Tramisu-mania

Son yıllarda hayatımıza bir tatlı girdi: Tramisu. Herkesin kendine göre bir tarifi vardır. Bu sayfalarda gerçek tramisu tarifinin yanı sıra bir de tramisu ekmeğinin öyküsünü ve reçetesini bulacaksınız.

Akdeniz’de iki martı; yani biz, bu dergiye yazmaya başladığımızdan beridir, İtalya semalarında uçuşa devam ediyoruz.

Geçen gün katıldığımız bir televizyon programında sordular: “İtalyan Mutfağı, bizim Türk Mutfağı’na yakın diyebilir miyiz?”

Son dönemlerde, toplumumuz açısından en hızlı benimsenen, en çok rağbet gören bir mutfak İtalyan Mutfağı.  Bu yakınlığın kaynağı, iki Akdeniz ülkesi oluşumuzdan mıdır, yoksa savaşlar zamanında, göçlerin sebebiyet verdiği, çeşitli damak tatlarının birbirleriyle harmanlanmasından mıdır, bilinmez. Bugün bilinen tek gerçek, İtalyan Mutfağı’nı çok sevdiğimiz ve hatta neredeyse “bizim yemek, bizim tatlı” diyebilecek kadar benimsemiş olmamızdır.

Buradan yola çıkarak bir “Tiramisumania”  yaratalım istedik bu ay.

İşte size ‘Tiramisu’ ve ‘Tiramisu Ekmeği’

Tiramisu Ekmeği

Hazır ‘pastaban’lar çıktı çıkalı hayatlarımız çok değişti. Gülmeyin, ciddiyim. Aslında gülün gülün, ilk cümlede niyet edilmiş bir abartı var. Elbette hayatlarımızda çok şey değişmedi.
Ama bir şey var ki özellikle ama özellikle pastaban (bu kelime bana çocukluğumun çizgi film kahramanı Esteban’ı hatırlatıyor- o yüzden de ekstra sevimli geliyor) sayesinde her ev sınırlarına girdi; o da elbette başlıktan tahmin edeceğiniz gibi TİRAMİSU….
‘Pastaban’lar, bir diğer deyişle hazır pandispanya tabanları ‘tüketin lütfen!’ toplumuna ne zaman girdi hatırlamıyorum bile… Ancak bir ürünün arkasında yer alan mini minnacık bir tarif bir toplumun mutfak kültürüne nasıl bu kadar devasa bir etki yapar benim için merak konusu.

Bu satırları okuyan birçoğunuz, “Aaa evet, bir keresinde ben de o karınca duası gibi ama kısa tarifi okuyarak tiramisu yaptım ve de çok takdir aldım,” diyorsunuz, eminim.
Evet tarif kısaydı ve çok kolaydı.

Ancak sıkı durun ben de daha kısası var.. Hem de neredeyse ‘sıfır emek’…

Ancak tarifi hayata sıfır emekle geçirmek için çok önemli bir ilk şart var, o da mutfağınızda (onca irili ufafklı mutfak aletinin yanına bir gün bir şekilde konulmuş) bir ekmek makinenizin olması. (Gerçi makinesi olmayanlar da bu ekmeği yapabilir, ancak o zaman ‘sıfır emek’ iddiası kendi kendini çürütmüş olacaktır. Bu ekmeği ellerinizle yapmak istiyorsanız, tüm malzemeyi ellerinizle yoğurup, ekmeği şekillendirip, yağlı kağıt serilmiş- ya da hafif yağlanmış- bir tepsiye yerleştirip iki saat kadar kabarmasını beklemelisiniz. Ardından da ora ısıda önceden ısıtılmış fırınınıza vererek kabuk rengi istediğiniz ayara gelinceye kadar pişirmelisiniz)

Şu an burnuma gelen kokular beni bir nevi ‘lezzet beklentisi delisi’ne çevirmiş durumda. Koşup koşup pişirme işleminin ne zaman biteceğini gösteren ekrana, ve bir de “ay hala çökmedi!” kelimelerini telaffuz etmeme sebep olan makine camına bakıyorum.

Sadece 2,5 bardak unla eşyanın tabiatına aykırı bir şekilde bu kadar erken ve bu kadar çok kabaran bir ekmek tecrübelerime dayanarak söylüyorum çoktan çökmüş olmalıydı.

Uzun zamandır bir ekmek için bu kadar heyecanlanmamıştım.

Tahmin edersiniz ki bu bir tatlı ekmek…

İçinde tiramisuda da olan nescafe, krem peynir ve bir de bonus ‘çikolatalı drajeler’ var…

Zaman doldu. Ekmeğimiz pişti- soğudu-kesildi-yenildi; çook beğenildi:

Yumuşacık, sünger gibi, oldukça ilginç bir ekmek bu. Arada ağzınıza gelen kahve taneleri ise mest edici.

Tiramisu (beni yukarı çek!)

Kelimenin Türkçe meali bu; ‘Beni Yukarı Çek’… Ama bu tatlıya dalış yapılınca insan hep o derinlikte kalmayı yeğleyebilir.

Tiramisu, klasik ve geleneksel bir İtalyan tatlısı olmasına rağmen, geçmişi ancak bir yüzyıl öncesine dayanmaktadır. Kaynaklar çok farklı doğuşlar biçmişlerdir onun için.

Örneğin, bir tanesi der ki tiramisu, çok değil sadece 15-20 sene kadar önce, Kuzey İtalya’da Treviso şehrinde bulunan ‘Le Beccherie’ adlı restoranda ilk defa yapılmış, tadılmış. Ve hatta adı da ‘Loli’ olarak konulmuş.  Başka tarih sayfaları ise Siena’da doğduğunu yazar. Öyle ki Toskana Dükü, Cosimo III için tasarlanmış bir tatlı diye de ekler. Diğer bir kaynak ise, Birinci Dünya Savaşı zamanında, kadınların savaşan erkekleri için yaptıklarını bile söyler. İçeriğindeki kahvenin vereceği enerji sayesinde savaş uğruna silah tutan elleri daha güçlü kılacağına ve sağ salim onların eve dönmesini sağlayacağına inanılmıştır.

İlginç olan aslında, Italyanlar’ın Tiramisu’ya zamanında yeteri kadar ilgi göstermemiş olmaları. Neden mi? Çünkü, 1983  öncesine kadar bu tatlıyla ilgili yazılı bir belge bulunmamaktadır İtalyan yemek kitapları sayfalarında. Evet, bir yerde yazılıdır aslında. Ancak, yan yana dizilmiş harfler Yunanca çıkar karşımıza.

Malzemeler:
20 adet kedi dili bisküvisi
250 gr. Mascarpoen peyniri veya labne peyniri
4 yemek kaşığı şeker
3 yumurta, sarısı ve beyazı ayrılmış.
Islatmak için,
4 kişilik Türk kahvesi veya filtre kahve
1-2 kapak badem likörü veya 1 tatlı kaşığı badem esansı
Üzeri için: Türk kahvesi

Yumurta beyazlarını kar haline getirin ve bir kenarda bekletin.
Yumurta sarıları ile şekeri yavaş yavaş çırpın. Ancak sulanmamasına dikkat edin.
Peyniri ilave edin ve tekrar karıştırın.
Kar haline getirdiğiniz yumurtayı bir tahta kaşık yada spatula yardımıyla peynirli karışıma yedirin.
Kahvenizi hazırladıktan sonra geniş bir kaseye dökün ve içine likörünüzü ilave edin.
Tiramisuyu servis edeceğiniz kabınızın ölçüsüne göre kedi dillerinden bir kısmını kahveye bandırın ve kabın tabanına dizin.
Üzerine peynirli karışımdan dökün ve kedi dillerini iyice kapatmasını sağlayın.
Geri kalan kedi dili bisküvilerinizi de aynı şekilde, önce kahveye bandırın, daha sonra önce döşenenlerin üzerine dizin.
Tekrar peynirli karışımla kaplayın.
Kedi dili bisküvilerini bitirip en üstte peynirli karışım kalacak şekilde işleme devam edin.

En son olarak türk kahvesini süzgeçten geçirip tatlının üzerinde dolaştırın.
En üstteki peynirli karışımı komple kahve ile kaplayın.

Servis yapmadan önce en az 6 saat buzdolabında tutun.

Tiramisu Ekmeği

Malzemeler:

2 kaşık krem peynir (4 de kaldırır gibi)
3/4 kap neskafe (sıcak olmasın)
2 + ½ yemek kaşığı şeker
Yarım çay kaşığı tuz
2+1/2 kap un
2 çay kaşığı instant maya

Bip sesinden sonra:
1/3 kap çikolata kaplı kahve drajeleri

Not: “Çok Şeker” adlı şeker butiklerinden içinde kahve tanecikleri olan çikolata drajelerinden aldım bir miktar. Bu drajeler çok lezizdi. Pişirmeden bir tane, bir tane daha derken baktım oranı bayağı azaltmışım. Daha başka renkli drajeler de kattım ekmeğe. Eğer bu tür şekerciler yoksa civarınızda, marketlerden Milka gibi markaların drajelerini edinebilirsiniz.
Temel ekmek ayarı, küçük somun. Mutlaka pişirin, afiyetle yiyin.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: