Small Talk : Ayaküstü Konuşmaların İş Hayatındaki Önemi

Günlük yaşantımızda, sık sık ayaküstü konuşuruz. Vaktimiz olmadığı için, çok fazla derine odaklanmadan, kısa sohbetler yaparız ve farkında olmadan çoğu şeyi de bu konuşmalarda geçiştiririz. Peki, bu konuşmaları biraz daha stratejik yöntemlerle yaptığımızda, bize nasıl dönebileceğini hiç düşündük mü?

Rastladığı veya tanıştığı kişilerle mutlaka konuşulacak birşeyler bulmak, havadan sudan konular olsa bile, iletişim kurmayı becerebilmek, bir anlamda yetenek işi.

Uzun süredir konuşmak istediğiniz Pazarlama bölümünün müdürüyle asansörde karşılaştınız. Gülümseme ve selamlaşmanın ardından, asansörden indikten sonra konuşmaya devam edebilirsiniz.  Epeydir kendisine sormak istediğiniz şeyler için, en azından bir ‘açık kapı’ bırakabilirsiniz.

Bizim “Havadan sudan konuşma” veya “hoş beş etme” diye ifade ettiğimiz ayaküstü konuşmaları, Amerikalılar Small-talk olarak adlandırıyor. Ve bunu bazı noktaları dikkate alarak yaptığımızda, bize katacağı artıları oluyor.

Çünkü small-talk’ta konuyu açmak, ilk konuşan taraf olmak önemlidir. Bir kokteyle gittiniz diyelim, kimseyi tanımıyorsunuz, birisinin yanına gidip “Ne içiyorsunuz?” diye o konuşmayı başlatabilmek ya da çalışansanız, bir üstünüze “Çok hoş olmuşsunuz”, “Kravatınız çok yakışmış” diyebilmek, cesaret gerektirir. Çok sakin, suskun kimseler bile bunu, zamanla yapabilirler aslında.

The Fine Art of Small Talk’ın yazarı Debra Fine şöyle diyor :” Eskiden topluluk içinde, kendimi çok rahatsız hissederdim. Daha sonra, bunun üstesinden nasıl geleceğimi düşündüm ve çevremi gözlemlemeye başladım. İnsanları gözlemleyerek, onlarla nasıl iletişim kurabileceğime baktım. Konuyla ilgili kitaplar okudum. Kimseyle ayaküstü konuşmayı aslında çok sevmediğim halde, her hafta üç yeni insanla konuşmaya karar verdim. Çünkü, iletişim kurma yeteneği, kazanılan bir hüner”.

Bu yüzden özellikle işyerlerinde, iş bağlantısı yapabileceğimiz ortamlarda, kalabalık toplantılarda, doğru zamanda ve doğru yerde yapacağımız küçük konuşmalar, sosyal çevreyi genişletmenin yanısıra, organizasyonel öğrenmeye de fayda sağlar. Bu yüzden bununla ilgili bir espri de vardır: Derler ki, “En iyi bilgi yönetimi aracı, bir CRM sistemi değil, şirketteki kahve makinasının civarıdır. Orada buluştuğunuz meslektaşlarınızla yapacağınız iki dakikalık sohbet sizin bilgi paylaşımını en verimli gerçekleştirmenizi sağlar.” (Serkan Gülener)

Toplantı masasında konuşulanlar değil de, yemekhane sırasında, kahve makinesi önünde veya fotokopi odasında yapılan ayaküstü konuşmalar, daha verimli olur. En azından bu konuşmaları, sıkılmadan, herhangi bir mecburiyet hissetmeden yaparsınız.

İşyerinde ayak üstü yapılan kısa bir sohbet, çalıştığınız kişilerle aranızda sıcak ve güvene dayalı bir bağ oluşmasına önemli katkı sağlar. Ayrıca, bu konuşmaları yaparken, iyi ilişkiler kurmayı amaçladığınız için, doğabilecek sorunlar, daha yüzeye çıkmadan hallolabilir. Karşılıklı konuşan insanların kavga etme oranı, konuşmayanlara göre çok daha düşüktür.

Amerika’da small-talk olarak bilinen ve bizim ayaküstü konuşma olarak tabir ettiğimiz bu kavram,  günlük hayatta sürekli yaptığımız bir eylem. Bu önemli eylemin bazı sırlarını, Debra Fine, şöyle özetlemiş :
( http://edition.cnn.com/2005/US/Careers/03/03/small.talk/index.html )

1. İlk olarak hakkında konuşulacak 3 şey ve diğerlerinin de konuşmasını sağlayacak 4 genel soruyu hazırla. Eğer kişiyle daha önceden tanışıyorsanız,  onun hakkında bildiğiniz şeyleri hatırlamaya çalışın, örneğin spora olan ilgisi gibi.

2. İlk merbaba diyen siz olun. Eğer diğer kişinin sizi hatırlayacağından emin değilseniz, adınızı söyleyin. Önce gülümseyin ve birisiyle tanıştığınızda el sıkışın, tokalaşın.

3. İsimleri hatırlayın ve sıklıkla kullanın.

4. Örneğin bir toplantıda, organizasyon veya mekanla ilgili yorumlar yaparak diğer kişileri konuşmaya çekebilir, daha sonra konuyla ilgili açık uçlu sorular sorabilirsiniz. “Katılımcılar geçen yıldan daha fazla, ne kadar süredir bu kongreye katılıyorsunuz?” gibi. Ayrıca diğerlerine seyahatleri vb. hakkında sorular sorabilirsiniz.

5. Konuştuğunuz kişiye odaklanın, onu iyi dinleyin ve geribildirimde bulunun. Göz temasınızı devam ettirin. Sizinle konuşulurken asla gözlerinizi, odanın veya salonun etrafında gezdirmeyin.

6. Konuştuğunuzdan daha fazla dinleyin.

7. İlginç konular bulun. Güncel olaylara yakın olmak, sizi harika bir konuşmacı yapar. “Şu konuda ne düşünüyorsunuz?” “… duydun mu?” gibi cümleler kurun. Olumsuz ve çekişmeli konulardan uzak durun, uzun hikayelerden veya detay vermekten kaçının.

8. Eğer özellikle tanışmak istediğiniz kişiler varsa, ulaşmanın en iyi yolu, onların saygı duyduğu kişiler tarafından tanıştırılmaktır. Bir arkaşınızdan, tanıştırılmayı rica edebilirsiniz.

9. Birisi size kartvizitini verirse bunu bir hediye olarak kabul edin. İki elinizle tutun ve üzerinde ne yazdığını okuyun. Daha sonra gömlek cebinize ya da cüzdanına koyun, değer verdiğinizi belli edin. Sonrasında hatırlamak için, kartvizite mutaka not alın : “Şu toplantıda tanışmıştık, x şirketinden, filan uzman” gibi.

10. Kendi beden dilinizi de izleyin. Hasta gibi gözüken insanlar diğerlerini rahatsız eder. Öyle olmasanız bile rahat davranın.

11. Önden başlamış bir konuşmaya katıldıysanız, iyi  gözleyin ve dinleyin.

12. Birkaç çıkış noktası bırakın ki, incelikle konuşmadan çıkabilesiniz. Örneğin “Bir müşteriyi kontrol etmem gerek”, “Öğle yemeğini kaçırdım, büfeye gitmem gerek” gibi.

Denemekte fayda var diye düşünüyorum. Özellikle suskun ve utangaç yapılı kişilerin, tanımadığı ama görüşmeyi istediği birisiyle iletişim kurmaları açısından,  yol gösterebilir nitelikte.

Unutmamak lazım, isteyen ve iyi fikri olan herkes girişimci olabilir. Bunun ilk sırrı da, iyi iletişim kurmaktır.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKorkular
Sonraki İçerikDünyanın Gidişatı Üzerine Bir Alegori: Shelter (Sığınak)
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…