Mayıs Ayı Çarparak Geçti

10390518_10152140676178596_7288319416557412161_nMerhaba,

Mayıs ayı çarparak geçti. Aslında dergimizde gündemi takip etmiyoruz. İnsanın yaşamındaki her konuya farklı açılardan bakıyor ve okuyucularımıza ulaşmaya çalışıyoruz.

SOMA felaketi yüzünden yürek dağlayan, yaşayanlara büyük travma yaratan bir hatalar, ihmaller zinciri ile tanıştık. Televizyonların başında bir taraftan ağlarken, anlamaya çalışırken üzüntü ile kızgınlık arasında gittik geldik. Kayıtsız kalamadık, yazarlarımız yüreklerinden bu konuya baktılar. Felaket sonrası yaşam her yerde devam ediyor, rutine dönüldü bile. Evet, yaşam devam edecek ancak unutmayalım, anlayalım.

Farkında olmak, öğrenmek, anlamak bilmediğimizi bildiğimizde başlıyormuş. Bilmek, öğrenmek ve anlamak harekete geçirmeli, öğrenenin faydasına dönüşmek için eylem olmalı. Anlamak için sorular sormalı, cevaplarımızı arayıp, bulup çözüme dönüşmeliyiz.

 

Nasıl yapılmış, başkaları nasıl yapmış, nasıl yapmalı soruları bizi harekete geçirecek eyleme götürecektir. Çok sevdiğim Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabını okumanızı öneririm. Oradan küçük bir hikaye paylaşıyorum.

Diyelim ki koruda bir ağacı telaşla kesmeye çalışan biriyle karşılaşıyorsunuz. “Ne yapıyorsun?” diye soruyorsunuz. Adam sabırsızca “Görmüyor musun?” diye yanıtlıyor. “Ağacı baltayla kesmeye çalışıyorum.” “Bitkin görünüyorsun” diyorsunuz. “Bu işi ne zamandan beri yapıyorsunuz?” “Beş saatten fazla oldu” diyor. “Çok yoruldum, çok zor bir iş bu…” “İşe birkaç dakika ara verip baltanı bilesene…” diyorsunuz. “O zaman ağacı çok daha hızlı keseceğinden eminim.” Adam sözcüklerin üzerine basa basa “Baltayı bileyecek zamanım yok” diyor. “Ağacı kesmekle meşgulüm.”

Farkında olmak, öğrenmek, anlamak bilmediğimizi bildiğimizde başlıyormuş, fark edin… Gelişim için her yönden ve duygumuzu besleyerek kendimizi geliştirebiliriz.

Sevgiyle nefes alın ve adım atın.

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikMayıs Şiirleri
Sonraki İçerikSoma’da Çocuk Olmak
Yasemin Sungur
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben aslında bir “Hayat Öğrencisi”. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakamadım bir türlü. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri kahkahalarımla uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla hayat bir başka güzel. Şükür...