Greta Thunberg’i tanıyor musunuz?

Hayır hayır bu Greta hepimizin siyah beyaz televizyon zamanından bu yana tanıdığımız eşsiz güzel Greta Garbo değil. Ama tıpkı onu gibi İsveçli ve tıpkı onun gibi hepimizi yakıyor. En azından farkında olanlarımızı. 16 yaşındaki İsveçli Greta Thunberg’den bahsediyorum. Davos’ta, hepsi kendi sektör ve ülkelerinde öncü olan bir konferans salonu dolusu dünya liderine  “Evimiz yanıyor! Sizden umut değil harekete geçmenizi istiyorum” diye seslenen 16 yaşındaki iklim aktivisti.

Yazın sonundan bu yana dünyanın çeşitli yerlerinde “Fridays for Future” iklim protestolarını başlatan, gençlerin bu konuda yürümelerini, kendi gelecekleri için biz yetişkinlerin artık hareket geçmesini isteyen gencecik bir lider o. Greta’nın oy hakkı yok, herhangi bir finansal destekçisi ya da aileden kalan serveti yok. Sadece cesareti ve öngörüsü ile biz yetişkinlerin kendilerine yaşayabilecekleri bir dünya bırakmaları için harekete geçmelerini söyleyen güçlü kelimeleri var.

2 yıl sonra harekete geçtiğinizde her şey çok geç olacak deyip, IPCC (intergovernmental panel on climate change) raporlarını liderlere sunan ve çok geç olmadan dünyanın ısınmasını durdurmak için aksiyon isteyen Greta, bilinçli olan herkesin küresel ısınma ve iklim değişikliği ile alakalı harekete geçmesinin artık bir sorumluluktan öte zorunluluk olduğunu iletiyor.

Aylardır bu genç kızı takip ediyorum. Kendi karbon ayak izimi azaltmak için çaba sarf ediyorum. Her küçük adım değerli. Ancak kurumsal hayatta  verdiğim bazı eğitimlerde “Greta Thunberg’i tanıyor musunuz?” diye sorduğumda bugüne kadar hiç evet diyene rastlamadım. Peki iklim aktivisti, cuma okul protestoları deyince abartmıyorum 100 kişide 4’ünden olumlu yanıt aldım. Hani yeni nesil her şeyi sosyal medyadan takip ediyordu? Hani anlam arayışları, çevresel duyarlılıkları? Kurumsal hayat, iş güvenliği, finansal getiriler söz konusu olunca bunlar ikinci planda mı kalıyor? Peki daha eskiler onlar haberdar mı? Hayır maalesef… Hele “Okul Protestosu” deyince –ki en son Nijerya’da yapıldığını okudum- aman aman bizimkiler yapmasın diye korku/endişe söylemleri ağızlardan çıkıveriyor. Haksız mı anneler? Bilmiyorum, bilemiyorum.

Bildiğim bir şey var ki, tüm çevre bilimcilerin de söylediği gibi: Yerküre, sanayi öncesi ortalamalara göre sadece 1,5°C daha ısınırsa, geri dönüşü mümkün olmayan bir yıkımla yüz yüze kalacağız. Fosil yakıt tüketimi ile artan sera gazı emisyonları, bizi insanlığın şimdiye kadar yüzleştiği en zorlu süreçle karşı karşıya bırakmaya başladı bile!

Ve Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, iklim değişikliğine karşı en hassas ve en riskli bölgelerden. Şimdi, tam şu anda harekete geçmezsek çok geç olacak. Şu ana kadar yaşamayı bildiğimiz tek ev bu mavi dünyamız, onu yakmadan yaşamayı becerebilir miyiz?

Detaylar için Kaynak: https://www.birbucukderece.com/ ; https://www.ipcc.ch/

Ece Sueren Ok


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikYazmak veya Yazamamak
Sonraki İçerikDayanıklılık
Ece Süeren Ok
Ömür boyu gelişim için öğrenmeye düşkün, hareket etmeye tutkun ve paylaşmayı seven, zaman zaman yorucu ve zorlayıcı, yüksek enerjili Anne, İş kadını, İK aşığı , Sporcu ve hep çocuk. Doğduğundan bu yana hep seven ve de sevildiğini hissetmenin vermiş olduğu şans ile 1992 de başladığım kariyerimde sevdiğim yerde sevdiğim işi yapma şansını yakalamış olan ben, 2010 yılında hayat amacımı netleştirdikten sonra daha çok fayda yaratmak için çalışıyorum.