İtiraf Ediyorum, Ben Bir İçedönüğüm

Bir kitap okuyarak hayatı değişenlerden misiniz?

Maalesef diye cevaplayarak yazıma başlıyorum. Hiç bir zaman bir kitap okuyarak sihirli bir değnek değmişçesine hayatı değişen insanlardan olmadım. Bunu anlatan insanlara gıpta ettiğim doğrudur, benim için geçerli olanı “Neden daha önce karşılaşmadık?” dediğim kitaplarım var başucumda. Bunlardan biri Jenn Granneman tarafından kaleme alınan “İçedönüklerin Gizli Yaşamı”.

Bu kitaba keşke 20’li yaşlarımda rastlasaymışım, aktivitelerimi ona göre planlar, kendimi çok daha iyi tanır ve akabinde daha az yargılardım. Misal siz de birkaç gün arka arkaya etkinliğe gidince enerjiniz düşüyor mu? Daha kalabalık, daha yüzeysel sosyal aktiviteler yerine daha derin ve daha yakın birkaç insanın katıldığı etkinlikleri mi tercih edersiniz? Kötü haber (şaka!) içedönüksünüz. İyi haber, dünyanın kalan %30-%50’sinin sizin gibi olduğu sanılıyor.

Üstelik bu bir nörolojik gerçek; beynin ödül merkezi olan dopaminin, dışadönüklerde dış uyaranlar karşısında daha fazla tepki verdiği tespit edilmiş. Olası ödüller (buna sosyal ödüller dahil- misal popüler olmak) karşısında bir dışadönük kadar enerji ve dolayısıyla motivasyonla dolmuyor içedönük. Bu yüzden dışadönükler- içedönüğün aksine- bitkin düşmeden yabancılarla şevkle konuşabiliyorlar.

İçedönüklerin Özellikleri

Kitabı okurken sıklıkla başımla onaylarken buluyorum kendimi:

  • En iyi tek başınayken düşünebiliyorsunuz.
  • İyi bir dinleyicisiniz.
  • Fazla derin ve gözlemci olduğunuz söylendi.
  • Düşüncelerinizi söylemekten ziyade yazmakta iyisiniz.
  • İnsanlarla bir arada olmak ve tek başınıza kalmak arasında gidip geliyorsunuz.
  • ………

İçedönüklük elbette bir tuhaflık değil, ancak yıllarca bu kavramı bilmediğimden kendimi bazı sosyal ortamlarda pek bir eğreti pek bir çaresiz hissettim. Şimdi biliyorum aynen içten yanmalı bir motor gibi, ben bir içedönüğüm.

Carl Gustav Jung

Bu tabirleri bulan ve literatüre kazandıran değerli psikolog Carl Gustav Jung’u burada anmadan geçmek olmaz. Jung’a göre insanın iki dünyası var: Nesnel dünya (kişinin çevresindeki diğer insanlar, eşyalar vb.) ve kişinin öznel dünyası dediğimiz iç dünyası (düşünceler, kavramlar vb.). Dışadönük kişi enerjisini ve algılarını çevresine yöneltirken içedönüklüklerde enerji iç süreçlere yoğunlaşır.

Bu iki tutum, bilinç düzeyinde ve aynı zaman içinde birlikte bulunamazlar. Sürekli olarak biri diğerinin yerine geçer. Ancak, bu tutumlardan yalnızca biri yaşamı boyunca kişiye egemendir. Bu bir skaladır, Jung’a göre %100 dışadönük veya %100 içedönük bir kişi yok şu dünyada, aksi taktirde sonunun akıl hastanesinde olması kaçınılmazdı.

Önemli olan, siz hayatta genel olarak hangi tutumu daha çok göstermektesiniz?

İçedönüklük Hakkında Yanlış Yargılar

İçedönüklük toplumda utangaç olmadan, asosyal olmaya veya içe kapanıklığa dair bir çok farklı kavramla özdeşleştirilmekte. Maalesef! İçe dönüklük bunlardan hiçbiri değil. Evet, bir insan hem utangaç hem içedönük olabilir veya zamanla bu iki kavram birbirini beslemiş dahi olabilir ancak bu her utangacın bir içedönük olduğunu göstermez.

