Ana Sayfa Deneme 99 Yıl Sonra Nutuk: Cumhuriyet’in Hikâyesinde Biz Neredeyiz?

99 Yıl Sonra Nutuk: Cumhuriyet’in Hikâyesinde Biz Neredeyiz?

99 yıl önce bugün, 15 Ekim 1927’de Mustafa Kemal Atatürk kürsüye çıktı. Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İkinci Büyük Kongresi’nde, altı gün boyunca toplam 36 saat 33 dakika konuştu. Bir milletin yok olmanın eşiğinden dönüp kendi geleceğini nasıl kurduğunu anlattı. Atatürk aynı zamanda aldığı kararların, yürüdüğü yolların, verdiği mücadelenin hesabını milletine sundu.

Cesaretin Başladığı Yer

O kürsüyü, önündeki sayfaları, sayfalara sığan yılları düşünüyorum. Her kararın ardında büyük bir sorumluluk vardı. Bugün sonucu biliyoruz; oysa o günlerde yarının ne getireceğini kimse bilmiyordu. Mücadeleye katılan insanlar da korkuyor, sevdiklerini özlüyor, hayatta kalmaya çalışıyordu. Cesaret bu yüzden benim için ayrı bir anlam taşıyor: Korkularını yanında taşıyarak harekete geçebilmek.

1919’da uzun savaşlar halkı yorgun ve yoksul bırakmış, işgal güçleri ülkenin pek çok yerine yerleşmişti. Kimileri kurtuluşu İngiliz himayesinde, kimileri Amerikan mandasında arıyordu. Mustafa Kemal ise tam bağımsızlığı ve milletin kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasını savunuyordu. Henüz ortada Cumhuriyet yoktu. Onu kurmak için öncelikle ortak bir iradeyi büyütmek gerekiyordu.

Umut Emek İster

Amasya, Erzurum, Sivas… Bu şehirleri bugün peş peşe sayıyoruz; fakat aralarındaki yolculuklar tartışmalar, itirazlar ve ikna çabalarıyla doluydu. “Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” sözü, insanı kendi gücüne ve sorumluluğuna çağırıyordu. İnsanlar bu çağrının etrafında bir araya geldikçe ortak irade güçleniyordu. Umut böylece birlikte düşünmenin, örgütlenmenin ve emek vermenin içinde büyüyordu.

Milletvekilleri 23 Nisan 1920’de Ankara’da Meclisin açılışında bir araya geldi. Mücadele sürüyordu, henüz zaferi kazanmamışlardı. Milletin temsilcileri buna rağmen geleceği birlikte yönetmek için sorumluluk aldı. Millet böylece kendi kaderi üzerinde söz sahibi olma iradesini ortaya koydu. Bu tercihin üzerinde bugün de uzun uzun düşünmek gerekiyor.

Her Tarihin İçinde Binlerce Hayat

İnönü, Sakarya, Büyük Taarruz… İnsanlar hem cephede hem cephe gerisinde mücadele etti. Cephane taşıdı, ekmeğini bölüştü, sevdiklerinin dönüşünü bekledi. Lozan’ın ardından Meclis, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan etti. Her tarih, içinde binlerce insanın hayatını taşıyordu. Bugün bir cümlede anlattığımız zaferin bedelini o insanlar hayatlarıyla ödedi.

Atatürk, Nutuk’ta bu yolculuğu belgeleriyle anlattı. Zaferlerin yanı sıra yol arkadaşlarıyla yaşadığı ayrılıkları, anlaşmazlıkları ve karşılaştığı direnci de ortaya koydu. Aldığı kararların gerekçelerini ayrıca açıkladı. Nutuk bu nedenle bize üzerinde düşüneceğimiz, sorular soracağımız, kararlarımızı tartacağımız bir deneyim sunuyor.

Söz Geleceğe Geliyor: Gençliğe Hitabe

20 Ekim 1927’de Atatürk, altı gün süren konuşmasını Gençliğe Hitabe’yi okuyarak tamamladı. “Ey Türk gençliği!” diye seslendi. Bağımsızlığı ve Cumhuriyet’i koruma sorumluluğunu böylece gelecek kuşaklara emanet etti.

Beni en çok bu sesleniş düşündürüyor; çünkü geçmişi anlatan binlerce cümlenin sonunda söz, geleceğe geliyor. Atatürk aynı zamanda henüz doğmamış çocuklara, bugün sıralarında oturan öğrencilere, hayatını kurmaya çalışan gençlere sesleniyor. Sesi bize kadar ulaşıyor. Gençliğe Hitabe’yi her okuyuşumuzda kendi payımıza düşen sorumlulukla yeniden karşılaşıyoruz.

Atatürk’ten Sana: Gençliğe Hitabe’nin İzinde kitabımı okudun mu? Gençliğe Hitabe’yi bir de benim yazdığım kitaptan oku. 

Emaneti Hayatın İçinde Yaşatmak

Bugün Nutuk’u yeniden açalım istiyorum. Özellikle içimiz daraldığında, birbirimize güvenimiz sarsıldığında, “Ne yapabilirim ki?” sorusu bizi olduğumuz yere çivilediğinde bu sayfalara dönelim. Okurken hem kararları hem de o kararları hayata geçiren hazırlığı, emeği ve dayanışmayı görelim. Umudun emek istediğini böylece bir kez daha hatırlayalım.

Cumhuriyet’i yaşatmak aynı zamanda gündelik hayatımızda karşılık buluyor. Bir çocuğun merakını beslerken, bir gencin düşüncesini özgürce söylemesine alan açarken, hakkı gözetirken, işimizi özenle yaparken… Okuyarak, araştırarak, sorgulayarak, sorumluluk alarak o geleceğe katılıyoruz. Atatürk’ü anlamaya bu yüzden önem veriyorum; öğrendiklerimizin hayatımızdaki seçimlere yansımasını istiyorum.

99 yıl sonra Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bu yeniden doğuşa emek veren herkesi saygı, sevgi ve sonsuz minnetle anıyorum. Bize bıraktıkları Cumhuriyet’in içinde yaşıyor, yazıyor, öğretiyor, düş kuruyorum. Minnetimi aynı zamanda yaptığım işlerle, yetişmesine katkı sunduğum insanlarla, paylaştığım düşüncelerle ifade etmek istiyorum.

Nutuk’un Sayfalarında Buluşalım

Ben bugün Nutuk’u yeniden okumaya başladım. Elimde Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençler İçin Fotoğraflarla Nutuk kitabı var. Yeniden okuyorum, çünkü bildiğimi düşündüğüm olaylara bugünkü sorularımla bakmak istiyorum. Kararların ardındaki düşünceyi anlamayı, o günlerden bugüne taşıdığımız sorumlulukları hatırlamayı önemsiyorum.

Bir kitabı yeniden okurken insan aynı zamanda kendisiyle de yeniden karşılaşıyor. Geçen yıllar, yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz başka sorular getiriyor sayfaların arasına. Bu kez kendi sorumu da yanıma alıyorum: Atatürk’ün bize emanet ettiği geleceğin hakkını vermek için bugün ne yapıyorum?

Sen de bana katılır mısın? Nutuk’u birlikte okuyalım. Altını çizdiğimiz cümleleri, durup düşündüğümüz kararları, kendimize sorduğumuz soruları paylaşalım. Birbirimizin fark ettiklerinden de öğrenelim; böylece okuduklarımızı kendi hayatımızla buluşturalım.

Yasemin Sungur

Önceki İçerikKendimizi Geliştirirken Başkasını Değiştirmek
Yasemin Sungur
Hayat Öğrencisi... Aşk ile evrende hayat bir başka güzel. Şükür...