Kütüphaneleri seviyorum. Orada zaman farklı akar. Kalabalıklar sessizleşir. İnsan, önce kendini duyar. Sonra başkasının kelimesinde yankılanan bir fikri… Bugün kütüphaneler sadece sessizlik vadetmiyor, kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Yazarlar, sanatçılar, tarihçiler ve araştırmacılar ile söyleşiler, sergiler, farklı konularda atölyeler.
Geçtiğimiz iki yıl Atatürk Kitaplığı’nda seçtiğim bazı konularda araştırma yaptım, çalıştım. Yıllar sonra eşsiz bir deneyim. Her fırsatta tekrar başlamak istiyorum.

Tarihten Bugüne Kütüphaneler
Tarihte bilinen ilk büyük kütüphane, MÖ 7. yüzyılda Asur Kralı Asurbanipal tarafından Ninova’da kurulmuştu. Yaklaşık 30.000 çivi yazılı tabletten oluşan bu kütüphane, bilgiye duyulan saygının ve düzenin bir yansımasıydı. Ondan önce ise MÖ 2500 civarında Suriye’deki Ebla kentinde 17.000 tabletten oluşan bir arşiv bulunmuştu — insanın bilgiyi saklama arzusu o kadar eski… Ve tarih boyunca bazı kütüphanelerin girişinde “Ψυχῆς ἰατρεῖον” yazdığı rivayet edilir. Yani: “Ruhun tedavi yeri.”
İsviçre’deki Saint Gall Manastır Kütüphanesi, Antik Mısır’daki Teb Kütüphanesi bu yazıya ev sahipliği yapmış yerlerdendir. Çünkü bilgi sadece zihni değil, ruhu da iyileştirir.
Kütüphaneler Neden Vardır?
Kütüphaneler, sadece kitapların dizildiği raflar değildir. Çağlar boyunca insanlık, bilgisini korumak, aktarmak, geliştirmek için kütüphaneler kurdu. Antik Mısır’dan, Yunan’dan, Mezopotamya’ya, İskenderiye’den Endülüs’e kadar her büyük medeniyetin merkezinde bir kütüphane vardır.
Çünkü kütüphane bir hafızadır. Bir toplumun belleğidir. Kültürün, tarihin, düşüncenin kayıt altına alınmış halidir. Ve belki de en önemlisi: bir halkın geleceğe olan inancıdır.
Bugün bir kütüphaneye adım attığınızda, sadece kitaplarla değil, binlerce yılın birikimiyle karşılaşırsınız. Ve tüm bu birikim, siz dokununcaya kadar sessizce sizi bekler.

Evde Birlikte Yaşanan Kitaplar
Evinde bir kitaplık olan herkes bilir: Kitaplar sadece okunmaz, varlıklarıyla yaşanır. Evdeki bir kitaplık; çocuklar için bir merak alanı, gençler için bir kimlik arayışı, yetişkinler için bir yolculuk alanıdır.
Kitapların olduğu bir evde, fikirler de dolaşır. Sessizce büyüyen o fikirler, bir gün bir çocuğun gözünde ışığa dönüşebilir. Çünkü çocuklar, söylenenden çok gördüklerini örnek alır. Eğer evde kitap okunuyorsa, kitaplar sevilerek tutuluyorsa, o evde düşünen insanlar yetişir.
Bir evde kitaplık varsa, orada umut vardır. Çünkü her kitap, “bir yol daha var” demektir.

Neden Kitap Okuyoruz / Okumalıyız?
Kitap okumanın faydaları hakkında hepimiz az çok fikir sahibiyiz. Eğitim hayatımızda, mesleki gelişimimizde, kişisel yolculuğumuzda hep söylenir: “Kitap okuyun.”
Ama neden? Çünkü kitap okumak, sadece bilgi edinmek değil, kendini tanımak, dünyayı anlamak ve yaşamla bağ kurmak demektir.
Kitap Okumak Bize Neler Kazandırır?
- Zihinsel Esneklik: Yeni fikirlerle tanıştıkça bakış açımız genişler. Hayata tek pencereden değil, çok yönlü bakabilmeye başlarız.
- Dil ve İfade Yeteneği: Sözcük dağarcığımız gelişir, düşüncelerimizi daha net, daha etkili dile getiririz.
- Empati Kurma Becerisi: Başka hayatlara tanık oldukça, yargılamaktan uzaklaşır; anlamaya yaklaşırız.
- Duygusal Gelişim: Kitaplar bizi hem ağlatır hem güldürür; duygularımızı fark etmemizi sağlar.
- Hayal Gücü: Özellikle çocuklukta okunan her kitap, zihinsel yaratıcılığın temellerini atar.
- Konsantrasyon: Dijital çağın dikkat dağıtıcı dünyasında, kitaplar derin düşünmeye alan açar.
- Bilgi: Elbette kitaplar, bilgi kaynağıdır. Okudukça öğrenir, öğrendikçe güçleniriz.
Ama ben bugün sana tüm bu akademik kazanımların ötesinde bir şey söylemek istiyorum.

Kitap okumak, yalnız olmadığımızı fark ettirir.
- Bir karakterin iç sesiyle kendi korkularını tanırsın.
- Bir hikâyenin sonunda kendi gücünü keşfedersin.
- Bir satır, senin bile fark etmediğin bir yaraya dokunur.
- Bazen bir cümle, seni yıllardır taşıdığın bir yükten hafifletir.
- Okuduğun bir mektup, içindeki suskun yanıtı harekete geçirir.
- Bir şiirin ritmi, uzun süredir unutulmuş bir duyguyu hatırlatır.
Okumak, başka bir hayatı yaşamak değil sadece. Kendi hayatına dışarıdan bakabilmektir.
Ve bu yüzden kitap okumak, bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Ruhumuzun gıdasıdır. İnsan ruhu bazen konuşmakla, bazen susmakla, ancak çoğu zaman okumakla iyileşir.
Neden Kütüphaneye Gitmeliyiz?
Evet, dijital çağdayız. Bilgi elimizin altında, ekranlarımızda. Ama yine de bir kütüphaneye gitmenin yerini hiçbir şey dolduramıyor. Çünkü kütüphane sadece bilgiyle buluştuğumuz bir mekân değil, kendimizle temas ettiğimiz bir duraktır.
Kütüphane;
- Ücretsizdir çünkü bilginin satılamayacak kadar değerli olduğuna inanır.
- Tarafsızdır çünkü fikir ayrılıklarını değil, fikir zenginliğini savunur.
- Sessizdir çünkü bazen ses değil, derin düşünce konuşmalıdır.
- Şefkatlidir çünkü kim olduğuna değil, ne aradığına bakar.
Kütüphane, kendine ait bir oda gibidir.
İçeri adım attığında senden hiçbir şey beklemez. Kimliğini, yaşını, unvanını, sosyal statünü sorgulamaz. Orada sadece bir okur olursun. Ve bu tanım, çoğu zaman en insani olanıdır.
Kütüphanede Okumak Neden Özeldir?
Evde okumak güzeldir. Ama kütüphanede okumak… İçinde binlerce sayfanın sessizce beklediği, başka hayatların aynı anda nefes aldığı bir atmosferde kendi sesini duymaktır.
📚 Kütüphanede okumak, odaklanma disiplinidir.
📚 Başkalarının da çalıştığını görmek, sana eşlik eden bir motivasyon yaratır.
📚 O sessizlik, sadece dış dünyanın değil, iç karmaşanın da yavaş yavaş sustuğu bir ortamdır.
📚 Ve bazen bir rafta göz göze geldiğin kitap, seni hiç ummadığın bir duyguyla yüzleştirir.

Kütüphaneye Gitmek Ne Demektir?
- Kendine zaman ayırmaktır. Gündelik telaşlar arasında durup “Şimdi ben ne istiyorum?” diye sormaktır.
- Fikirlerle karşılaşmaktır. Sana benzemeyen ama sana dokunacak düşüncelerle tanışmaktır.
- Geçmişle bağ kurup geleceği hayal etmektir. Tarih kitaplarıyla köklerini hatırlarken, bilim kurgu romanlarıyla olasılıkları keşfetmektir.
- Öğrenmeye açık kalmaktır. Bilmediğini kabul edip öğrenmeye cesaret etmektir.
- Ve bazen yalnızca sessizliğe ihtiyaç duyduğunu fark etmektir. Hiçbir şey yapmadan oturmak, sayfalara bakmak, içinden geçenleri duymaktır.
Kütüphane, bir toplumun vicdanı gibidir aslında. Kimsenin görmediği, ama herkesin ihtiyacı olan yer. Sığınılacak bir liman, yenilenecek bir durak, üretimde, gelişimde olunacak bir alan.
Bu hafta bir kütüphaneye git.
Hiç tanımadığın yazarlarla tanış.
Hiç düşünmediğin fikirlerle buluş.
Ve belki de en önemlisi: Kendine biraz daha yaklaş.
Bir not bırakıyorum buraya:
Kütüphaneler hâlâ açık. Kitaplar hâlâ orada. Kapakları arasında bir dünya saklıyorlar. İçeri adım attığınızda sizi yargılamazlar. Tek isteğiniz öğrenmek, merak etmek ya da biraz soluklanmaksa… Kütüphaneler sizi bekliyor. Bu hafta bir kütüphaneye gidin. Kendinizle buluşacak yolu bir rafta bulabilirsiniz.
Dünyada Kütüphane
Bugün dünya genelinde en çok kütüphaneye sahip ülkeler arasında Çin, Rusya ve Hindistan ilk sıralarda yer alıyor.
Çin’de yaklaşık 51.000 halk kütüphanesi bulunuyor.
Rusya’da ise 37.000’i aşkın halk kütüphanesi faaliyet gösteriyor.
Hindistan’da bu sayı 29.000 civarında.
Türkiye’de Kütüphane
2023 yılı verilerine göre, Türkiye genelinde toplam 48.733 kütüphane bulunuyor.

Bu sayı oldukça kıymetli ve farklı alanları kapsıyor: Millet Kütüphanesi, Milli Kütüphane
Halk Kütüphaneleri – 1.295
Üniversite Kütüphaneleri – 627
Okul ve Eğitim Kurumu Kütüphaneleri – 46.809
Türkiye’de Mutlaka Ziyaret Edilmesi Gereken Kütüphaneler:
İstanbul Atatürk Kitaplığı – Geniş arşiviyle araştırmacıların gözdesi.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi (İstanbul) – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e nadir eserlerle dolu.
Ankara Milli Kütüphane – Türkiye’nin en büyüklerinden biri.
Rami Kütüphanesi (İstanbul) – Tarihi bir askeri yapının kültür mekânına dönüşmüş hali.
Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi – İstanbul – 2011 yılında açılmıştır ve bir müze niteliğindedir.
İstanbul Belediyesi Kütüphaneleri – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), şehir genelinde kütüphane sayısını son yıllarda artırarak, 2025 yılı itibarıyla toplam 60 kütüphaneye ulaşmıştır. Bu kütüphaneler, modern ve ferah mekânlarıyla okuyucularına verimli ve keyifli bir ortam sunmaktadır.
Kütüphane ve Kitap Aşkı
Kütüphaneler sadece geçmişin bilgilerini saklayan değil, geleceğin hayallerini inşa eden yerlerdir.
Gelin, sessizliğin içinden yükselen kelimelere kulak verelim. Belki de gerçekten ihtiyacımız olan, bir kütüphanede oturup sayfaları çevirmek değil…
Kendimize çevirdiğimiz bir sayfa açmak.






















