalarla datayı test edecek bireylere, vatandaşlara ihtiyaç gözüküyor. Onun için ilk adımın iyi okuma alışkanlıklarını tesis etmek gerekliliği ön plana çıkıyor.

Ona da önce kendimizden başlamak gerekiyor herhalde. Her gün 10 sayfa okuyan bir kişinin yılda en az 18 kitap okuyabileceğini hepimiz hesap edebiliriz. O nitelikli kitapların her biri hayatımızı %1 değiştirse, geliştirme üç yıl sonunda %54 hayatımız, dünya görüşümüz, gelecek hayalimiz değişir ki bu inanılmaz bir dönüşüm olur.

Bu mücadele ve meydan okumaya var mısınız?

İddialı olanlarla üç yıl sonunda haberleşelim, o harikulade yolculuğu dinlemeyi çok ama çok isterim.

Sevgilerimle

Anıl Akın

Önceki İçerikRöportaj: Radyocu Geveze ile Hayata Dair
Sonraki İçerikSiyasetçiler Neden Sorumluluk Almaz?
“Eğitmenlik, danışmanlık ve koçluk yapan Anıl, uzun yıllar kurumsal hayatta çalıştıktan sonra yeni ufuklara yelken açtı. Hayat boyu öğrenci olmayı, paylaşmayı, üretmeyi çok seviyor. İTÜ Çekirdek bünyesinde yeni girişimlere mentörlük yaparken, gönüllü faaliyetlerde bulunmayı da ihmal etmiyor. Vazgeçilmezleri; ailesi, ülkesi, değerleri”