Mircea Cărtărescu: Kelimelerin Büyücüsü

Bu ay Martı Kitap Kulübü İstanbul Oyuncak Müzesi Kitap ile Sohbet buluşmamızın rotasında çağdaş edebiyatın en sarsıcı seslerinden biri var: Mircea Cărtărescu. 1956 Bükreş doğumlu yazar; kelimelerle rüya dokuyan bir şair, zihni genişleten bir denemeci ve bir akademisyen.

Direnişin Edebi Hali

80’li yılların “Mavi Gömlekliler” hareketinin öncüsü Cărtărescu için yazmak; baskıcı yılların karanlığında bir özgürleşme alanı ve temel bir nefes alma biçimiydi.

Edebi Simya: Postmodernizm ve Sürrealizm

Eleştirmenler onun metinlerinde “Kafka’nın labirentleri, Borges’in sonsuz kütüphaneleri ve Proust’un zamanla mücadelesi iç içe geçer” derler. Cărtărescu’ya göre yazmak; gerçekliğin ardındaki büyülü desenleri ve ruhun dehlizlerini keşfetmektir.

“Nostalji”: Bir Varoluş Labirenti

Yazarın Yazma Ritüeli çok konuşulur. Cărtărescu, devasa romanlarını bile hiç düzeltmeden, silmeden ve elle yazarmış. Onun için yazmak, zihindeki bir rüyayı olduğu gibi kağıda nakşetmektir. Bu “saf yaratım” süreci, metne o eşsiz akışkanlığı verir.

Kitabın orijinal adı aslında “Düş” (Visul) imiş. 1989’da komünist rejimin ağır sansürü altında budanarak yayımlandı. Bugün okuduğumuz tam metin, yazarın sansüre karşı kazandığı edebi zaferin bir belgesidir.

Modern edebiyatın yaşayan en büyük ustalarından biri kabul edilen Cărtărescu, her yıl Nobel Edebiyat Ödülü’nün en güçlü adayları arasında ilk sıralarda gösteriliyor.

Kitaptaki “Mendebil” bölümü, çocukluğun o masum ama bir o kadar tekinsiz dünyasına bizi geri götürecek. 1980’lerin sansür gölgelerinden süzülen bu başyapıt, rüyalar gibi parçalı ve beş duraklı bir yolculuk sunar:

  • Ruletçi: Kaderin ölümle soğuk dansı.

  • Mendebil: Çocukluğun ürkütücü ve saf evreni.

  • İkizler: Kimlik arayışının sanrısal hikayesi.

  • REM: Rüyaların içinde hakikati arama çabası.

  • Mimar: Yaratma tutkusunun yıkıma dönüşen kibri.

Sohbetimizin Üç Temel Odağı

  1. Düşsel Anlatı: Gerçeklik ile rüya arasındaki o ince çizgi.

  2. Yaşayan Şehir Bükreş: Mekanı, bizimle nefes alan ve çürüyen bir organizma olarak okumak.

  3. Yaratılış ve Yıkım: İnsanın “Tanrılaşma” arzusu ve bu kibrin getirdiği felsefi yıkım.

Cărtărescu bizi hafızamızın labirentlerinde kaybolmaya ve kendimizi yeniden bulmaya çağırıyor.  Altını çizdiğim bir kaç cümle…

“Yeryüzü düşünce ve irade yeteneği olan bir hayvandır. Ancak, onun irade gücü, bizim ona eklemlediğimiz irade gücümüzden çok daha büyüktür. Kuşların ve kelebeklerin irade gücü bizimkinden daha güçlüdür, bu yüzden uçabilirler. Biz de eğer irademizi zorlarsak hava gibi hafif oluruz.”

“Yazmanın zamanla insanı, yani beni değiştirdiğini düpedüz fark ediyorum. Yazmasam, boş zamanımda olduğu kadar okulda da kendimi sanrıları kapılmış hissediyor ve de öyle davranıyorum.”

“Bir kadına kusursuz bir vücudu olduğu için değil, gözlerindeki ya da ağzındaki o kendine özgü eşsiz etkiden dolayı aşık oluruz.”

“Aşkla nefret, umutla çaresizlik, hayranlıkla aşağılama arasındaki sürekli değişim beni ruhsal açıdan tam bir harabeye çevirdi…”

Gelin 10 Mart Salı Kitap ile Sohbet‘te buluşalım.

Sayfa Sayısı: 352
Tahmini Okuma Süresi: 9 sa. 58 dk.
Basım Tarihi: 2017
İlk Yayın Tarihi: 1 Ocak 1989
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Orijinal Adı: Nostalgia
Önceki İçerik8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün Tarihçesi ve Çiçeklerin Sembolik Dili
Sonraki İçerikMartı Kitap Kulübü – Sen hiç “Kitap ile Sohbet” ettin mi?
Yasemin Sungur
Hayat Öğrencisi... Aşk ile evrende hayat bir başka güzel. Şükür...