Yazar Bilgeliğinden Feyz Almak: Umberto Eco ve Harper Lee

İnsana dair söyledikleri, yazdıkları ile bilgelik mirasına katkısı yüksek iki kişi daha, bahsedilen o güzel atlara binip gitti.

Bazı yazarlar, okurları için yüz yüze görüşmedikleri yakın arkadaşları gibidir. Filozof, romancı, semiotik hocası, incunabula kaşifi, Ortaçağ uzmanı ve bilgiyi yaşam tecrübesine, eskilerin irfan dedikleri şeye çeviren Umberto Eco, yurtdışında çalıştığım ve yalnız olduğum bir dönemde bana eşlik eden bir hazine olan Foucault Sarkacı ile yakın dostum sınıfına girmişti.

Harper Lee, belki geçen seneye kadar tek kitabı olması nedeni ile biraz daha mesafeli bir arkadaştı. Bu yazım da aslında gerek duymasalar da kendi çapında, zihinlerde bir damnatio memoriae ihtimaline karşı…

Harper Lee

Okur ve düşünürseniz, bu dostların öğrettiği çok şey var. Mesela, bugün yaşananları, sokaklarda, şehirlerde, ülkelerde ölenleri, niyesini ve ortalama zekâya hakaret açıklamaları, kurguları düşününce, Umberto Eco haklıymış diyor insan; Gülün Adı’nda “Çok bilgelikte çok acı vardır; bilgisini arttıran acısını da arttırır” derken…

Ve hatta niyesini anlamaya çalışırken de söylemiş doğrusunu:

“İnsanın kendi sefilliğine mazeret bulabilmesi için nefret edecek birine gereksinimi vardır.”

Ve ayrıca uyarmış:

 “..uğruna ölmeye hazır olanlardan korkun, çünkü onlar birçok kişiyi de kendileriyle beraber, genellikle kendilerinden önce, bazen de kendilerinin yerine ölüme sürüklerler.

Bilmek acı olsa da, her söylenene, her görülene, her yazılana kanmadan, öfkelenip, lanetler savurmadan ve dalgaya kapılıp gitmeden önce düşünmek ve anlamaya çalışmak lazım galiba. Düşünürken de Harper Lee’nin Bülbülü Öldürmek’te söylediği tek pusulayı kullanarak:

“Çoğunluğun sesi doğrudur, kuralının dışında yalnızca vicdan kalır.”

İdeolojilerden, kurgulardan önce, vicdana ihtiyacımız olduğunu unutmadan.

Düşünmek ve sorgulamak sadece kendimiz için. Başkalarıyla ilgili yine Harper Lee muhtemelen doğruyu söylemiş:

“İnsanlar etraflarında kendilerinden çok şey bilen birilerinin olmasından hoşlanmazlar. Bu onları kızdırır. Sen konuşuyorsun diye de değişmezler. Kendilerinin istemesi gerekir bunu ve öğrenmek istemedikleri zaman çeneni tutmaktan ya da onlar gibi konuşmaktan başka bir şey gelmez elinden.”

Umulur ki bir gün kendi başına düşünenin, vicdanını öne koyanın sayısı artar da aylardır, günlerdir yaşananlar son bulur.

Umberto Eco

Umberto bu düşüncenin yolunu da söylemiş:

“Aydınlanmış entelektüel ahlakın vazgeçilemez koşulu, tüm inançları, hatta bilimin mutlak gerçek dediklerini de eleştiriye tabi tutmaktan geçer.”

Memlekette entelektüel denince tüyleri diken diken olanlara inat, gerçek bir entelektüel nasıl bir birikim oluşturuyor, görmek isterseniz Eco ve Carriere’nin söyleşi kitabı Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın’ı okuyun. Bu yazının aksine fevkalade keyifli ve akıcıdır.

Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın

Okumak için bu yazı uzun gelenlere tavsiye ise fotoğraf üzerine iliştirilmiş sadece o anda duygularınızı harekete geçirip sizi rahatlatan 3 kelimelik sloganları okumaya devam; onlar sağlığınız açısından daha uygundur.

Cem Tarık Yüksel


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: