Kızanım

Biliyom senle çok oturup konuşameyoz. Aslında ayakta da konuşameyoz ya osun. Yani anlayacağın biz senle heç konuşameyoz deyom. Severim seni aslında. Severim de nasıl gösterilir bu onu pek bilemeyom. Anamdan da görmediydim zati. Anam da severdi beni ya. Bir şey demezdi ama bilidim ben. Az döverdi mesela. Hani geçenlerde bir teyze geldiydi bize ya, atçe[i]. İşte onla beraber büyüdüydük biz, onun anası mesela hem çok kırardı[ii], em de kırdımı da kafasına kafasına ededi, bir de saçını maçını çekiştiriveridi. Benim ki mesela popoma popoma kırıveridi. Ee benim popomu da bilirsin o zaman da afifçe böyüktü acımazdı yani atçe teyzenin kafası kada. Zaten kafasına kıra kıra deli ettiler kızı da şaşoz[iii] olup daha 18 ine vamadan çekip gittiydi köyden. Az konuşmadıladı arkasından “kendiliksiz[iv], Kötü yola düşece diyip diyip duduladı ama her evinden yurdundan kaçan kötü olmuyor zaar okudu böyük işler yaptı. Epten aykırı gidedi [v]zaten. Kitap neyim bilem yazdı, bizim buradakile hakkında. Neyse, ne diyordum ki ben… eç de bilmem nasıl yazılı mektup. Daha 6 ay var sana virmeme bu mektubu bitirim eralde bitirmezsem de vermem gayri. Buban iyi hoş adamdır ama biraz inatçıdır, sen gibi. Tutturdu seni 18 ine vardığında vericem diye. Doğma büyüme buralıyız ama gocabuba buralara göçmüş önceden sonra diğerleri gelmiş, göçüp geldikleri yerlerin âdetini de taşımışla bu küçük köye. Buralardakilere benzemez bizim adetler. Serttir, sıkıdır.Şimdi ben sana niye yazıyorum dedim ya konuşameyom diye. Bu zamana kada da eç konuşmamışız. Şimdi diyeceklerimi sana nasıl dedim ki, benim anam bana hiç diyememişti ya. Ondan ötürü ne zo anlar yaşamıştım ben. diyem bari sana dedim. Sen benden iyisin ben evlendiğimde 14 yaşıında şuncacık kızdım buban beni alı yıkarken görmüş evin bahçesinde anam ve kadınlala. Çok beğenmiş. Bızıklanmış[vi] dumuş da sonunda bulmuş kim oldumu anasına vamış demiş “bana isteyin diye” alı yıkaken de neyi beğenmiş eç anlamadım. Sordum da bir şey demedi yıllarcana. Neyse iyi çocuktur demiş bubam münasiptir demiş bana da soran olmadı zati. Geldiler bir akşam ellerinde çiçek en sevmedim badem şekeri ile allahın emri peygamberin kavli ile beni istemeye. Neyse işte verdi bubam. İyi başlık vermişle söylediklerine göre. Yani aslında duyduğuma göre. Neyse ondan sonra çok hızlı geçti erşey. O zaman atırlıyorum tek aklımdan geçen gelinlik dikmek için ölçü alma çağırırlardı da gidediim de aklım atladığımız ipte bir an önce alsalar da gitsem ip atlamağa, doğuzluk etmeee [vii]diye bekledim. Ölçü alındığı gibi de kendimi sokağa zor atadım. Aradan 3-4 ay geçti geçmedi gelinlik dikildi Cevat da damatlığını giymiş gelmiş. Su singili [viii]bir adamdı. O nidenle çok gülmüşledi akadaşlar başta da sülümanların gızı Av[ix]a “ap diye yutcak bok diye sıccak” diyip diyip duruveriyolardı gari. Ben şanslıydım yine de sade 10 yaş vadı aramızda bubanla. Akşam güzel geçti eğlendik. Göbecikler attık, arkadaşlarla koştudukk. İyi birine benziyordu cevat o da göz yumdu tüm koşturmacalaa. Akşam sona erip de evlere dağılırken anladım ki artık evimde anam bubam olmayacak. Çok sevişmezdik belki evde ama en azından bildiğim yerdi işte ne bilim içim acıdı onlar sağa ben sola gidince. Cevat’ın ayrı evi yoktu anasıgille oturuyordu büyüktü evleri bir katı bize vermişlerdi gari diğer katında da kendileri kalıyordu. O akşam evde olmayacakladı anası giller. Sabah gelceklemiş. Bir kutu uzattılar bana küçük mücevher kutusu gibi “adi ayırlı olsun sabaha almaya geliriz ” dedile kutuyu verirken bana. Anlamadım ama teşekkür ettim. Elimde kutu yanımda cevat annemler sağda ben solda odamıza vadık. Yatağın ucuna ilişiverdik. Bir süre yan yana otuduk. Sonra ayağa kalktı karşımda durdu, somağımda[x]n tutup kaldırıverdi başımı bana kolye almıştı onu takıp duamı açtı. İlk defa göz göze geldik. Esmer, ince yapılı, elmacık kemikleri çıkık, yeşilimsi gözleri olan nazik ve sakin biri idi. Hâlâ elimde sımsıkı tuttuğum kutuyu açmayacak mısın dedi. Elimde tuttuğumu bile unutmuşum, açtım içinden beyaz bir peşkir [xi]çıktı. Bir peşkire baktım, bir Cevat’a ne olduğunu anlamadım. Bakışımdan ne olduğunu anlamadığımı anladı buban. Sabah bunu almaya gelecekler dedi. Uzandık yan yana. Yüreciğim azımda, yanımda Cevat, üstümde Cevat, sonra sabah peşkiri almağa gelene kadar olanları ne sen sor, ne ben anlatayım. Sorsan da ne anlatırım bilemeyom. Zaten ne olduğunu anlayana kada erşey bitmişti. Geriye biraz acı, biraz ıslaklık biraz da kan kamıştı. Göynüm dönüp duruyo [xii]idi. Buban kalktı peşkiri uzattı al temizlen sabah geldilerinde de verirsin anam gillere dedi. Anlamadım sormadım denileni yaptım. Sona olmadı bir daha aynından, acı da olmadı bida. Ne olduğunu heç bir zaman anlamadım ama buban ep nazik ve şefkatli oldu. Fazla konuşmayız zaten bilirsin, birşeyimi eksik de etmez. Biraz inattır, e o kada da oluverecek gari. İnadı dışında da bir sorunumuz olmadı çok şükür.

VEssellamvessepet[xiii]; diyeceğim o ki kucan umarım şefkatli olur. Tanımasan da zamanla seviyorsun o zaman. Sen de çok uysuz olmaz dediğini yapasan kucanın. Iştınmazsan [xiv]çok geçinip gidesiniz işte. Ne mutlu olusun ne de mutsuz. Yaşarsın yani. Çok zıgırdadım [xv]şimdi buban geliverir işten peçkadaki [xvi]böreği alıverem ben. adi kal sağlıcakla. Diğe yazıcaklarımı da yarın yazaveririm gari.

[i] Atçe: Hatiçe

[ii] Kırardı: Dövmek

[iii] Şasoz: Şaşkın

[iv] Kendiliksiz: Aklı başında olmayan

[v] Epten aykırı Giderdi: Entel

[vi] Bızıklanmış: Araştırmış

[vii] Doğuzluk Etmek: Yaramazlık yapmak

[viii] Su singili: Uzun boylu

[ix] Ava: İsim olarak kullanılan Havva

[x] Somak: Çene

[xi] Peşkir: Havlu

[xii] Göynüm dönüp duruyordu: Midem bulanıyordu

[xiii] Vesellamvessepet: Efendime söyleyeyim ya da kısaca özetle

[xiv] Iştınmazsan: sesini çıkarmazsan

[xv] Zıgırdadım: Konuştum

[xvi] Peçka: Kuzine


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikSayfayı Çevirme Zamanı
Sonraki İçerikBir Yazarın Bıraktığı İzler: Mine Söğüt ve Yazını
Zeynep Terim Ekin
1978, Ankara doğumlu. Burçlardan anlamaz ama tanıdığı herkesin yorumuna göre tam bir ikizler burcu. Bundan dolayı mıdır bilinmez son derece meraklı, heyecanlı, istekli, hayalleri olan bir o kadar da umursamaz, sakin, isteksiz, amaçsız. Bu iki uç arasındaki yolculuğu ise keşif dolu. Keşfederken hayatına kalıcı, anlamlı izler katmak, ilerlerken de dokunabildiklerine de anlamlı yaşam izleri katmak isteyen bir hayalperest. Hayalperest olma yolunda ilerlemeden önce; Hacettepe Üniversitesi Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme alanında yaptığı lisansın üzerine, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Eğitim Programları Ve Öğretim ile Endüstri Psikolojisi alanlarında yüksek lisansa devam etti. Baktı ki işler çok ölçüp, biçip, değerlendirerek olmuyor An’ın Yolcusu olmaya karar verdi. Evli 2 tane güzeller güzeli oğlu var; tiyatro, gezi, okumak, yazmak, soru sormak ilgi alanları. İnsanların Hayat İz’lerinin parmak izleri gibi birbirinden farklı olduğuna inanıyor. Parmak izlerini takip etmeyi, okumayı ve geçtiği yerlere parmak izi bırakmayı seviyor.