Bahara Doğru Hızlı Adımlar

 

Sizlere bu yazıyı yazarken İstanbul’da hava çok soğuk, ama gökyüzü masmavi ve güneş pırıl pırıl. Dergi yayınlandığında hava nasıl olur bilemem ama tarih itibarıyla benim “heeey bahar geliyor” sevinmelerimin başlayacağından eminim. Yakınlarım bilirler, uzun yıllardır her kasım ortası uykuya yatıp, nisan ortası uyanma halindeydim. Erken ölümler, hastalıkların iç sıkıntılarıyla geçen kasım aralık ayları ve yeni yılın ilk 20 günü hastanede olan oğlumun üzüntüsüne rağmen, kendimce eğlenceli anlar yaratıp ‘kış uykusu’ ruh halinden kurtulmaya çalıştım. Şubatın ilk günlerinin muhteşemliği de bu yazıyla bana bahara merhaba deme cesareti verdi. Zaman zaman, alıp başımı yaşadığım şehirde avare gezmeleri yaparım. En sevdiğim ve kendimi mutlu hissettiğim anlar deniz yolculuğu yaptığım gezilerdir. Sabah erkenden Beşiktaş’tan Kadıköy’e vapurla geçerim, dolmuşla sahil yolundan Bostancı’ya gidip oradan da ilk vapurla Adalar’a yol alırım. Genellikle bahar ve yazın ilk günlerinde bu yolculuğu yapmayı severim, güneşin denizdeki yansıması, tabiatın coşkulu renkleri ruhuma huzur verir.

Çocukluğum ve gençliğimde Boğaz’da ve Adalar’da yüzme şansına sahip olan az sayıdaki İstanbullulardanım. Şimdilerde yüzmek hayal olan Küçüksu, Florya, Sürreyapaşa ve Tarabya plajları o zamanlar İstanbul’un en güzel deniz banyolarıydı. 50’li yıllarda çarıklı erkan-ı harp zihniyetine teslim edilen şehrin altyapısı nedeniyle, günümüzde artık  yüzmenin mümkün olmadığı bu sahiller, güzel birer hayal olarak hatırlanacak. Babamın çalıştığı şirkete ait teknenin boş yakalanabildiği tatil günlerinde de, Heybeliada’nın Çam Limanı’na veya Büyükada’nın Yörükali iskelesine demirlerdik ve ben o tabiat harikası çam ormanlarına sırtını yaslamış turkuaz denizlerde keyifle kulaç atardım. Adalarda yazlığı olan arkadaşlarımız sayesinde de Burgaz, Kınalı ve Sedef Adaları’nda da hep güzel günlerimiz geçti. Bu yazıyı yazarken gezdiğim web sitelerindeki yorumlarda gördüğüm kadarıyla, bu güzel şehirde yaşayıp, Adalar’a ayak basmayı bile akıl etmeyen milyonlar var. Akılları yurtdışındaki turistik yerlerde olan, ama yaşadığı şehirdeki güzelliklerden bihaber bir sürü insan olduğunu görmek üzücü. Adalar’a gitmek için servet harcamaya gerek yok, ille de bir balık lokantasında oturmanız da gerekmiyor, çay ve simitle güzel bir gün geçirebilir, martların ve kedilerin arkadaşlığında İstanbul’a farklı açılardan bakabilirsiniz.

Her yıl 23-24 nisan günleri, dilekleri olan insan akınına uğrayan Büyükada ve AyaYorgi tepesine, işinizin olmadığı hafta içi bir günde yürüyerek çıkarsanız, tabiatın mevsimlere göre nasıl değiştiğini gözleyebilir, temiz havanın keyfini çıkarabilirsiniz. Yine Büyükada’da Anadolu Kulübün tarih kokan hoş mimarili binasını, meydandaki etrafı begonvillerle çevrili saati, gümüşî kubbeler ve kırmızı panjurlarıyla bir tarafta Marmara denizine, bir tarafta da İstanbul’a bakan görkemli bir yapı olan Splendid Palas Oteli ve tabii geçen yıl  Aya Nikola Mevkiinde açılan Adalar Müzesi’ni gezebilirsiniz.

Heybeliada da ayrı bir güzelliktir. Eski adı bakır anlamına gelen Halki olan bu yeşili bol adada, Abbas Halim Paşa’nın konağı ve Aya Nlkola Kilisesi gibi tarihi yerleri gezebilir, piknik alanlarının keyfini çıkarabilirsiniz. Ve Burgazada, güzelim kızılçam ormanıyla, Sait Faik Müzesiyle, Kalpazankaya’daki müthiş günbatımyla, güzel ve zarif ahşap köşkleriyle gönlünüzü çalacak bir yer. Haydi kendinize bir iyilik yapın ve ilk tatil gününüzü Adalar’da geçirin, fotoğraf makinanızı yanınıza almayı unutmayın. Hem anlarınızı saklar, hem de rastlayacağınız keyifli görüntüleri dostlarınızla paylaşırsınız.

Adalar ile ilgili linkleri aşağıya listeledim sizlere kolaylık olsun diye deniz yolculuğunuzu planlayacağınız Ido linki bile var :) İyi eğlenceler.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Adalar,_%C4%B0stanbul
http://en.wikipedia.org/wiki/Princes‘_Islands
http://www.adalar360.com/
http://www.adalarmuzesi.org/cms/
http://www.ido.com.tr/

Keyifli Linkler

Bu ay sizlere önereceğim linkler okumaya ve incelemeye doyamayacağınız adresler olacak. Keyifle incelemenizi ve paylaşmanızı dilerim.

İlk adres Gökhan Yorgancıgil’e ait. Sıfır Dediğimde adlı ve yurtdışından ödüllerle dönen filmiyle hatırlayacağınız yönetmen, yazar Yorgancıgil’in “Dinleyince, Düşününce, Okuyunca, İzleyince gibi bölümlerle ayırdığı adresinde keyifli paylaşımları bulabilir, ilginç zaman yolculukları yapabilirsiniz.

http://www.gokhanyorgancigil.com

İkinci adres bir fotoğraf ustasının A.Murat Eren’in blogu. Akıcı ve esprili yazı dili, her biri ayrı sanat eseri olan fotoğrafları ile bu blog mutlaka sıklıkla uğrayacağınız bir adrese dönüşecek.

http://meren.org/blog/

Son adres ise renkli bir kişilik olan sevgili Tunç Kılınç’ın Fikir Atölyesi isimli blog linki. Uzun yıllar profesyonel yöneticilik yaptıktan sonra, beyninin solunu emekliye ayırıp, sağını uyandırmaya karar veren Kılınç’ın yazılarının müdavimi olacaksınız.

http://www.fikiratolyesi.com

Müge Cerman

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: