Ayın Çocuk Edebiyatı Yazarı Şeyma Ayık

Çocuk Edebiyatı Bölümümüzün bu ayki konuğu, sesine pek çok dizi, reklam ve animasyonlardan aşina olduğumuz bir isim, Seslendirme Oyuncusu Şeyma Ayık. Uzun yıllar çocuk oyunculara seslendirme yönetmenliği de yapan Şeyma Hanım’la yazma serüveni ve   çocuklar için yazdığı harika kitaplar hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Şeyma Hanım bize yazar olma yolculuğunuzu ve çocuk edebiyatıyla nasıl ilgilenmeye başladığınızı anlatır mısınız?

Çocukluğumdan beri edebiyata olan ilgim ve sevgim, beni hep bu alanda tutmuştur. Annem Zeliha Ayık’ın biz çocukken, kardeşimle bana almayı tercih ettiği hediye çoğunlukla kitaptı. Hatta kitapların o yıllardaki baskılarını sahaflarda ya da herhangi bir kitaplıkta gördüğümde kolaylıkla tanıyorum. Annem de edebiyata tutkun bir kadındır. Muhteşem şiirleri ve edebi yazıları vardır. Onunla büyümek ve edebiyatın zevkini annemin rehberliğinde tatmak, kuşkusuz ki bu tutkumu diri tuttu. İlerleyen zamanlarda Milliyet Sanat ve Jazz Dergisi’nde düzenli köşe yazıları yazmaya başladım. Yazı ile duygularımı ifade etmek; her ne kadar seslendirme oyuncusu olsam da bana daha etkileyici gelmiştir. Çünkü yazarken doğru kelimeleri bulmak, konuşurken aniden ağzımızdan çıkan kelimelerden daha akılcı olabilir bana kalırsa. Yazarak isyanınızı dizginlersiniz. Bir derdiniz vardır ve onu en makul biçimde anlatabileceğiniz, aktarabileceğiniz alan yazıdır. Ya da en azından benim için geçerli olanı bu. 

Yıllarca TRT’de ve özel stüdyolarda çocuk oyunculara seslendirme yönetmenliği yaparak, çocuklarla olan iletişimimin geliştiğine de inanıyorum. Bir de hayatın, siz ne yaparsanız yapın; sizi bir nehir yatağındaki yaprakmışsınız gibi sürüklediği bir menzil vardır. Bu menzil benim adıma hep çocuklar oldu. Kulağıma fısıldayan sesi duyduğumdaysa peşinden gitmeye karar verdim. Üstelik çok da ulvi bir hayat amacıydı bu. Geleceği dönüştürmek diyorum ben buna. Çocukların kalbinde yakacağınız her ışık, geleceği; tabii ki gelecekle birlikte şimdiyi ve geçmişi dahi dönüştürür. Çünkü onlarla ânı yakalarsınız. 

Kızım doğduktan sonra, aklıma bir hikâye geldi. Ben değişimi fazla sevmeyen bir yapıya sahibim. Ama bu, yaşamda insanı biraz zorlayan bir durum. Bir an geçmiyor ki; herhangi bir şey değişip dönüşmesin… Sanırım önce kendimi sağaltmak içindi tüm yazdıklarım.

Aklıma gelen hikâye için şuradan yola çıktım: Bir tırtılın kelebeğe dönüşme süreci ile Dünyamızın uydusu Ay’ın döngüsünü tamamlaması, aşağı yukarı aynı zamanlarda gerçekleşiyor. Yaklaşık 28-29 gün… Kelebekler için istisnai durumlar olsa da ortalama olarak süreç bu şekilde işliyor. Bu süreçte de her şey değişiyor. Doğa, tırtıl, Ay, çiçekler, ağaçlar…

Değişim bir süreçti ve uyumlanmalıydık. İlk kitabım olan TIRTIL TONTİNİ ve NEŞELİ AYDEDE işte bu ana temadan esinlenerek yazıldı. Çok da sevildi. Birçok okulun müfredatında yer aldı. Bu da gurur verici tabii benim için. 

Sonra da hep çocuklar için yazmak geldi kalbimden. İçimdeki çocuğun hala kıpır kıpır olduğunu görmek, beni onlar için çabalamaya sevk eden itici güç bence. Çünkü hala oynamayı, düşmeyi, kalkmayı, kaybetmeyi, kazanmayı çocuk kalbime sığınarak deneyimliyorum. Birçok oyun arkadaşım var. Üstelik büyük görünen çocuklar. Bazen düşürüp dizlerimi kanatanlar da oluyor elbet ama onlardan da öğrenecek çok şeyim var.

Kitap yazmaya başladığınızda dosyanızı yayınevlerine nasıl ulaştırdınız? Deneyimli bir yazar olunca bu konuda izlenecek yol değişiyor mu?

Hikayem bittiğinde, aslında daha önce hiçbir yayınevi ile bir bağlantım olmadığı için, izlenecek yolu dahi bilmiyordum. Ama Tırtılkids Kitabevi’nin özel günlerinde drama ve kitap okuma etkinlikleri düzenliyordum. O dönemde kitabevinin yöneticisi olan kıymetli arkadaşım Nalan Erduran, çocuklarla yaptığım işlere ve yazılarıma güvendiği için Altın Kitaplar Yayınevi’ne dosyamı teslim edebileceğini söyledi. Öyle hızlı gelişti ki, o süreçte fazla beklemedim diyebilirim. Dosya ellerine ulaştıktan sonra, sevgili editörüm Hülya Şat, benimle tanışmak istedikleri haberini gönderdi. Tırtılkids Kitabevi’nde tanışma toplantısına gittiğimi düşünüyordum. Aynı gün, kitabımın basılacağı söylenmişti. Diğer kitaplarım da Altın Kitaplar Yayınevi imzasıyla hayat bulurken; bir tanesi de Megakids etiketiyle raflardaki yerini aldı. 

Gün geçtikçe ilginin daha çok arttığı çocuk edebiyatı alanında çalışmak isteyen, kitap yazmak ve yayımlatmak isteyenlere önerileriniz nelerdir

Şimdi çok sevdiğim Cemal Süreya bizi duysa kızar mıydı bilmem. Bilirsiniz ‘çocuk edebiyatı diye ayırmanın bir manası yoktur’ derdi. ‘Çocuk da okuyabilmeli? Hayatının geri kalanında ona lazım olmayacak bin bir çeşit bilgiyi onlara yüklemekten çekinmeyiz. Ancak neden Sait Faik’ten mahrum kalsın ki?’ diye sorar. Falkner’in de çok sevdiğim ve gerçekliğine inandığım şöyle bir sözü var. ‘Yazar, hecelerini kâğıda geçirmeye başlamadan çok önce, gözlem yapmaya başladığında yazar olur.’

Benim inandığım ve öğrendiğim dört temel unsuru önerebilirim. Bol kitap okumak ve kurgusu iyi filmler izlemek; çok iyi bir gözlemci olmak ve sürekli yazmak. İçinizden geldiği gibi… Konu bulamadığınızda hislerinizi yazmak, bir nesnenin dilinden yazmak gibi.

Çocuk kitabı yazarlarının genel olarak karşılaştığı eleştiri var mı sizce?

Genelleme yapabilecek bilgiye sahip değilim ancak ara ara yazarların pedagog desteğiyle yazmalarına inanan okuyucularla karşılaşıyorum. Şunu ifade etmek isterim ki; pedagojinin çocuklarla kuracağımız ilişkilerimizde elbette hakiki bir yeri var. Ancak yazarlığın orta yerinde bir pedagog baskısının olmasını doğru bulmuyorum. Elbette danışılabilir ama yazarları ve kitapları onaylamalarının edebiyat denetçiliği olduğuna inanıyorum.

Şeyma Ayık Kitapları 

Tırtıl Tontini ve Neşeli Aydede- Altın Kitaplar Yayınevi

Aliş’in Gözlüğü- Altın Kitaplar Yayınevi

Aliş’in Öfkesi- Altın Kitaplar Yayınevi

Babaannemin Sandığı-Altın Kitaplar Yayınevi

Harika Bir Gün- Megakids

Üç Kuş Kardeş-Altın Kitaplar Yayınevi

Şeyma Ayık’a yanıtları için çok teşekkür ediyorum. 

Arzu Tülümen

Önceki İçerikKimin İçin Güzel Olmalıyım?
Sonraki İçerikZor Koşullar Altında Kendine İyi Gelmek İçin 7 Proaktif Adım
Deniz ve edebiyat hayatta bana keyif veren iki vazgeçilmez konu. Anadoluhisarı’nda denizle iç içe büyürken kitaplar ve hikâyeler yaşamımda hep var oldu. O yüzden belki de anlatmayı çok sevdim. Özel sektörde eğitim uzmanı, Devlet Okulları’nda İngilizce öğretmeni olarak görev yaptım. Yıllar sonra yeniden üniversite öğrencisi olduğum bir dönemde, çocuk ve gençlik edebiyatı çevirisi çalışmalarım beni çocuklar için yazma konusunda yüreklendirdi. Deniz tutkum, amatör bir denizci ve yelkenci olarak devam ediyor. Yaz aylarımı deniz üzerinde geçiriyorum. O nedenle hikâyelerimde deniz ve denize dair konular ön planda. Denize Dönüş adlı kitabım Doğan Egmont, Mercanın Yelkenlisi-Liman Kentleri Çanakkale adlı kitabımsa Beta Kids tarafından yayımlandı. Yasemin Sungur’la yolum yazarken tıkandığım bir dönemde onun “Harekete Geç” adlı eğitimine katılmamla kesişti. Martı Dergisi’nde yer almaktan ve kitap sevdalısı arkadaşlarımla bir arada olmaktan mutluyum. Okumaya, yazmaya ve öğrenmeye devam…