Utangaç biri, insanlarla sohbet etmek zorunda kalacağı için bir yemek davetinden kaçınabilir, oysa bir içedönük evde sakin bir şekilde TV izleyerek vakit geçirmek istediği için davete katılmamayı tercih eder.

Meslekler ve Ünlüler

İçedönüklük hakkında başka bir yargı, madem bunları fazla kalabalık ortamlar ve uyaranlar yorabiliyor; bu kişilerin yazarlık, kütüphane görevlisi gibi daha izole işler yapması gerektiği yönünde. Ancak yanılıyorlar, içedönüklerin büyük bir çoğunluğu anlamlı bir iş yapıp insanlığa dokunmak istiyor. İçlerinde birçok eğitmen, hemşire, çağrı merkezi temsilcisi var.

Gelgelelim ünlülere; kimler yok ki içlerinde: Barack Obama, Lady Gaga, Meryl Streep, Frederic Chopin, Gwyneth Paltrow, Elton John, Audrey Hepburn, Steven Spielberg, Brene Brown, Mark Zuckerberg ve daha niceleri…Henüz izlemediyseniz, kendisi de bir içedönük olan ve izlenme rekoru kıran Susan Cain’in meşhur “İçedönüklerin Gücü” konuşmasına bakmanızı hararetle tavsiye ederim (TED Konuşmaları).

Son Söz

Tabii, kitapta burada detayına giremeyeceğim bir sürü alt başlık var; içedönüklüğün türlerinden tutun iş ve flört yaşamında taktiklere değin. Üstelik psikolojik ve sosyal araştırmalarla desteklenmiş ve hatta birçok içedönüğün görüşleri eşliğinde. Böylelikle yalnız hissetmediğiniz kadar, dünyanın pek çok köşesinden içedönüklerin, aynı olaya dair size bazen ilham veren bazen beyninizde ampuller yanmasına neden olan fikirlerine rastlayabiliyorsunuz.

Okumaya değer, özellikle bir içedönükseniz veya yakın çevrenizde bir içedönük varsa…

Şeyda Bodur

Önceki İçerikAwen for Us ile uyanış başlıyor!
Sonraki İçerikİyilik ve Kötülük Mücadelesinin Kitabı: Proti Adası’nın Esrarı
Kendini anlatmak dünyanın en zor şeylerinden biri bence. Sürekli değişip dönüşürken, yaşam biteviye bizi şekillendirirken, sahi ben kimim? Değişmezlerim var mı, varsa neler? Dilerseniz beni yazılarımdan sizler tanıyın. Yine de beni heyecanlandıran kavramlar ortaya bırakayım, birer ipucu niteliğinde; Akdeniz, çiçekler, iletişim-İkizler burcu, Boğaziçi üniversitesi, kız kardeş, hak-miras, nezaket, ilk yaz, disiplin-aylaklık, Türk kahvesi, demli çay-simit, kiraz-karpuz, keyif, keşif, denge, dönüşüm, mistik, holistik, seyahat, sahici paylaşımlar, samimi sohbetler... Burada sadece yazmaktan ve okumaktan bahsetmek istiyorum. Neden mi yazıyorum? Biliyorum bencilce olacak, herşeyden önce bana iyi geliyor. Düşüncelerim netleşiyor, duygularım alan buluyor, sakinleşiyorum, sadeleşiyorum, “O”lanla hizalanıyorum, kendimi ifade ediyorum, üretiyorum, yaratıyorum, yüreğimi ortaya koyuyorum, yaşama katılıyorum, meydan okuyorum, “ben de varım” diyorum, belki ortaklık arıyorum ve daha nicesi...Satırlara sığmaz. Neden mi okuyorum? Sözü bir Usta’ya bırakmak istiyorum izninizle, ne bir kelime eksik ne bir kelime fazla... “Bütün iyi kitapların sonunda, bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda, meltemi senden esen, soluğu sende olan, yeni bir başlangıç vardır…” Edip Cansever