Okurun Gözünden: Bir Nefes Gibi, Ferzan Özpetek

“Gitmek benim için dünyanın en yüksek zirvesine tırmanmak gibiydi. Arkamda bıraktığım her şey küçülüp anlamsızlaşırken, gözlerimin önünde sonsuz vaatler sunan bir ufuk uzanıyor.”

Gitmek, her şeyi öylece geride bırakıp gitmek. Sonsuz vaatler sunan ufuk uzanırken geride kalanları unutmak. İnsan yazdığı ile çelişiyor bazen, tıpkı Elsa gibi. Bir insanın hayatında dönüm yaratan hikayesini öylece tamamen unutup sil baştan yeni bir hayat kurabilmesi ne kadar mümkün? Elsa biletin onu götürdüğü son noktaya varınca, kendine o noktada yeni hayat sürerken ve her anını dolu dolu yaşarken bir yanı Adele’inde kaldı hep.

Adele ve Elsa, et ve tırnak. Elli yıl ayrı kaldılar. Et tırnaktan nasıl kalırsa tıpkı öyle. Yüzü ufka dönük ama aklı hep geçmişinde olan Elsa, bir gün bir kapıyı çaldı. Kendisi için hem hayli tanıdık hem bir o kadar yabancı bir kapı. Evin sahipleri Sergio ve Giovanna ve misafirleri olmadık zamanda gelen bu yabancı kadını içeri aldılar. Ve sonrasında Ferzan Özpetek’in kaleminden yine bir Ferzan Özpetek filmi izlermişçesine hikayede akışta kaldım.

 

Bir Nefes Gibi’yi neredeyse bir nefeste bitirdim. Sadece bir mola vererek, film izleme rutinine uyarak. Bir kitabın içeriğinde mektup akışı olunca hikayeyeyi okumaya yönelik ayrı bir heyecan duyarım.

“Lorenza’yla mutlu mu? O halde sımsıkı sarılsın ona! Kadın yalan söylediyse ne çıkar? Hayatta esas olan şeyler başka. Eninde sonunda hepimizin ihtiyacı olan tek şey mutluluk, öyle değil mi?”

Günümüzde teknolojinin saliseler içinde emdiği iletişimsizlik ruhunun tersine, yoğun duygu ve düşünce içermesi beni çok etkiliyor. Yazılacak uygun kağıdı kalemi seçme, yazdığına odaklanıp anda kalma, bitince zarfını pulunu seçme, postaneden gönderme ve nihayetinde bir süre sonra karşıya ne zaman ulaştığından emin olunmayan mektubun cevabının gelmesini bekleme. Bence mektuplaşma tarih boyunca iletişimde yaşanan en değerli akış. Duygu ve fikirlerin özümsendiği üzerine saatlerce veya günlerce düşünüp kurgulayıp verilen cevaplardır iletişimi güzelleştiren. Teknolojinin kurbanı tez canlı biri olarak, bu ahestelik ve sakinliğe özeniyorum. Elsa’nın gönderdikleri her zaman geri geldi ve o bile isteye yine yazdı; elinde birikenleri son güne kadar sakladı.

Hikaye Adele ve Elsa merkezindeyken yan karakterler ev sahipleri Sergio, Giovanna, dostları Elena ile Guilio ve bebek bekleyen Annamaria ile Leonardo’nun da sevinçleri, endişeleri olaylara farklı bakış açıları ve Giovanna’nın Sergio ile ilgili iç hesaplaşmaları çok yerinde detaylandırılıyor. Kitap günümüzde bir günün öğleden sonra ve akşam saatleri arası bir zaman dilimini kapsarken elli yıllık bir geçmişi tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor.  Bir Nefes Gibi bu yaz çok satanlar rafındaki haklı yerini alacak bir eser.

Didem Yeşim Pektok


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikİnsan Ruhuna Yöneliş
Sonraki İçerikÖzgüveni Keşfedin
Didem Yeşim Pektok
“İşim: İnsan Konu: Le’biderya. Ufuk çizgisiyle arkadaşlığımda ‘İnsan’ a dair en güzel manzarayı mekan edindim. Olumlu fikir üretir, iyi paylaşım yaparım.” Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümleri mezunu Pektok, 1993 yılından beri reklam, satış, bankacılık ve eğitim alanlarında çalışmıştır. Bilişim teknolojileri alanında eğitim veren bir kurumun ortağıdır ve kurumun insan kaynağı, finansman, eğitim koordinasyon birimlerinden sorumlu yöneticisidir. Aynı alanlarda kurumsal eğitimler verir. Kadınların toplum içinde eşit haklara sahip olması için çalışan sosyal sorumluluk platformunun lideridir. 2014 yılından beri Martı Dergisi’nde insan, kadın, çocuk konularında yazar ve okuduğu kitaplarla ilgili okur gözünden yorumlarını paylaşır.