Zamanda Alışveriş

Zamanda alışverişin keyfi desem?

İhtiyaç mı? Sahip olmanın keyfi mi?

Alışveriş yapan insanların yüzlerinde nasıl bir ifade vardır hiç gözlemlediniz mi? Heyecanlı, keyifli, belki biraz yorgun, kendince belirlediği hedefine odaklanmış ve ona sahip olarak rahatlamış, zafer kazanmış gibi mutlu, yorgunluğuna değdiğini düşündüğü elindeki avları ile bir an önce gururla evlerine gitmek isterler. O artık bizimdir, bir şapka bir telefon, elbise, kazak, bilgisayar ya da bir tencere, uzun zamandır gözümüze kestirip “numarası kalmıştır inşallah” diye düşündüğümüz, hatta kalmamışsa diğer şubelerine bakmayı planladığımız manto ya da o harika ayakkabılar…

zamanda-alisveris

Bize ait olduğu için kendimizi iyi hissettiğimiz birçok şey… Bazılarını planladığımız gibi ansızın görüp de heyecanla o noktaya yürüdüğümüz anları düşünün. Mesela bir güneş gözlüğü… Kullanacağınızdan, dolabınızın çekmesinde unutulup kalmayacağından emin misiniz? Hatta uzun bir zaman sonra tesadüfen başka bir şey ararken karşınıza çıkıp pırıl pırıl ilk günkü gibi kutusunda durduğunu görüp şaşırmayacağınıza… Oysa rafından alıp parasını ödeyip çantanıza koyarken çok keyifliydiniz.

Aldıklarımız ve sahip olduklarımızın bizlere verdiği mutluluğun ne kadar süreceği görecelidir elbette ama hepimiz biliyoruz ki evlerimizde, dolaplarımızda kullanılmayan, ihtiyaç olmadığı halde var olan, biriken ya da kullanma tarihi biten ilaçların ecza dolabında beklemesi gibi bekleyen eşyalar, giysiler, objeler var.

Çocukluğumuzda “kışlık, yazlık alışveriş zamanı” cümlesi çok renkli bir güne açılan kapıydı. Şimdi her yerde her mevsimin giysilerini bulmak mümkün, her kumaşı her rengi, değişik kalitelerde neredeyse sonsuz çeşitte diyebileceğimiz örnekleriyle.

Her gördüğüne sahip olmak o mutluluğa ulaşmak, keyifle gülümsemek ihtiyacı, avcı içgüdülerimizin geçici kısa süreli keyfi ile zor kapanan gardıroplarımız.

Yeğenim üniversiteyi bitirdikten sonra sınıf arkadaşı ile geçen ay evlendi ve bizi evlerine yemeğe davet etti. Kucağımda yeni evlilere aldığım, alırken çok düşünüp beğenip ve keyifle onlara getirdiğim mutfak seti ile kapıdan girdiğimde ilk dikkatimi çeken ve beni rahatlatan evin duvarlarının ve eşyaların açık, yumuşak renklerde olmasından değildi. Ya da tavandan hafifçe aşağı sarkan zarif sade antika lambalar… Ev inanılmaz az eşya ile döşenmişti, “Sadece gerekenler” dedi yeğenim yüzü ışıl ışıl ve mutlu. “Eksik bir şey yok ama fazlalık da yok.” İhtiyaç olan gerçekten kullanılan eşyalar hep canlı onlarla yaşıyordu, tüm güzel enerjilerini yansıtarak çoğaltarak…

Biliyor musunuz? Yaşadığımız mutlu anlar, yaptığımız yolculuklar, sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanlar, gittiğimiz bir sinemada seyrettiğimiz film, sevdiğimizle yaptığımız bisiklet gezmeleri ya da tatil, yeni yerleri keşfetmek ya da yeni şeyler öğrenmek…

Zamanda alışveriş budur bence, zamanı mutlu yaşayıp ihtiyacınız olduğunda hatırlayıp yeniden yeniden mutlu olmak…

Orkide Erol


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: