Uçak Geliyoooooor

Mama takviyesiyle dört ayı devirdiğim bebeklerime et sulu iyi pişmiş sebze suyu çorbası hazırlamaya başladım. Favori sebzemiz kabaktı. Gaz yapmayan, hafif, besleyici canımız kabak. Ev yoğurduna, elma armut pürelerine yavaş yavaş alışmaya başlamışlardı. İlk tadım anlarındaki tepkiler benim için paha biçilemezdi. Oğlumun kocaman bir biberon dolusu ıhlamuru içmesi lohusalığımı canlandırıp ağlatmıştı. Kızımı pusetinde beslerken kaşığı bir an önce kapmak için ayaklarını vurması şahane bir manzaraydı. Lezzet coşkusuyla yeni tat havuzlarına beraberce dalıp dalıp çıktık. Çok beğenerek yediklerini bazı günler yemediler eyvallah derken anlam veremedim. Kendime dönüp bakınca anladım ki ben onlardan daha çok yemek seçiyordum. Bunu şu sıra gizlesem de hiç sevmediğim yemekleri bana uzattıkları için  yutmaya çalıştım. Çorba denizlerinde yüzüp muhallebi kıvamına geldiğimizde hafif katılara zıpladık. Ama oğlum halen orada kaldı. Çiğnemek istemeyecek kadar rahatına düşkün bir boğa erkeği. Püre halinde yemeklerini zevkle yiyor. En ufak katı zerreciği itinayla çıkartıyor. Zorlanmıyor ben de zorlamıyorum.

BLW taktiğini denemek gerekir mi emin değilim. Eğer halıya düşen yemek artıklarına aldırış ediyorsanız hiç bulaşmayın. Lakin halının yanı sıra duvarlar, kapılar hatta tavan bile sofraya eşlik ediyor. Kıyafetlerine, saçlarına, kulak ve göz kapaklarına yapışan bilumum parçacığı saymıyorum bile. Bazen bir ekmek parçası kolayca atletle gezinti yapabilirdi. Yahut elma dilimi eşofmanın içine girip lastikli paçadan çıkamayıp evde hop hop hoplayabilirdi. Dolapların diplerinden meyveler, çubuklar çıktığında gülümsüyorum. Arabalara yedirdikleri bisküvi olduğunu tahmin ettiğim yapışkanımsıları bulaşık makinesine dizerken tekrar gülümsüyorum. Üzümlü kekleri pançapinçik yapıp kar yağıyor diyerek salonun ortasına atıp dans edişleri. Birbirleriyle mısır tanesi savaşı yapışları. Su içerken  glu glu sesini çıkarıp kıkırdamalarıyla son bulmayan sofra serüvenlerimiz var.

Manavın önünden geçerken pazarcılar gibi karpuz diyerek bağrışmalarıyla fenomen oluşumuz. Dondurma isteyip bitiremeden elinden eriyip gittiğine bakan masumlarım. Yemeğin suyuna ekmek banarken sanki kalbime dokunur gibi yapışları. Onlar açken aç, tokken şapşal mutluluğum. Her yeni tadı deneyimlediklerinde heyecan duyuşlarım. Beni ben yapan en güzel iki yanım…

Berna Aksu


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: