İyi ki Varım Diyebilmek

Yakın bir arkadaşımdan bahsedeceğim size bu yazımda. Nigar 48 yaşında. Hiç evlenmemiş. 30’lu yaşların sonuna gelirken, içindeki çocuk özlemini bastırmak yerine, evlat edinmeye karar vermiş. Ve 8 aylık bebek iken oğlu Efe’yi evlat edinmiş. Etrafında onu destekleyen olduğu kadar, karşı çıkanlar da olmuş elbette. Ama o kararlıymış. Bugün Efe, 12 yaşında, sağlıklı ve mutlu bir çocuk.  Nigar sayesinde topluma kazandırıldı ve gerçek bir ailesi oldu.

Nigar, 3 yıl kadar önce emekli olmaya karar verdi.

“İş hayatının kaosunda artık olmak istemiyorum” dedi.

“Yıllarca süren yoğun bir tempodan sonra sıkılmayacak mısın?” diye sorduğumda bana,

“Yapılacak çok şey var.” demişti.

Haftada bir gün körler okuluna kitap okumaya gitmeye başladı. Hayatımda hiç duymamıştım.

“O ne” dedim?

“Bir saat kitap okuyorsun. Daha sonra o sesli kitaplar körler kütüphanesinde yer alıyor. Okuma ve vurgulamamı geliştirmem lazım. Ama sana öğretiyorlar” dedi.

Sonra yemek pişirmenin inceliklerini ve ev ekonomisini öğrendi. Az malzemeyle de harika tatlar çıkarılabileceğini, sebze ve meyveleri nasıl saklayabileceğimizi ondan öğrenmeye başladım.

Birkaç hafta onu göremeyince aradım.

“Naber Nigar nerelerdesin?”

“Kursa başladım” dedi.

“Yetişkinlere okuma yazma öğretmek için bir vakfın düzenlediği 6 haftalık kursa gidiyorum.”

Kursu tamamladı ve 18 kişilik sınıfında her yaştan kadına okuma yazma öğretiyor.

Geçenlerde beni aradı:

“Başak, henüz malzemeler gelmedi. Sende yazı tahtası var mı arkadaşım?”

“Elbette hemen vereyim” dedim.

“Allah razı olsun”

“Ne demek arkadaşım, Allah senden razı olsun!”

Geçenlerde bir sohbet ortamında tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmayı deneyen ancak bir türlü olamayan bir çift arkadaşıma sordum.

“Neden evlat edinmiyorsunuz?” diye.

“Başkasının çocuğu senin çocuğun gibi olur mu? dedi.

“Ben evlenemeseydim, edinecektim” açıkçası.

“Elbette olur, annelik bir olma’dır, sahip olma değil ki” dedim ve Nigar’ın örneğini verdim.

“Ben başkasının çocuğunu sevecek kadar çocuk sevmiyorum demek ki” dedi.

12 yaşındaki kızım, geçenlerde benden yine akıllı telefon istediğinde ona dünyadaki aç ve savaştaki çocukları anlatan bir belgeselden bölüm izlettim. Ağladı ve “anne, ben bilmiyordum” dedi.

Evet bilmiyoruz belki de… Belki de gözlerimizi o tarafa çevirmiyoruz.

Ortalama 70 yılı bulan bu yolculuğumuzda dünyadan aldıklarımızı bir nebze geri vererek gitsek, sizce dünyada hala açlık, eğitimsizlik, sağlık vb sorunlar olur muydu?

Sözlerimi ünlü Amerikan düşünürü Ralph Emerson’ın başarıyla ilgili yaptığı tariften iki cümle ile bitirmek istiyorum:

Başarı;

•Dünyayı bulduğundan – bu bir bahçeyle, sağlıklı bir çocuk yetiştirmekle veya toplumun düzelmesi için ufak bir destek vermekle olabilir – biraz daha iyi bırakabilmek

•Sen yaşadığın için başka bir insanın hayatının daha kolay hale geldiğini bilmek

Yani boşuna yaşamamış olmak…

Şimdi soruyorum size:

En son ne zaman hiç tanımadığınız biri için bir şey yaptınız ve kendinize iyi ki var’ım dediniz?

Başak Tecer


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: