Kolay mı Er Meydanında Cenk Etmek?

Her zaman tartışılan bir konudur; hangi oyunculuk daha önemlidir ya da daha zordur, tiyatro mu, sinema mı?

Benim bu konudaki cevabım her zaman aynıdır. Tiyatro er meydanıdır. Hatanın tekrarı yoktur, sahnede günahı ve sevabıyla tek başınasındır, oynadın oynadın, oynayamazsan olmaz…

hamletSinemada ise yönetmendir tanrı olan. O’nun istediği oyuncu iyi oynar. Haaa bu arada son yıllarda sanırım sadece ülkemizde adı olan “dizi oyunculuğunu” ise klasmana bile almıyorum.

Peki ben klasmana bile almıyorum da bir işe yarıyor mu? Hayır.

Zaten iş bunun ekonomisine ve getirilerine gelince ters bir denklemle karşılaşıyoruz.

En çok emek isteyen iş, tiyatro oyunculuğu. Kolay değil öyle çıkıp oynamak. Ortalama iki ay süren prova zamanı kendini tüm dış dünyaya kapatacaksın, rolüne çalışacaksın, her gün yeni nüanslar, yeni kırılmalar, yeni tonlamalar üzerinde uğraşacaksın ki doğru tınıyı bulasın. Düzenli yaşayacaksın, ciğerlerini açmak için nefes egzersizleri yapacaksın, sosyal hayata biraz ara vereceksin, belki kitap bile okuyamayacaksın, rüyalarında rolünle kalkıp rolünle yatacaksın, evini, çocuğunu, eşini bir dönem için bile olsa bir kenara bırakacaksın, müzikalse dans ve şan çalışacaksın, disiplini biran bile elden bırakmadan çalışacaksın hem de hiç durmadan, kan gelecek vücudundan ve ruhundan v.s. v.s. v.s. …

Peki bunca emeğin karşılığında ekonomik olarak ne kazanacaksın? HİÇ… Hatta şöhret bile olamayabilirsin…

İşte bu nedenle kolay değildir “er meydanında cenk etmek

Öte yandan “iyi oyunculuk mu lazım yoksa nedir” diye klasmana bile almadığım “dizi oyunculuğu” bugün birçok “oyuncu” bile demeye varmadığım insanı akla hayale gelmeyecek servet sahibi yapmıştır. Zaten “ayyy ben tiyatro oyuncusu olmak istiyorum küçüklüğümden beri” cümlesinin altında “bir tiyatro oyununda hasbel kader oynarsam ve de bir yapımcı gelip beni beğenirse, beğenip bir dizide oynatırsa önce şöhret sonra da zengin olurum” isteği yatmıyor mu?

hamlet2

Bu konu bitmez, aylarca hatta nesillerce yazılmış ve yazılacak olan bir tartışmadır. Benim naçizane fikrim (ki madem Martı gibi bir dergide bana verilmiş bir alan var, bunu doğru değerlendirmek için yazıyorum) öyle kolay kolay tiyatro oyuncusu olamazsınız. Gerçekten sevmeniz, çalışmanız ve fedakarlık etmeniz lazım…

HAMLET
Tiyatroda fedakarlık deyince ilk aklıma gelen örneklerden biri bu sezon seyircisi ile buluşan HAMLET.
Ancak ödenekli bir tiyatronun cesaret edip sahneye koyacağı bu oyunu CEF TİYATRO gözü kapalı Kemal Başar’a emanet etmiş. Daha ilk yarım saatte ne kadar doğru bir karar vermiş olduğunu anlıyorum. “deli cesareti” seyircinin ayakta alkışıyla ödüllendiği Hamlet’de başrol Arda Aydın’ın. Daha önce “Tekrar çal Sam” , “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” ve “İstanbul Efendisi” oyunlarında izlediğim ve beğendiğim Aydın, Hamlet rolündeki başarısı ile nerdeyse “level” atlamış.

hamlet3

Gertrude rolünde Lale Başar ise bana sorarsanız zoru fazlasıyla başarmış. Çünkü topun ağzındaki kadın O. Kocası Kemal Başar oyunun yönetmeni. Bilmeyenler “amaaaan ne var, kocası yönetmişi karısı oynamış, ne şahane” derler. Oysa işin aslı öyle değildir. İnce bir bıçak sırtının üstünde oynarken tepenizde de Demoklesin Kılıcı sallanır akraba ya da eş ile bir sanat eseri çıkartırken.

hamlet4

Oyunu nefessiz izledim ama bir sahne vardı ki Leartes ile Hamlet’in kılıç sahnesi, yani bittiğinde ayağa fırlayıp bravoooo diye bağırmamak için kendimi zor tuttu. Çok etkileyici idi. Tabii Kraliçe Gertrude ile Kral Claudius’lu ve Batista ile Gonzago’lu dans tabloları da şahane bir görsel anlatım sunmuş.

Kostümü, ışığı, müzikleri, sahne tasarımı ve tüm oyuncular yönetmen Kemal Başar ile çok uyumlu ve başarılı bir ekip oluşturmuşlar. Umarım CEF TİYATRO ile birliktelikleri devam eder ve biz sanatseverlere başka güzel eserler sunarlar.

Ayşe ERBULAK


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: