Kültür ve Sanatta Sabancı İmzası

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’ndan Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’ne kadar kültür ve sanatın pek çok alanında Sabancı Vakfı’nın olduğunu biliyor musunuz?
 
Kültür ve sanat artık dünyanın yükselen değerleri arasında yer alıyor. Her çalışma yapılan her etkinlik sanatla birleştiriliyor. Tabii sadece sanatsal faaliyetler de toplumla daha fazla buluşuyor, hayatımızda daha fazla yer alıyor. Çok sevindirici! İşte bu faaliyetlerin ardında Türkiye’ye yatırımlarıyla olduğu kadar bu alanda da hizmet veren Sabancı grubunu görüyoruz. Biz de Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan’a kültür sanatı sorduk.
 
Sabancı Vakfı neden kültür sanat alanında da çalışmalar yapmaya karar verdi? Bu kararın alınmasında hangi nedenler etkili oldu?
 
Sabancı Vakfı olarak 37 yıldır, merhum Hacı Ömer Sabancı’nın “Bu Topraklardan Kazandıklarımızı Bu Toprakların İnsanları ile Paylaşmak…” ilkesini yaşatmak ve insanların hayatlarında fark yaratmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu anlayıştan hareketle, ülkemizin kültür ve sanat düzeyini yükseltmek üzere yürütülen çalışmalara destek vermek de Vakfımızın amaçları arasında yer alıyor.
 
Özellikle binlerce yıllık kültür geleneğine sahip Anadolu’nun zenginliğinin dünyaca tanınır olması, sosyal, kültürel ve sanatsal etkinliklerin ülkemizde yaygınlaşması ve gelecek nesillerde bu bilincin yerleşmesi konusunda önemli bir sorumluluk üstleniyoruz. Bu sorumluluğumuzun bilinciyle, ülkemizdeki sanat izleyicisi sayısını artırmak, gelecek kuşakların kültürel mirasımıza sahip çıkmasını sağlamak, gençlerin geleceğin sanatçıları olarak yetişmesine katkıda bulunmak, geleneksel değerleri geleceğe taşımak amacıyla birçok kültür sanat çalışmasına destek veriyoruz.

Sabancı Vakfı’nın kültür sanat çalışmaları neler? Bu çalışmaların arasına yeni projeler eklenecek mi?
 
Sabancı Vakfı’nın kültür sanat çalışmalarını şöyle özetleyebilirim:
 
Devlet Tiyatroları – Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali: Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Devlet Tiyatroları işbirliğiyle her yıl 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde açılışını yaptığımız festival, bir ay boyunca Adanalıları çeşitli ülkelerden gelen tiyatro gruplarının sahne performanslarıyla buluşturuyor.
 
13 yıl önce Adana’da yerel bir tiyatro şenliği olarak yola çıkan festival, yerli ve yabancı tiyatro topluluklarının performanslarıyla uluslararası bir organizasyona dönüştü. Son 3 yıldır festivalin açılışı dünyaca ünlü bir gösteri grubunun tarihi Taşköprü ve Seyhan Nehri üzerinde sergiledikleri performanslarla yapılıyor. Festival süresince sergilenen çeşitli sokak gösterileri de Adanalılara muhteşem bir görsel şölen sunuyor.
 
Festival bünyesinde bugüne kadar, dünyanın her kıtasından gelen yabancı topluluklar ile Türkiye’nin özel tiyatro grupları, şehir tiyatroları ve Devlet Tiyatroları ekipleri 221 farklı oyun sergiledi, sadece 2011 yılında festivali izleyen sanatsever sayısı 60 bini aştı.
 
Festival kapsamında ayrıca tiyatro sanatının gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş ustalara minnet ve saygı sunmak amacıyla 2005 yılından bu yana “Sakıp Sabancı Yaşam Boyu Başarı Ödülü” veriyoruz. Önceki senelerde Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden Müşfik Kenter, Genco Erkal, Yıldız Kenter, Bozkurt Kuruç, Macide Tanır ve Cüneyt Gökçer’e verilen ödül geçtiğimiz yıl Gülriz Sururi’ye takdim edildi.

Türkiye Halk Dansları Yarışması: 1994 yılından bugüne tam 19 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile işbirliği içinde Türkiye Halk Dansları Yarışması’na destek veriyoruz.  Her yıl Mayıs ayında geleneksel olarak düzenlenen Türkiye Halk Dansları Yarışması’nda dereceye giren ilk 10 grup Sabancı Vakfı Sanat Ödülünü almaya hak kazanıyor. Halk Dansları Yarışması ile; ülkemizin sahip olduğu kültürel ve folklorik değerleri yaşatma ve yayma çabasında olan halk oyunları topluluklarını desteklemeyi, çalışmalarına yön vermeyi ve yurt dışında ülkemizi temsil edecek, genel tanıtımımıza büyük katkıları olacak toplulukları tespit etmeyi amaçlıyoruz.


 
Mehtap Ar Çocuk Tiyatrosu: 2006 yılından bu yana tiyatronun çocuklara ve daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla desteklediğimiz Mehtap Ar Çocuk Tiyatrosu, İstanbul’un uç bölgeleri ve Anadolu’ya ulaşıp, oradaki çocuklarımıza hayata, sanata ve insan ilişkilerine dair öğretilerini sunarak, onları tiyatroyla tanıştırmayı amaçlıyor. 5 yılda 30 bin km”den fazla yol kat ederek İstanbul’un yanı sıra Anadolu’daki 45 il ve 80 ilçede 2.000’den fazla oyun sergileyen Çocuk Tiyatrosu, 475 bini aşkın çocuğa ulaştı.
 
Metropolis Kazıları: Sabancı Vakfı desteğiyle Metropolis Sevenler Derneği (MESEDER) yönetiminde devam eden İzmir Torbalı’daki Metropolis Antik Kenti kazı çalışmaları, 1990 yılından bugüne sürdürülüyor. 3 bin yıllık bir tarihe sahip Metropolis kentinde bugüne kadar çıkartılan eser sayısı 10 bini aştı. Bu yıl, yeni bir Roma Hamamı, İmparatorluk salonu ve çok sayıda küçük eser gün ışığına çıkarıldı.

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası: 2009 yılından bu yana Şef Cem Mansur tarafından kurulan gençlik orkestralarını destekliyoruz. Bu yıl yeni bir yapıya kavuşan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, konservatuarların on altı ile yirmi iki yaş grubu sanatçı adaylarından seçilen gençlerden oluşuyor. Genç müzisyenlere, öğrencilikleri bitmeden profesyonel deneyim kazandırma ve müzisyen olarak オンライン カジノ ufuklarını açma amacını taşıyan orkestran bu yıl yurtiçinde 2, yurtdışında da 5 olmak üzere toplam 7 konser verdi. Konserleri 5 bini aşkın kişi izledi.

Sakıp Sabancı Sanat Ödülleri: Sabancı Vakfı olarak 1994 yılından bu yana, sanatı ve sanatçıyı teşvik etmek amacıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin “Resim”, “Heykel” ve “Geleneksel Türk Sanatları” bölümlerinden ilk üç derece ile mezun olan öğrencilere ödül veriyoruz. Bugüne kadar 162 öğrenci “Sakıp Sabancı Sanat Ödülü” almaya hak kazanarak toplam 4.320 Cumhuriyet Altını ile ödüllendirildi.
 
Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi: Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi, Sabancı Vakfı tarafından restore ettirilerek, tarihi, turistik, mimari ve görsel değerleriyle dünyanın sayılı sit kentlerinden biri olan Mardin’in asırlardır biriktirilen tarihi ve kültürünün tanıtımına yardımcı olmak amacıyla 1 Ekim 2009 tarihinde açıldı. Müzede, kentin coğrafyasını, tarihini, mimari yapısını, ekonomisini, içerisinde barındırdığı dinleri ve yaşam kültürünü yansıtan eserler, fotoğraflar ve canlandırma bölümleri yer alıyor. Binanın alt katında yer alan Dilek Sabancı Sanat Galerisinde ise her yıl yeni bir sergi açılıyor. Müze, 2 yıl içinde 200 bine yakın sanatsever tarafından ziyaret edildi. Dilek Sabancı Sanat Galerisi şimdiye kadar “Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi Koleksiyonu”ndan Seçmelerle – Doğa, İnsan ve online casino australia Deniz”, Türkiye’de açılmış en büyük Abidin Dino sergisi olan “Abidin Dino Mardin’de” sergilerine ev sahipliği yaptı. Sanat Galerisi şimdi de aralık 2011’de açılan “Seyreyle… Ara Güler Mardin’de” sergisini ağırlıyor.
 
Vakfın bu çalışmalarından aldığınız tepkiler nasıl?
 
Sabancı Vakfı’nın kültür ve sanat etkinlikleri toplumun her kesiminden büyük ilgi görüyor. Her yıl binlerce kişinin izlediği kültür-sanat etkinliklerimiz yurt çapında ve yurt dışında ilgiyle takip ediliyor ve takdirle karşılanıyor.
 
Öte yandan yaptığımız çalışmaların ilgili olduğu bölgelere de katkısı büyük. Adana Tiyatro Festivalimiz artık Adana ile özdeşleşti. Festivalin getirdiği rüzgar Adana’yı bir zaman sonra dünyanın kültür sanat destinasyonlarından biri haline getirecek.
 
Mardin’deki müzemizin de Mardin’in sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkısı büyük. Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesinin örnek onarımı, Mardin’de kentsel dönüşümün simgesi oldu, Bir çok kaderine terk edilmiş yapı, restorasyondan geçirilmeye başlandı. Müze ve Sanat Galerisi, eğitim kurumlarının da ilgi odağı haline geldi; ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki öğrenciler gruplar halinde Müzeyi ziyaret ederek, atölye çalışmalarına katılıyorlar. Müze ve Sanat Galerisinin açılmasıyla birlikte, kentte ekonomik açıdan da gelişmeler gözlenmektedir. Müzenin tam karşısında açılan kafeterya, sayıları hızla artan hediyelik eşya mağazaları, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını müzede gören zanaatkârların tekrar bu işi yapmaya başlamaları kent ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmelerin önemli  habercileri.

Elbette tüm çalışmalarımız hem direkt hem de dolaylı olarak topluma çok önemli bir değer katıyor ve gördüğümüz ilgi bizi daha iyisini yapmak konusunda teşvik ediyor.

Kültür ve sanat size göre Türkiye için ne kadar önemli? Yani gereken önem veriliyor mu?
 
Hepimiz, binlerce yıllık bir kültür geleneğine sahip, Anadolu gibi birçok kültürün beşiği olmuş toprakların evlatlarıyız. Geleneksel sanatlardan edebiyata, müzikten sinemaya, tarihi eserlerden çağdaş sanatlara kadar tüm alanlarda zenginliğe sahibiz. Sahip olduğumuz bu ayrıcalık, hepimize, kültür ve sanat çalışmalarının ülkemizde yaygınlaşması konusunda, bu zenginliğimizin dünyaca tanınır olması konusunda çok önemli bir sorumluluk yüklüyor. Sabancı Vakfı olarak kültür ve sanat çalışmalarına destek vererek bu zenginliğe sahip çıkmaya çalışıyoruz.
 
Türkiye’de kültür ve sanatın geçmişe oranla çok daha fazla sesini duyurduğunu düşünüyorum. Birçok sanatçımız uluslararası arenada ses getiren çalışmalara imza atıyor, ödüller kazanıyor. Ülkemiz, dünya çapında kültür sanat etkinliklerine sahne oluyor. İş dünyası, sivil toplum, medya da; sanatçıya, sanata, kültürümüze, geleneksel değerlerimize daha fazla sahip çıkıyor.
 
Bizler, kültürümüze, sanatımıza, sanatçılarımıza sahip çıktıkça, onların çalışmalarını görünür kıldıkça ve daha fazla sayıda insana ulaşmaları konusunda destekledikçe, toplumsal gelişmişlik düzeyimiz de artacaktır. Bu bakımdan, ülkemizde kültür sanata desteğin önemli bir seviyeye geldiğini gördüğümüzü söylemek isterim. Ancak elbette, kültür ve sanat alanının daha fazla desteğe gereksinimi olduğu bir gerçek.
 
Kültür ve sanat geleceğin dünyasında nerede ve nasıl yer edinecek?
 
Kültür ve sanat çalışmaları, bir ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesine erişmesinde, uluslararası saygınlığına kavuşmasında önemli bir etken. Öte yandan, toplumların geçmişi ile geleceği arasında köprü oluşturan, geçmişten günümüze ışık tutan kültür sanat çalışmaları bir nevi toplumun aynası… Dolayısıyla bir ülkenin dünya ligi sıralamasında bulunduğu konum sadece ekonomik şartlarla ilgili değil, kültürel gelişimi ile de doğrudan ilişkilidir. Özellikle her şeyin son derece hızlı tüketildiği günümüz toplumunda kültürel ve sanatsal değerlere sahip çıkmak çok daha önemli bir hale gelmiştir. Dolayısıyla bir yandan toplumlara ayna tutan, bir yandan da küreselleşen dünyada kültürleri birbirine yaklaştıran kültür sanat etkinliklerinin gelecekteki varlığı çok daha güçlü olacaktır.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikPati Aşkına
Sonraki İçerikTavuklar ve Kartallar
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.