Kadın ve Erkek Beyinleri Arasındaki Temel Farklar Neler?

Kadın Beyni, ekler hariç yaklaşık 200 sayfalık bir kitap. Konu hakkındaki son araştırmaların eğlenceli ve çoğunlukla nükteli bir sentezi olarak daha uzun yıllar okunması muhtemel. Yazarı olan Nöropsikiyatr Louann Brizendine, henüz bir tıp öğrencisiyken kadınların depresyona girme oranının erkeklere göre iki kat daha fazla olduğunu gösteren kesin çalışmaları takip etmekteydi.

Erkeklerle kadınlar, cinsiyet hormonlarına birbirlerinden hayli farklı şekillerde maruz kaldıkları için dünyayı da farklı algılarlar.

Feminist hareketin en güçlü dönemine denk geldiğinden, çoğu insan gibi  o da bunun kadınlar üzerindeki ataerkil baskının bir sonucu olduğuna inanıyordu. Fakat buluğ çağına kadar erkekler ile kızların arasındaki depresyon oranlarının aynı olduğu dikkatini çekti. Buluğ çağının başlarında kızlarda meydana gelen değişimlerin onları birdenbire depresyona daha meyilli hale getirip getirmediğini merak etti.

Brizedine, daha sonra psikiyatr olarak regl öncesi dönemi aşırı gergin geçiren kadınların çalışırken hormonal değişimlerin kadın beynini davranışlarını ve gerçeklik algısını nasıl şekillendiğini şaşırarak gördü. 1994’de “Kadınlar için Duygudurum ve Hormon Kliniği”ni kurdu. Nöropsikiyatr olarak 20 yıllık tecrübesinin birikimi olan Kadın Beyni (The Female Brain) Brizedine’in kendi araştırmaları ile birçok disiplindeki son bulguları bir araya getirir. Erkeklerin nispeten dengeli olan hormonal beyin hallerini, çocukluk, ergenlik, erken yetişkinlik, annelik, menopoz gibi farklı dönemlerde çarpıcı bir şekilde değişen kadınınkiyle karşılaştıran bir kitap Kadın Beyni.

Kadın ve Erkek Beyinleri Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

  • Erkek beyni kadınınkinden %9 daha büyüktür. Bu, bir süre kadının erkek kadar zeki olmadığı şeklinde yorumlanmıştı. Oysa anlaşıldı ki, erkeklerle kadınlar aynı sayıda beyin hücresine sahip fakat kadınların beyni, kafataslarının içinde daha sıkışık bir halde bulunuyor.
  • Beynin dil ve duymayla ilgili alanlarında kadınlar, erkeklere oranla %11 daha fazla nörona sahip. Beynin hafızayla ilgili kısmı hipokampüs ise kadınlarda daha büyük.
  • İnsanların yüzündeki duygu ifadelerini gözlemleme devresinin de kapladığı alan kadınlarda daha fazla. Bu nedenle duygusal zeka ve hafızanın kapasitesi bakımından kadınlar doğal bir avantaja sahip bulunuyor.
  • Erkek beyninde ise korku ve saldırganlığı kontrol eden amigdalada daha fazla işlemci bulunur. Bu da erkeklerin fiziksel bir tehdit karşısında neden kadınlara kıyasla daha çabuk öfkelenerek şiddete başvurma eğiliminde olduklarını açıklar.
  • Kadın beyni ise aynı durum karşısında erkek beyninden daha çok stres üretir ve bu stres çocuklarını veya ailesini ilgilendiren her türlük riski hesaba katmasını sağlar.

“Kadın ve erkeklerin genetik kodlarının %90’ından fazlası tamamen aynıdır. İnsan genomundaki 300.000  gende cinsiyetler arasında çok az fark görülür. Fakat o görülen az sayıdaki fark, vücudumuzdaki bütün hücreleri etkiler, zevk ve acıyı kaydeden sinirlerden tutun da algı, duygu ve düşünceleri aktaran nöronlara kadar.”

 

Kadınlar Yakın İlişkilerin Kaybedilmesinden Neden Daha Çok Etkileniyor?

Bir arkadaşı kaybetmek bir genç kız için büyük bir felakettir çünkü sosyal çevresi onun için çok önemlidir. Güçlü sosyal bağlar kadınların beyinlerini son derece olumlu bir şekilde değiştirir, dolayısıyla bir yakın ilişki kaybının tetiklediği hormonal değişimler de yoksunluk hislerini güçlendirir, işin biyokimyasal boyutu budur.

Bir genç kızın stresle başa çıkmadaki özgüven ve yeteneği adet dönemlerinde değişiklik gösterir. Brizendine, birçok “sorunlu” genç kızı tedavi etmiş. En saldırgan genç kızların genellikle saldırganlıkla bağlantılı androjen hormonu seviyelerinin yüksek olduğunu söylüyor.

Kadınlar Matematik ve Bilimde Daha mı Başarısız?

Brizendine, matematikte ve bilimde kadınlarla erkeklerin başarıları arasındaki farkların cinsiyetler arasındaki doğal beyin farkılılıklarından kaynaklandığını ileri süren Harvard Universitesi Rektörü Lavrence Summer’ın başlattığı tartışmaya da katılır. Erkeklerle kızların ergenliğe kadar matematik ve bilimsel başarılarda tamamıyla aynı olduğunu belirtir. Bununla birlikte testesteron hormonunun beyinlerine hücum ettiği erkekler, aşırı derece rekabetçi fakat aynı zamanda tek başlarına veya bilgisayar başında zaman geçirmeye daha istekli yapar. Östrojen ile beyni etkileşime geçen genç kızlar ise sosyal başarılar ve duygusal yaşantısı ile daha ilgili hale gelir ve sonuçta saatlerce tek başına oturup matematik problemleriyle uğraşmaz veya sınıf birincisi olma mücadelesi vermez. Yetişkinliklerinde dahi iletişim ve bağ kurmak isteyen beyin kimyaları kadınları zorlar. Bu yüzden matematik bilim veya mühendislik kariyeri için gereken yalnız çalışmaya erkekler kadar uygun değillerdir. Brizendine’in teorisini bir cümleyle özetlemek gerekirse şöyledir: Kadınları bu alanların dışında tutan şey yetenek yoksunluğu değil, bu alanların gerektirdiği çalışmaya yönelik beyin temelli tutumlar, yönelimlerdir.

Kaynak: 50 Pskiloji Klasiği – Tom Butler Bowdon 

Mari C. Pektezol

Dönüşüm Ustası®, Eğitmen, Yazar, ACC

@maricamgoz

@el_yapimi_hayat


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikYalnızlığa Çadır Kurmak
Sonraki İçerikDüş Kokusu
Mari Camgöz Pektezol
1976 İstanbul doğumlu, insan aşığı bir insan. Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik bölümü ve İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Mezunu. Arel Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans öğrencisi. Yaklaşık yirmi yıl süren kurumsal iş yaşamında farklı bölümlerde ve görevlerde yer aldı. İdari & Organizasyon, İnsan Kaynakları ve son on yılı Finans Yöneticiliği olarak süregelen kariyerine 2016 yılı sonunda yeni bir yön verdi. Neredeyse ilk gençlik yıllarından bugüne değin, hiç bitmeyen bir tutku ve merak ile, gelişime ve dönüşüme ilgi duydu. İnsanın; zihin, beden, duygu ve ruhu ile “bütün” olduğunu ilk keşfettiği 2005 yılında, yeni bir dönüşüm yolculuğuna başladı. Zaman içinde aldığı farklı eğitimler ile beslendi, aldığı bilgilerin birbirleriyle bütünselleşmesine önem verdi.Yazmayı ise ayrı sevdi, kitap okumaya aşık iken, yazarken yeniden yaşadığını keşfetti, yazarken yeniden yarattığını... Her yazı onu kendine daha da yaklaştırdı. Ve gün geldi yazılarından yeni bir “hayat” yeni bir kitap doğdu. Kitap adını kendi seçti, “El Yapımı Hayat” olsun dedi... 2014’de Yasemin Sungur ile hem yolları & hem de kalpleri buluştu. MARTIDAŞ olmayı çok sevdi, seviyor, hep de sevecek. Şimdİ yeni yazılar, yeni kitaplar ve yeni umutlarla yoluna devam ediyor.