İlk bahar ve yenilenmek

Mevsimleri zamanı geldikçe tek tek yaşıyoruz. Seçme şansınız olsaydı hangisini seçerdiniz? Ben seçtim, ilk baharı isterim. Ancak sonra düşündüm de ilk baharı bu kadar güzel yapan kış mevsiminden sonra gelmesi. Yazı yaşarken özletmesi, son baharda kendini bolca hatırlatması ve kış geldiğinde ılık ilk bahar özleminin büyümesi.

yaseminİlk bahar. Ağaçlar tomurcuk veriyor, çiçekler açıyor ve meyvelerin müjdesini veriyor. Her yeni iş, proje de aynen ilk bahar gibi. Hedeflenen sonucu almak, sabırsızca hemen ulaşmak istiyorsun. İlk baharı yaşamak istiyorsun, ancak tüm mevsimleri yaşamadan ve yapılması gereken her şeyi yapmadan, yani sen hazır olmadan gelmiyor ilk bahar.

Amaçlarına, hedeflerine ulaşmak için ilk baharı düşlemen gerek. Düşlerini her duyunla hissetmelisin, kokusunu duymalı, rengini görmeli, dokunmalısın ellerinle, halatla bağlanmalısın düşlerine.

Stefano Elio D’Anna’nın Tanrılar Okulu kitabı ile sohbetteyiz, Kitap ile Sohbet etkinliğimizde. Kitabın etkileyici karakteri Dreamer “İnsan, anladığı kadardır.” diyor ve ekliyor.

“İnsanlık, kendini yenileyebilir, yeniden oluşabilir ve doğabilir, gömülmüş iradeyi geri kazanabilir. Kitlesel bir devrime gerek yoktur. İnsanlığın gerçek dönüşümü, kendi bütünlüğüne ve kendi birliğine ulaşan tek bir bireyin dönüşümüyle gerçekleşir.”

Dreamer devam ediyor: “Dünya, onu düşlediğin gibidir, düşünü değiştir, o zaman dünya da değişecektir.”

Ne istediğinize karar verin, seçim yapın, ilk baharı yaşamak için hazırlanın, anlayın ve sadece yaşayın. Zaman sizin.

Kendi ilk baharınızı düşleyin.

Sevgiyle nefes alın, konuşun, adım atın, paylaşın ve farkı görün…

Yasemin Sungur imza

ben@yaseminsungur.com


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikHuzurluyum…
Sonraki İçerikOtodidakt (Autodidact)
Yasemin Sungur
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben aslında bir “Hayat Öğrencisi”. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakamadım bir türlü. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri kahkahalarımla uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla hayat bir başka güzel. Şükür...