Karanlıkta Diyalog

fotog¦åraf“Köre renkten söz edilmez” diye bir atasözümüz vardır. Hep düşünürdüm bu atasözünün ne kadar doğruluk payı var diye. Bir yandan da yine hayal ederdim, doğuştan olan bir kör kırmızıyı nasıl hayal eder diye. Öyle bir deneyim yaşadım ki, bir buçuk saatliğine de olsa bir körün gözünü, kulağını, burnunu takıp hayata onun tarafından onunla baktım.

Dünyada 130 şehirde 7 milyondan fazla insana “dokunmuş” Dialogue in the Dark (Karanlıkta Diyalog) deneyimi artık İstanbul’da. İstanbul’u bu defa bir görme engelli rehber eşliğinde geziyorsunuz. Parklara girip banklarda oturup sizin gibi insanlarla sohbet ediyorsunuz. Beyoğlu’nda tarihi tramvaya binip toplu taşıma kullanmayı deneyimliyorsunuz. Vapura binip göremediğiniz martıları, denizi, dalgaları duyarak, dokunarak, koklayarak keşfediyorsunuz. Hatta bir kafeye gidip çay, kahve, su artık canınız ne isterse alıp içiyorsunuz. Evet bunları sadece elinizde bir baston ve sizin gibi görmeyen bir rehber eşliğinde yapıyorsunuz.

Taksim Meydanı’nda karşıdan karşıya geçmek, metroya binmek, alışveriş yapmak, birisine adres sormak…Bunlar size sıradan, doğal hatta çok basit şeyler gibi geliyor değil mi? Bir de bunları görmediğinizi hayal ederek yaptığınızı düşünün…Hatta düşünmeyin bu sergiye gidip deneyimleyin. Tüm koşullamaları ardınızda, önyargılarınızı kapıda bırakarak gidin ama ve içeride hayatı yaşayın.
Ben size serginin detaylarını anlatmayacağım çünkü tüm heyecanı kaybolur ve sizi o harika anlardan mahrum bırakmış olurum anlatırsam ama Dialog in the Dark Sergi Kurucusu Andreas Heinecke’nin şu sözlerini paylaşmadan geçemeyeceğim;

“İnsanlar bana bu projeyi başlatırken görme engelliler için bir sergi yaptığımı düşündüler. Oysa biz onlarla birlikte bir sergi düzenliyoruz. Bu gerçekten önemli bir fark. Evet bugüne dek 8 bin görme engelliye eğitim verdik ancak Karanlıkta Diyalog’un asıl amacı görme engellilerin yeteneklerinden faydalanmaktır. Yani bu sergiden yararlananlar aslında görebilenlerdir diyebiliriz. Karanlıkta herkes eşittir. Bir düşünün kimseyi göremiyorsunuz ve kimse sizi göremiyor. Karanlık’ta Diyalog’da görme engelli bir rehbere güvenmek ve diğerleriyle empati kurmak zorundasınız. Karanlık aslında bir metafor, eğer diyalog varsa karanlık diye bir yoktur. Aynı şekilde hiyerarşi de yok. Karanlıkta Diyalogkatılımcıların yaşamları için önemli bir dönüm noktası olacak”

Sergiye gitmeden önce sömestre tatilinde 10 yaşındaki kızım Duru’yu da götürmeyi hatta sınıf arkadaşlarıyla bir tur yapmayı planlıyordum. Fakat sergiyi deneyimledikten sonra fikrim değişti. 9 yaştan sonraki çocuklara da açık olmakla beraber 1,5 saat karanlıkta kalmak, sadece bastonlar yardımıyla ve rehber eşliğinde olmak, şu an hayal gücü inanılmaz olan kızım için unutulması ve telafisi zor hatıralar bırakabilir diye düşündüm ben. Sınıfında da karanlık ve kapalı yerden çekinenler, dikkatini uzun süre toparlayamayanlar olduğunu düşününce bu fikrimden vazgeçtim. Bu arada tüm deneyim boyunca istediğiniz an çıkabileceğiniz acil çıkışlar var ama düşünsenize siz inanılmaz heyecanla yaşıyorsunuz o anı ve çocuğunuz çıkmak istiyor. Kaldınız mı iki arada bir derede…

“Diyalog varsa karanlık yoktur”
Sergi çıkışı Karanlıkta Diyalog Türkiye Kurucu Ortağı Hakan Elbir’e “kızımı getirecektim ama vazgeçtim” deyince bana harika bir de haber verdi. Okullara özel tasarlanmış Karanlıkta Diyalog öğrenci atölyeleri olduğu gibi sömestre tatili için de “Kim Korkar Karanlıktan” adlı bir oyun atölyesi düzenlemişler. 25 Ocak- 9 Şubat arası olacak atölyede 9-10-11-12 yaş arasındaki öğrencilere “Oyun Odaklı Öğrenme Atölyesi”  ile uzman eğitmenler eşliğinde çocukların farkındalığa yönelik duyularını geliştirmeye olanak sağlanacak. Eh bu atölyenin de detaylarını ve nasıl başvuracağını yarın paylaşacağım sevgili okur. Malum yarın karne günü, orta vadeli 15 günlük eylem planlarının ilk günü.

karanl¦-kta diyalog

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Diyalog varsa karanlık yoktur” sözüne inanıyorsan, Gayrettepe Metrosu’ndaki bu sergiyi kaçırmayın. Biletler Biletix’de ve sergi gişesinde. Bu arada sergi saatinden yarım saat önce orada olmanız gerekiyor, size bir oryantasyon yapıyorlar. Topuklu ayakkabı giymeyin malum park bahçe geziyorsunuz, taşlara takılırsınız görmeyip!!! Bir de sergiye başlarken cebinizde bozuk para bulundurun, kafeye gidince canınız bir şey içmek istiyor mutlaka…

Haydi İstanbul’u görmeden “görün”…


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: