Hayat tam bir yaşam okulu…

sc4b1rat

Bazı günlerim insanları dinlemekle geçtiğinde “Hayatta neler yaşayan insanlar var, hayat tam bir yaşam okulu” diyorum kendi kendime…

Üç kadın; üçü de işin de başarılı hayatlarını kendileri kazanıyor. Ama yaşadıklarını duyduğumda bazen gözyaşı, bazen de kırık bir tebessüm ya da kahkaha ile dinliyorum. Sanki kendi hayatımda yaşadıklarım çok farklıymış gibi… 

Hepimizin ödediği bedeller var.

Ödemeye de devam ediyoruz. Herakleitos’un dediği gibi “Aynı ırmakta iki kez yıkanamazsınız.”

Biz kadınlar farklı ırmaklarda da olsa yıkanabiliyoruz. Yalnız sular değiştiğinden hepimiz bir kere yıkanabiliyoruz…

Ne seninki bana uyar, ne de benimki sana benzer.

Arkadaşımı dinlerken bir yandan da bilincim kendi kendine konuşuyordu. Çok güzel bir çocukluk geçirdiğini, on dört yaşındayken babasının ona kürk etol aldığını, o zamanlar tavşan kürkünün moda olduğunu söyledi. On sekizine geldiğinde arabası olduğundan söz ediyordu. “Ama babam haftanın üç günü annemi döverdi, çünkü babam zamparanın tekiydi. Gece eve gelirken elinde mutlaka kadife kutu içerisinde gerdanlık ve annemin sevdiği glayör çiçeklerle içeri girerdi. Annem çiçekleri yere atar bağırırdı ve sonunda da dayak yerdi” dedi.

Hangimizin çocukluğunda travmalar yok ki? Eskiden ayıptı saklanırdı. Şimdi artık herkes rahatça konuşabiliyor.

Çoğumuzun annesi babasından dayak yemiştir. Ya alkol, ya kumar, ya kadın, ya yemek ya da çocuk meselesinden dolayı…

Bir de ağabeyi olanlar vardı. Onlar da abilerinden dayak yerdi.

Neden erkek kızdığında eli havaya kalkıyor?

Bilen var mı?


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: