Öfori ve #direngeziparki

Ben kelimeye #geziparkı sonrasında The Guardian’da okuduğum bir yazıda takıldım. Protestolara ve eylemlere katılan Türklerin Öforik biçimde “bu daha başlangıç, direnişimiz devam edecek…” sözlerini tekrarladığından bahsediliyordu. Ne ki bu oförik? Bir bakayım dedim ve aşağıda paylaştığım açıklamalara eriştim. 

Öfori Yunanca kökenli bir kelime (euphoria). Kişinin şuursuz hoşnutluk duyduğu ve kendisini iyi hissettiği bir ruhsal durum. Gençlerin tabiriyle “kafası iyi olmak”.

Öforik halin aşırı endorfin salgısıyla psikiyatrik hastalığa dönüştüğü ve  bipolar bozukluklara neden olduğu Google’da kısa bir arama ile dahi anlaşılıyor.

öfori1

Taksim’de başlayan direnişe katılan ve profesyonel kışkırtıcılar ya da provokatörler dışında kalan, tepkili ve normal vatandaş kalabalıklarında böyle bir hal olduğunu için için düşünüyor, adını koyamıyordum.

Eeee yetti ama halinden öforik kafaya geçiş…

Düne kadar duyarsızlık derecesinde pasifize olmuş, sinmiş, sindirilmiş 90 kuşağı ve onların peşine takılan, genç, yaşlı, kadın, erkek, Müslüman, gayri Müslüman vb. vatandaşlar; birden bire hiç olamayacağını zannettikleri kitlesel gücü ve bütünleşmenin verdiği “vayyy biz neymişiz!” halini yaşayınca öforik bir ruh haline geçiş yapmaları da kaçınılmaz oldu.

öfori2

Günlerce hatta yıllarca ya tam teslim ya da baskı hissetmek, korku, acı, endişe, heyecan, kızgınlık vb. ile adrenalin salgısına maruz kalan direnişçi bünyelere, zafer, umut, gurur, birlik, beraberlik, güçlü olma hisleri yüklenince, ortaya öforik haller çıktı. Ya da çıkması mümkün hale geldi…

#direngeziparki  olaylarnda vatandaşın tepkisi organize ve örgütlü başlamadı.

Kendiliğinden gelişti ama eninde sonunda böyle bir patlama olması bekleniyor muydu, böyle patlamalar isteniyor muydu? Bence kesinlikle evet…

Tarih tekerrür etmeye çalışır, gelecek ona direnir, direnmeli…

Tarih özellikle de bizim yakın olduğumuz coğrafyalarda, yarattıkları karmaşadan ve iç savaşlardan beslenensilah taciri ülkelerin tezgahlarıyla dolu. Bakın burada en son örneklerden birinin kısa videosu var. Videoda Mısır’da dünyanın gözü önünde, yine bizdekine benzer şekilde başlayan ve sosyal medyadan, Twitter’dan, Facebook dan an be an takip edilen meşhur “Arap Baharı”nı özetlemişler.

Pek çok sahne; protestolar sonrasında çevre temizliği yapılmasına kadar, #direngeziparki olaylarında yaşananlarla aynı. Polislerin kılık kıyafeti, teçhizatı, yanlarındaki sopalı siviller, devrim, hükümet istifa sloganlar, pankartlar, halkın “ilk kez böyle bir direnişe katılıyorum” deyişine kadar aynı… Dehşet verici… Çok düşündürücü… Halkın istismar edildiği, bir oyuna getirilmeye çalışıldığı, bir takım güç savaşlarına alet edildiği aşikar.

2010 yılında bir yazı yazmıştım. Yine ortalık kaynıyordu. O zamanlar ana dert PKK terörü idi. Ak Partinin kapatılması için girişimler vardı… Laik, sol sempatizanı kesimler birbiriyle kıyasıya dalaş ediyordu. Doğru dürüst online casino bir muhalefet duruşu sergilenemiyordu, iktidar tek başına tam gaz gidiyordu.

Ne oldu? Tablo çok değişmedi!

Önce, çoğunluğu genç tüketicilerden oluşan büyük ve gelişen pazar, Müslüman, modern, Arap ülkelerine ve Afrika’ya köprü olan Türkiye’ye sıcak para, yabancı sermaye akıtıldı. Orantısız güç kullanan, özgürlükleri dozu artan biçimde kısıtlayan baskıcı bir ve elde ettiği güç ile öforikleşen iktidar yaratıldı.

öfori4

Muhalefet neredeyse sıfırlandı…

Şimdi de “eziliyorsun, ezdirme kendini, iktidarı dahi alaşağı edersin sen, etmelisin, sen halksın, iktidar sana ancak hizmet eder, devrim bile yaparsın!, yetmedi mi çektiklerin” gazına, kışkırtmasına maruz kalan ve kafasına yediği plastik mermi, sopa, biber gazı ile şuursuzlaşmaya müsait öforik kalabalıklar oluşturuluyor.

Ezberleri bozmak, geleceğin kodlarını deşifre etmek lazım.

İşte bu aşamalar çok tehlikeli…

Gelişime açık değişikliklerle; krizlere, karmaşalar açık devinimler arasında çok ince bir çizgi var…

Öforik ya da saldırgan değil son derece bilinçli, barışçıl ve çalışkan olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz.

Dalaşarak, savaşarak gelişebilen herhangi bir toplum yok. O yollar eskiden işe yarıyordu. Cenk etmelerle güç, varlık kazanılan zamanlar; toprak, doğal kaynaklar, su kenarları, petrol vb. için savaşıldığı zamanlardaydı.

Şimdi uğrunda savaşılması gereken değerler, kıymetler değişti.

Ezberleri bozmak, geleceğin kodlarını deşifre etmek lazım.

Güç dengelerinin kurulacağı alanlar toprakta değil,  bulutta… İktidarların yer değiştireceği yer; sokakta değil, siyasi güç dengelerini belirleyen sandıkta…

Çözümler ve daha iyi bir gelecek için; Y jenerasyonu da denen, dünyayı ekranlar aracılığı ile yaşayan “ekran neslinin, dijital neslin” ve çevrenin ihtiyaçlarını anlamak lazım…

Öforizme de saldırganlığa da dikkat!


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: