Korona Günlüğü: Evinde Kal Türkiye’de 1. Hafta

Dünyayı son aylarda etkisi altına alan korona virüsü, geçtiğimiz hafta çarşamba gecesi resmi olarak ülkemizin de kapısını çaldı. Ve bizler hemen ertesi gün çeşitli tedbirlere başladık. İlk tedbir alışverişti. Sayıca çokça alınan hijyenik ürün ve bakliyatlar başta olmak üzere çoğu ürün bir iki gün içinde stoklarda tükendi. Her gün giderek katlanan vaka sayısı nedeniyle, önce eğitim kurumları ve hizmet sektöründeki kurumlar bir bir kapanma kararı aldı. Çalışanların çoğu internet üzerinden çalışma sistemine yönlendirildi. Bununla beraber özellikle sağlık çalışanları başta olmak üzere halen işe giden bir kitle yoğun çalışmalarına devam ediyor. Evde olması gereken risk grubundaki yaşlılar, okulu kapanmış gençler ve çocuklar, işine gitmeyen çoğunluğu evden çalışan yetişkinler kısa sürede sosyal ortamda bir popülasyon oluşturdular. Ortam demek virüs için yayılma hızı demek. Virüs öyle bir virüs ki; birine bir metreden az yaklaşsan, onun dokunduğu yere dokunsan sonra dokunduğun elinle kaşını kulağını kaşısan virüsü kapıyorsun. Hal böyleyken, bir sivil toplum hareketi virüsten daha büyük bir hızla evlerimize yayılmaya başladı.

#EvindeKalTürkiye

Evinde Kal Türkiye hareketinin ilk temeli şuna dayanır: Evde kimse tatilde değildir.

Bunun bilinci ile normalde tatil zamanlarında dış mekanlarda yapılan hiçbir sosyal aktiviteye yer verilmez.

Kişi 24 saat boyunca evindedir ve acil ihtiyaç dışında evin dışına çıkmaz.

Evde birkaç kişi varsa acil ihtiyaçlar için aralarından sadece bir kişi bu görevi üstlenerek dışarı çıkar.

Bu karantinada temel amaç, dışarıda çalışmak zorunluluğu olanların ortamı yoğunlaştırılmasın, toplu taşımalarda, toplu eğlence ve aktivite mekanlarında kalabalık yaratılmasın, virüsü oradan oraya taşıyıp genel halk sağlığı etkilenmesin, hastaneler dolmasın, virüsü kapanların sayısı az olsun, onların yaşam şansı çok olsun diye bireysel iradeyle yapılmış bir seçimdir.

Karantinada İlk Haftam Nasıl Geçti?

Gönüllü karantina günlerinin 1. haftasının sonunda sizlerle gözlemlerim, tecrübelerim ve önerilerimi paylaşmak isterim.

Marketlerden, bakkallardan, eczanelerden toplu alışveriş yapılması ürün kalmamasına neden oluyor. Ve acil ihtiyaç halinde farklı yerlere gidip aramaya neden olan bu durum, virüsün de yaygınlaşması riski doğuruyor.

Yapacağımız sadece evimize en yakın markete eczaneye giderek ihtiyacımız kadarını almak. Bulunduğumuz yerde uzun süre kalmamak için liste ile gitmek. Kasa kuyruğunda önümüzdekinin işi bitene kadar mesafeyi korumak, bu mesafeye de en çok kasiyer ve eczacıların ihtiyacı var.

Çocukların ve bizlerin temiz havaya ihtiyacımız var. Sokakların parkların yoğun olmadığı zamanlarda yine mesafeyi koruyarak varsa çocukların fiziksel aktivite yapabileceği scooter, paten gibi  enerji atabilecekleri eşyaları ortalama yarım saat kullanabilecekleri aktivite yaptırmak, mahalle içinde site içinde her neredeyseniz mahalleli ile doğal bir dönüşüm sağlanabilir. Önemli olan yakın olmamak ellerin hijyenini korumak.

Özlediklerinizle görüntülü konuşma yapmak konferans görüşmelerinde bulunmak mümkün. Telefonlarımızdaki internet mesaj sistemi ile kurulan gruplarda dört kullanıcı aynı anda görüntülü konuşabiliyor. Veya belli konferans programlarının 1 aylık denemesiyle geniş bir toplantı yapma imkanına da sahip olabilirsiniz. Dün iş yerindeki üç kişiyle yaklaşık 1 saat öyle çalıştık hepimizin yüzü güldü, anlık yazışmalar bir süre sonra durağanlaşıyor ve moral kaybına neden oluyor. İnsanın her zaman insana ihtiyacı var. İş motivasyonu için çalışma arkadaşı en değerli varlıktır.

Sanatçıların, edebiyatçıların, sporcuların, sosyal medya ve internet üzerinden yapmış oldukları canlı yayınları giderek artıyor. Bunlar moral ve destek verici yayınlar. Psikolog ve psikiyatri alanındaki profesyonellerin de katılması bu süreçte hepimize iyi gelir. Özellikle yaşlı, ergen ve çocuk psikolojisi konusunda branşlaşmış uzmanların yayınları bu süreci yönetmek durumunda olan yetişkinler için çok faydalı olur.

Cenazeler bir ailenin en acılı günüdür. Bir aile büyüğümüzün cenazesi var. Acımız elbette büyük birbirimize en çok sarılmamız gereken bir gün ama sarılamayacağız. Hepimiz cenazeye görevimizi yerine getirip evlerimize dönerek duasını evlerimizde okuyacağız.

Evde şu anda gönüllü olarak karantinada kalan herkes, hem kendi, hem aile, hem toplum sağlığına katkıda bulunuyor.

Hepimiz için yeni bir düzen. Panik yapmamamız, sakin kalmamız, farklı endişeleri anlamaya çalışmamız, birbirimize olumlu anlamda destek olmamız gereken bir süreçteyiz.

Birbirimize bu sürede sadece iyi gelelim.

Evde olanın da dışarıda olanın da hepimizin yüksek morale ihtiyacı var.

Sevgiyle, sağlıkla.

Didem Yeşim Pektok


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikÖlüm Korkusu Üzerine
Sonraki İçerikÇocukların Evde Geçireceği Zamanı Fırsata Çevirin!
Didem Yeşim Pektok
“İşim: İnsan Konu: Le’biderya. Ufuk çizgisiyle arkadaşlığımda ‘İnsan’ a dair en güzel manzarayı mekan edindim. Olumlu fikir üretir, iyi paylaşım yaparım.” Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümleri mezunu Pektok, 1993 yılından beri reklam, satış, bankacılık ve eğitim alanlarında çalışmıştır. Bilişim teknolojileri alanında eğitim veren bir kurumun ortağıdır ve kurumun insan kaynağı, finansman, eğitim koordinasyon birimlerinden sorumlu yöneticisidir. Aynı alanlarda kurumsal eğitimler verir. Kadınların toplum içinde eşit haklara sahip olması için çalışan sosyal sorumluluk platformunun lideridir. 2014 yılından beri Martı Dergisi’nde insan, kadın, çocuk konularında yazar ve okuduğu kitaplarla ilgili okur gözünden yorumlarını paylaşır.