Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım

Bence senenin en önemli kitaplarından birini okuyup bitirdiğimde, “acaba, öyle mi olmuştur?” sorularını kendi kendime soracağım aklıma gelmezdi. Ama öyle oldu. Anlatılan bazı tesadüfler bu sorulara sormama neden oldu. Ancak bunlar  “Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım” yine de senenin en önemli ve okunması gerekli kitabı olma özelliğini kaybettirmiyor. Deniz Gezmiş’in şimdiye kadar hiç bilinmeyen, suskun kalan aşkı Aygün Kevrina’nın kaleme aldığı kitaptan söz ediyorum.

Roman tadında okunan, sağlam bir metinle karşı karşıyayız her şeyden önce. Kor Kitap’tan çıkan kitabın editörü Kübra Yeter’i anmadan olmaz. Tabii, bu metinler üzerine epey çalıştığı belli olan, görüşmeleri yapan ve ön sözü de yazan Cavit Nacitarhan da anılması gereken başka bir isim. Aygün Kevrina 60 yılı aşkın bir zamandan sonra bu sırrı açıklamaya karar verince ilk aklına gelen isim, Deniz Gezmiş’i de tanıyan Aydın Çubukçu olmuş. Ve kitap olma süreci başlamış…

Kısacık Bir Aşk Bir Ömür

Deniz Gezmiş ile Aygün Kevrina’nı aşkları bir yıl gibi kısa bir zaman sürmüş. Ama o bir yıl Kevrina’nın tüm hayatını etkilemiş; kitaptan bunu anlıyoruz. İçinde gizlediği bir sırla yaşamanın zorluğunu o kadar iyi anlatıyor ki Kevrina… Hiç unutamadığı bu aşk, bütün hayatının merkezinde yer alıyor neredeyse. Bu aşk karşılıklı da… Öfke, kan, göz yaşı, ayrılmalar, uzun yürüyüşler, sohbetler; bir aşkta yaşanacak her şey var. Aksaray’da FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu)’nda 1966’ın Aralık ayında başlayan çarpışma kısacık bir zaman ama bir ömür sürüyor.. Aygün Kevrina, Kayseri’de geçirdiği ilk gençlik yıllarının ardından hukuk okumak için geliyor İstanbul’a. Beatles seven genç bir kız.

Yalnızlık hissediyor, çok da adapta olamıyor. Kaldığı öğrenci yurdu da dersler de onu sıkıyor. Dolmabahçe kıyısına demir atan, üniversite öğrencilerinin sonradan protesto edecekleri ABD savaş gemisini bir arkadaşının  davetiyle ziyaret ediyor. Geminin ismi Shangri-La. (Şimdi Dolmabahçe’de tam da geminin demirlediği manzaraya karşıya bu isimde bir otelin bulunması ilginç.) Kevrina’nın sevdiği müziklerin çaldığı, ABD askerleri tarafından çok iyi karşılandıkları bu etkinlik belki de onun İstanbul’da katıldığı ilk etkinlik. Sonra sıra FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonuna) geliyor. Ve işte orada da Deniz Gezmiş ile ilk karşılaşma… Sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Hem siyasi anlamda hem de kişisel manada hayatı değişiyor Kevrina’nın…

Bu zorlu günlerde Kevrina’nın zaman zaman sığındığı yer ise teyzesinin Göztepe’deki köşkü. Bu köşkü İstanbullular çok iyi biliyor. Şimdi İstanbul Oyuncak Müzesi. Deniz ile Aygün bu köşkte buluşuyorlar sık sık, denize kadar yürüyorlar, köşkte sohbet ediyorlar ve bir anlamda da saklanıyorlar. Çünkü ilişkilerini bir süre gizlemek düşüncesindeler. Yani bu köşk bu aşka tanıklık eden önemli bir mekan. Kevrina’nın annesi ve teyzesi burada tanışıyorlar Deniz Gezmiş ile.

Ak Gece Kara Günler

Tam evlenmeye karar verdikleri gecenin sabahında Kevrina kaldığı öğrenci yurdundan çıkarken yakalanıyor… Ak geceden sonra kara günler başlıyordu. Sonrasını kitaptan okumak daha keyifli…

Aygün Kevrina arkadaşıyla birlikte. Kitaptan

Kitapta Hüseyin İnan’ın da önemli bir yeri var. Kevrina’nın Kayseri Pınarbaşı’ndan okul arkadaşı ve onu sevdalısının kim olduğunu bilmeden avutan, paylaşan isim. (Herhalde İnan ile Gezmiş sonradan tanışıyorlar). Dağda bir mağarada İnan ile yaptıkları sohbet belki de kitabın kilit noktalarından biri.

Kevrina’nın annesinin bu yaşanan olayda çok büyük yeri var…Onu da okunmak üzere okuyucuya bırakmak lazım.

Kitabın yayınlanmasından sora Deniz Gezmiş’in dostlarıyla konuşanlar ise, Aygün Kevrina’yı hiç tanımadıklarını da söylediklerini not olarak yazıya kaydedelim…

Yazımızı kitaba ismini veren Aygün Kevrina’nın Deniz Gezmiş için yazdığı 40 şiirden biri olan “Kimdi O” şiirinin son dizesiyle bitirelim. Şiirin tamamını Kor Kitap’ın instagram hesabından dinleyebilirsiniz…

“Yıllar yılı susmuştum

Kimseye zarar gelmesin diye

Sırlarım ipte asılı kaldı.”

Önceki İçerik71. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı Burçe Bahadır’ın
Sonraki İçerikNazım Hikmet’i Anmak – Bir Şairin İzinde
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.