Lavanta Kokulu Kuyucak Köyü, Ziyaretçilerini Bekliyor

Antalya’dan Isparta’ya mayıs ayında gül tarlalarına geziyle başlayan turlar, temmuz ayında yerini lavantaya bırakıyor. “Lavanta Kokulu Köy”, Mor Cennet” olarak da anılan lavanta köyü Kuyucak’a ikinci ziyaretimi, pandemi sonrası lavantalar açmışken yapmayı çok istedim. Lavanta çiçeklerinin mora bezediği tarlaları yakından görmek, lavantaları koklamak, açık havada keyfince gezmek için arkadaşlarımızla kendimizi yollara vurduk.

Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak Köyü merkez olsa da son yıllarda hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeken lavanta tarlalarının, Isparta ve Burdur illeri çevresinde her geçen gün yaygınlaştığı görülüyor. Haziranın sonundan ağustosun sonuna kadar süren lavanta mevsimi, görsel ve hasat zamanıyla birlikte iki evrede ziyaretçilerini ağırlıyor. Elbette çoğu ziyaretçi, lavanta tarlaları mora boyanmışken gitmek ve gönlünce fotoğraf çektirmek için daha çok 25 Haziran-25 Temmuz tarihlerini tercih ediyor.

Lavanta Köyünde Bir Öğleden Sonra

Geçen yıl 750 bin kişinin ziyaret ettiği Kuyucak köyünde, pandemi dolayısıyla geçen yılki yoğunluk olmasa da normalleşme adımlarının atılmasıyla ziyaretçilerin yavaş yavaş gelmeye başladığı görülüyor. İşletmeler, pandemi dolayısıyla sezon hazırlıklarını ağırdan almış olmalı ki, yol üzerindeki lavanta tarlalarının kenarındaki dinlenme noktalarının çoğunda yenileme çalışmalarına tanıklık ettik. Bir yorgunluk çayı içmek hem de lavanta bahçelerini kuşbakışı seyretmek amacıyla mola verdiğimiz dinlenme alanında, içecek olarak sadece çay vardı. İşletme sahibi “daha bugün açtık, eksiklerimiz var” dedi.

Lavanta diyarı Kuyucak’ta, işin bir yanı lavanta üretimiyle köyün ve çevre köylerin geçinmelerini sağlamaksa bir yanı da tarlaların güzelliğini görmek isteyenlerin zaman içinde yarattığı mor turizme katkı sağlamak. Lavanta tarlalarının içinde özenle oluşturulmuş fotoğraf çekim alanlarında, mor arabadan mor beyaz tüllerle kaplanmış salıncaklara, renk renk bisikletlerden lavanta çiçekleriyle yapılmış taçlara hepsi sözünü ettiğimiz mor turizme hizmet etmek için yapılıyor. Köyün içine girdiğinizde, soluklanacağınız mekanlardan tutunda yanınızda götüreceğiniz hediyeliklere kadar tüm detayların düşünüldüğüne tanıklık ediyorsunuz. Henüz mağaza, kafeterya alanları ve stantların tasarımı istenilen düzeyde olmasa da başlangıç için fena değil.

Köy evlerinin arasında ilerlerken hemen her evin bir şekilde mora çaldığını görmek içinizi açıyor. Köyün ana caddesinin üzerinde, keyifli ve iyi döşenmiş bir kafe olan Lavanta Cafe bulunuyor. Ancak korona önlemlerimiz nedeniyle oturmadan menüde neler olduğuna baktık: Lavanta çayı, lavantalı dondurma ve lavantalı limonata vardı. Lavanta Cafe, ayrıca mekanın içinde bir de anı fotoğrafı alanı oluşturmuş. Bugün olduğu gibi kafenin bu alanında ve önünde fotoğraf sırası bekleyen ziyaretçiler hiç eksik olmuyor.

Kafeden sonra Lavanta Kokulu Köy Kadın Kooperatifi’nin kurulduğu alana gittik. Fırsat bulmuşken kooperatifin üyelerinden Aysun Yavru ile konuştum. Aysun Hanım Keçiborlu’da yürütülen “Gelecek Turizmde” projesi kapsamında desteklenen girişimci kadınlardan biri. Proje kapsamında 22 kadın 6 ay eğitimden geçmiş. Kooperatifçilik, alan rehberliği, işletmede hijyen, güzel konuşma-diksiyon, kırsal turizm etkinliği, ev pansiyonculuğu, bitki yetiştiriciliği ve girişimcilik gibi alanlarda dersler almışlar. Eğitimler sonunda kurdukları kooperatifin şimdi 98 üyesi var. Aysun Hanım lavanta üretiminin yanında kooperatif olarak köy içinde oluşturdukları satış alanında da lavantalı ürün satışı yaparak geçimlerini sağladıklarını belirtti. Yavru, 50-60 yıldır lavanta ürettiklerini ancak seslerini ancak kooperatif kurulunca duyurabildiklerini söyledi. Sosyal medyanın da bu süreçte etkili olduğunu belirten Yavru, turizmin de böylelikle geliştiğini belirtti.

Tezgahlarda tıpkı gül gibi lavantanın da çeşit çeşit hediyelikleri bulunuyor. Lavantalı lokum, lavanta yastığı, lavanta balı, lavanta suyu, lavanta kolonyası, lavantalı oda kokusu, lavanta kurusu, lavanta yağı, lavantalı gazoz. Hepsinden olmasa da hepimiz ilgimiz çekenlerden aldık. Tezgah sahiplerine satışını yaptıkları ürünlerin hangilerini kendilerinin ürettiğini sordum.  Kolonyadan sabuna çoğu ürünü satın aldıklarını, sadece lavanta demetlerini, lavanta çiçeğinden yapılmış taçları ve kurutulmuş lavantaları kendilerinin hazırladıklarını söylediler.

Lavanta Tarlalarında Foto Safari

Gezdiğimiz çoğu lavanta tarlası, ziyaretçiler için özel olarak düzenlenmiş. Biz de buralarda fotoğraf çektirmeyi tercih ettik. Artık düğün fotoğrafları da buralarda çekiliyor.

Lavanta tarlalarını mosmorken görmek isteyenler, temmuz ayı başında gelmeli. 25 Haziran-25 Temmuz arası mor tarlalarda fotoğraf çekimi için uygun zaman. Lavanta hasadını deneyimlemek isteyenler ise 25 Temmuz-25 Ağustos arasında köye gelmeliler.

Kuyucak Köyü’nü henüz görmemiş olanlar, Fransa’nın Provence bölgesiyle sık sık adı yan yana anılan köyü yeni normal sürecindeki gezi programlarına ekleyebilirler.

Lavanta Köyü hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz aşağıdaki adresleri ziyaret edebilirsiniz.

Seher Özen Karadeniz


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikOkurun Gözünden: Kireç Ocağı, Thomas Bernhard
Sonraki İçerikKurtlarla Koşan Kadınlar, Kitap ile Sohbet Atölyesinden Notlar 2
Seher Özen Karadeniz
İletişimci /Eğitmen. Okur, yazarım. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisans, Gazetecilik bölümünde de yüksek lisans eğitimi aldım. İstanbul’da gazeteci olarak başladığım çalışma hayatımı, halkla ilişkiler sektöründe medya ilişkileri yöneticisi olarak sürdürdüm. Yavaş kent olduğunu düşünerek 2007 yılında Antalya’ya yerleştim. Büyükşehir Belediyesi’nin Tarih Vakfı’nın danışmanlığında sürdürdüğü Kent Müzesi Projesi’nde görev aldım. Proje vesilesiyle hem kenti, hem de insanın geçmişle olan ilişkisini nereden kurması gerektiğini öğrendim. Belleğin kıymetini, tarihin sadece kahramanların hayatı üzerinden yazılamayacağını/yazılmaması gerektiğini kavradım. Bu kavrayışla kentimle ilgili fullantalya ve businessantalya kent bloglarında röportaj yapıp kent yazıları yazıyorum. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde iki yıl süreyle ‘Kurum Kimliği’ ve ‘Medya Planlama’, yaygın eğitim merkezlerinde ‘İletişim’ dersleri verdim. Halen kent içindeki en büyük yeşil alanı olan Zeytinpark’ta ‘Doğada İletişim, Doğayla İletişim’ başlılığıyla iletişim eğitimleri veriyorum. www.martidergisi.com’da 2012 yılından beri kitap yazıları, insan hikayeleri, kent yazıları, zaman zaman da gezi yazıları yazıyorum. Yaşam boyu öğrenme tam bana göre deyip AÖF Sosyal Hizmetler bölümünü bitirdim. Halen Sosyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisi olarak öğrenim hayatımı sürdürüyorum. Evliyim ve 13 yaşında bir oğlum var.