Konuşan Hikayeler – Güz Yüzlü Kadın

0
120

Adı Hazan,

Elleri solgun gözükse de hayatın zorluklarını yoğurmuş yeterince. Yanaklarına dökülen yağmurlarla karşılıyor herkesi. Saçları kızıl- sarı rengi. Gözlerinin derinliklerinde ise hüzün tanecikleri. Gönlünde eski bir sevda bestesi…

Her mevsimin birini anlatır aslında. Sonbaharsa güz yüzlü bir kadındır zamanın yapraklarında. Şarap gibi, aşk gibi, dün gibi… Her sonbahar titrektir insanın yüreği. Üşür, üşütür yeri gelir. Kışa hazırlık, sıkı sıkıya sarılır eller. Buruktur bazen yürekler ama olsun yine de yaşaması koklaması bile güzel. Kendine has bir aurası vardır. Ne yaz kadar sıcak ne de kış kadar ayazdır. Ilıklığıyla aldatır insanı. Tıpkı hayatın çilesini yaşamış olgun bir kadın gibi güneşi gülümser insana ama o güneşli gülümseyişin altında ne hikayeler yaşanmıştır aslında. İçinden konuşur Hazan; buruktur sözleri. Üzülse de belli etmez etrafa. Kendini yer, yaprak döker ama her şeye rağmen ayaktadır her kışta.

Doğası uzunca bir yorgunluktan çıkmış, sararmış yapraklarını örtü yapıp hazırlanır dinlenmek için mahmurluğuyla derin uykusuna. Melankoliktir çoğu zaman, kuşlar bile farklı şarkılar söyler kulaklara. İnce trençkotu üstünde yürürken insan sararmış yapraklı yollarda serin havayı çekersin ciğerlerine durmadan. Sonara düşünürsün, yol alırsın yeni kararlara. Yeni başlangıçlar gelir aklına. Aslında sen bilmesen de hazırlar seni Hazan soğuk kışlara. Güzel umutlar üfler serin rüzgarıyla ruhuna.

Hazan olgun ve çok güzel bir kadındır aslında.  Başkalarının olması için değil kendi olmak istediği için savaşır hayatla. Yeri gelir yaprak döker, yeri gelir çıplak ağaçlarıyla güneşe gülümser. Özgürdür. Yaşadığı yorgun zamanların hatırına kışı susarak, yavaş yavaş karşılar. Tecrübelidir hayatta. Gençken yaptığı hatalar bahar olarak anılsa da, o “son” ismini takınmış ve anlamıştır vaktin kıymetini sonunda.

Şimdi çaylarınızı demleyin, kahvelerinizi yapın veya yudumlayın şaraplarınızı. Düşünün geçen zamanı. Çünkü son bahardayız.

 Adı Hazan,

Öyle bir yolun ortasındadır ki dönse yangın yeri, gitse ayaz… 

Burcu Ertürk

burcuuerturkk@gmail.com

@burcuerturkofficial

www.yazarburcuerturk.com

Önceki İçerikKonuşan Hikayeler- Geçici Bir Hayat İçin Nedir Bu Kalıcı Telaş?
Sonraki İçerikKadından Nefretin Evrensel Tarihi
1980 yılında İstanbul’da doğan Burcu Ertürk, Uludağ Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi mezunudur. Londra’da iki yıllık eğitim aldıktan sonra özel bir firmada bütçe ve finans konsadilasyon dairesinde uzman yardımcısı olarak çalıştı. Yıllar boyunca hobi olarak araştırma ve deneme yazıları yazan Ertürk aynı zamanda toplumsal dayanışma derneklerinde gönüllü yardımlaşmada bulundu. Bu süre zarfında şahit olduğu ve dokunabildiği hayatların seslerine daha fazla kayıtsız kalamayıp 2017-18 yıllarında radikal bir karar vererek kadın ve toplumsal şiddet olaylarını inceleyerek topladığı gerçek hayat hikayelerinden yola çıkan romanlar yazmaya başladı. Şu an için dört romanı bulunan Burcu Ertürk, insanların hayatlarına daha yakından dokunabilmek ve seslerini duyurabilmek adına özellikle kadın meselelerini konu alan ilk romanı Yade’yi 2020 de yayımladı. Yakında ikinci romanı yayımlamak üzere çalışmalarına devam etmektedir. İdeali gerçek hikayeleri kaleme alarak okurlara ulaştırabilmek olan Burcu Ertürk hala İstanbul’da yaşamaktadır. “Çok istedim kalemi kırmayı ama o inatla yazdı.”