Selim Güneş’in İlk Filmi ‘Kar Beyaz’

Fotoğrafçı ve yönetmen Selim Güneş’in Sabahattin Ali’nin ‘Ayran’ isimli öyküsünden uyarladığı ve yönettiği ‘Kar Beyaz’ 13 Mayıs 2011’de vizyona girdi.  Film, 47. Antalya Film Festivali’nde, Mircan’ın besteleriyle En İyi Müzik Ödülü’nü kazanmıştı.

Ağustos Film,  Türkiye”nin önemli edebiyatçılarından Sabahattin Ali”nin ‘Ayran’ adlı öyküsünü, Selim Güneş“in özel projesi olarak, Sabahattin Ali”nin kızı Filiz Ali”nin de onay desteğiyle hayata geçirdi.  Selim Güneş’in senaryosunu yazdığı film, yönetmenin ilk filmi.  Uzun metrajlı film 2009 yılı içinde T.C. Kültür Bakanlığı tarafından desteklenmeye değer bulunan 9 projeden biri oldu. Film 13 Mayıs’ta vizyona giriyor.

Artvin-Şavşat güzergahında ve Şavşat”ın Maden Köyü”nde gerçekleşen çekimlerle 82 dakika olarak hazırlanan filmde Selim Güneş,  Sabahattin Ali”nin ‘Ayran’ isimli naif, duygusal ve anlamlı öyküsünü fotoğraf sanatından gelen birikimiyle sinemalaştırdı. Filmin başrollerinde Hakan Korkmaz, Sinem İslamoğlu, Gürsan Piri Onurlu, Kaya Akkaya, Ziver Armağan, Açıl, Ruhan Odabaş ve Sinan Koçal paylaşıyor.

Aynı zamanda fotoğrafçı da olan Selim Güneş, bu ilk filmi hakkında şunları söylüyor: “Kar Beyaz, küçük bir çocuğun kardeşlerine bakmak sorumluluğuyla ekmek alabilmek için ayran satmaya dağ köyünden yol kenarına gidip dönmesinin filmi. Bu süreç içerisinde onun hayallerini, rüyalarını, anılarını paylaşıyor ve onun doğayla ve kurtlarla mücadelesini izliyoruz. Çocuklarına tek başına bakmak zorunda kalan genç bir Anne”nin bekleyişi ve korkularını, hapse girmiş Baba”nın hasretini ve duyduğu acıyı, tutkuyla sevdiğinden haber bekleyen genç bir köylüyü, gurbete çalışmaya giden yalnızlıktan korkan genç bir adamı, ispiyonladığı genç bir adamın hapse girmesiyle suçsuz insanların yaşamak zorunda kaldığı durumdan rahatsızlık duyan bir ihtiyar köylüyü ve bu insanların Hasan”la olan ilişkileriyle birlikte oluşan durumları anlatıyorum.”

Sesler, Müzik, Simgeler ve Nesneler…

Yönetmen “Kar Beyaz duygu yüklü bir masal gibi oldu” diyor. Ve ekliyor: “Anlamlı görsel geçişler, sabit kamera kullanımı, filmin ruhuna uygun oya gibi işlenmiş kurgu filmin görsel çizgisini belirleyen faktörler.” Güneş senaryoda zorlanmış diyaloglar hiç olmadığını vurgulayarak “Olayları ve duyguları izleyiciler daha çok olayların gelişimiyle ve oyuncuları takip ederek anlayacaklar” diyor. Filmin diğer ve önemli bir özelliği de ses. Filme filmin temposuna uygun sesler eşlik ediyor. Rüzgar sesleri, derenin akışı, Hasan”ın ayak sürüyüşü, kurt ulumaları gibi… Yani ses adeta filmin ritmini de belirliyor. İşte bu seslere de Mircan’ın bestelediği film müziği eşlik ediyor. Filmde nesneler de önemli bir yer tutuyor.

Güneş “sonuç olarak izleyici hemen bağ kurabileceği hem sevimli, hem sorumluluk sahibi hem de güç şartlarla boğuşan bir çocuğun bir günlük hikayesinde asla çocuğa acımayacak ve fakat onunla kendisini özdeşleştirerek finaldeki zorluğu birlikte aşmaya çalışacaktır” diyor.

Duygusal ve estetik açıdan etkileyici; çekimi, müziği, kurgusu ile özgün, sıcak ve naif bir yapım olan Kar Beyaz, Antalya’nın hemen ardından. Chicago Film festivali’ne, Sofia Film Festivali’ne, Ankara ve İstanbul Uluslar arası Film Festivali’nin yarışmalı bölümüne de katıldı.

Öykü

Kar Beyaz’ın öyküsü kısaca şöyle: Bir yıl önce babası hapse atılmış olan on iki yaşındaki Hasan, annesinin kasabaya çalışmaya gidişiyle birlikte iki kardeşiyle yalnız kalır. Köye haftada bir kez gelebilen annenin getirdiği yemekler ancak bir kaç gün yeter. Hasan çareyi yol kenarında ayran satıp ekmek alacak para kazanmakta bulur. Kendileriyle hesaplaşırken yaşamın kısır döngüsüne sıkışmış olan Anne, Demirci Halil, Recep, Kadir Dede ve Genç Yolcu’nun yolları, küçük bir köyün yoksulluğunun çıkmazında Hasan’ın yazgısıyla kesişir.

www.karbeyazfilm.com
http://karbeyazfilm.com/fragman/

Ayşe Dural


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikPollyanna ve Hayatın Gerçekleri
Sonraki İçerikRoma Amor
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.