Gerçek, Sadece Gerçekten İstemek Demektir! 1

Bütünlük, görecelilik ve gerçek… Bu üç kavramı incelerken, derinliklerini keşfediyor insan… Bu üç kavram, üç kelimden çok daha öte…

Yukarıdaki cümle, dünyada bugünkü eğitim içerikleri ve güncel kültürden öğrenilenlerle değerlendirildiğinde, muhtemelen sadece güzel ve motive edici bir cümle olarak anlaşılır ve bunun ötesinde somut bir teori olduğu düşünülmez bile…

gercek1Ben bu yazımda ezberi biraz bozmak istiyorum. Hem bahsedeceklerime karşıt veya farklı düşünenlerin ezberini; hem de benimle aynı fikir(ler)e sahip olan ama bu fikirleri oluşturan bilgilere çok hakim olmayanların ezberini…

Başlıktaki cümleyi, biraz daha derli toplu anlatabilmek ve anlaşılabilmesi açısından, birkaç madde de anlatmayı daha doğru buluyorum. Bu yolla hem derli toplu bir anlatım hem de farklı açılara/ açılardan değinme şansını yakalamış olabiliriz.

1. Öncelikle bir kavramı birlikte değerlendirelim: Bütünlük…
Sanırım, bu açıdan, “Her şey aslında tek bir şeydir!” sözünü kullanırsak hiç de yanlış yapmış olmayız. Bugün adlandırabildiğimiz en makro sisteme, Evren’e yukarıdan baksak görürüz ki; evrendeki canlı-cansız varlıklar birbirinden bağımsız parçalar değil, yukarıdan aşağıya bir bütünün parçaları. Bu açıdan baktığımızda iç içe geçmiş bir sistemler bütünlüğü görebiliriz. Bir diğer deyişle her canlı-cansız yapı bir sistem olarak var olmanın yanında, daha büyük bir sistemin de parçasıdır.

Bütünlük kavramından, başlarken bahsetmemin sebebi ise, evrendeki her şeyin birbirini etkileyerek ve birbirinden etkilenerek var olduğu gerçeğini de ortaya koymak… Dolayısıyla teorik olarak şunu kesinlikle söyleyebiliriz: Hz. Muhammed’in de söylediği gibi: “Ne ekersen onu biçersin!”… Evrensel, fiziki bir gerçeklik olmasına rağmen insanın her zaman fark ederek yaşadığı bir gerçek değil bu tabii ki. Geçenlerde bir sosyal paylaşım sitesinde şöyle yazmıştım: “Dürüstlük bir erdem değildir; doğanın varoluş biçimidir.” Bahsettiğim, yukarıda yazdıklarımla aynı şeydi aslında.

Her sistem (ki insan da bir sitemdir) diğer tüm sistemlere de etki yapar ve onlardan etkilenir. Bir sistemin (insanın da) bir çıktısı (davranışı) bu bütünlük içinde kaybolmaz ve bütünlüğe öyle ya da böyle etki yapar. Ama insan bunu fark etmez!

gercek2Neden? Çünkü sistem büyüdükçe ve karmaşıklaştıkça, “ekilen” ile “biçilenin” arasına zaman, mekan ve içerik farkı girebilir. Yani bu karmaşık ve devasa yapının içerisinde, kişi bugün yaptığının karşılığını hemen ve aynı şekilde almaz. O yüzden de insanlar dürüstlüğü bir erdem sanırlar. Sadece “iyi bir şey” sanırlar… Aslında olmazsa olmazdır!

Bir diğer açıdan baktığımızda, bir organ/hücre/doku ile insanın ilişkisi; insan ile evrenin ilişkisine çok benzer; hatta mekanizma açısından aynıdır. O zaman şunu söyleyebiliriz: “bir organım bana ancak rahatsızlığını bildirdiğinde ben farkına varır ve onun için çözüm arayabilir ve bulabilirim. E o zaman benim bir talebim varsa ben de ancak bunu evrene (ya da en azından konuya dair evrene (çevreye)) fark ettirirsem çözümü arayabilir ve bulabilirim”. Ne dersiniz? Ve biz bu bölümü şöyle tamamlayabiliriz: Evrenden gerçekten istersen olur!
Bitti mi? Hayır! İyice açalım konuyu…

2. Görecelilik, Algı
Her şey görecelidir. Einstein’ın her şeyimizle içinde bulunduğumuz zaman konusundaki bulgusu, o “zaman” ın içindeki her şey için de geçerlidir. Birazdan, insan düşüncesinin fiziksel yorumlamasını da ekleyeceğiz ama bundan bağımsız bile şöyle bir anlama sorusu sorabiliriz: “Bir “şeyin” varlığını ya da yokluğunu 5 duyunuzun olmadığını varsayarak, ispatlayın!”…

Bu deneme bile her şeyin kişi için, kişinin 5 duyusu dolayısıyla var olduğunun ve anlamlandığının kanıtıdır. Nitekim 3000 yıl önce yazıldığı var sayılan ve 1963’te Kudüs yakınlarında bulunan Ölü Deniz Parşomenleri ile 20. Yüzyılın 2. Çeyreğinin başında fizikçilerin aynı cümleyi söylemiş olması da tesadüf olmasa gerek: “İnsan yeryüzünde sadece gözlemci değil aynı zamanda da katılımcıdır.”… Hatta bence Mevlana’da bu cümleyi Mesnevi’ye girişinde taçlandırmaktadır: “… Birlik dükkanı… Her varlık o dükkanda yoğrulup yapılmakta, orada sergilenmekte, satılmakta; orada yıpranıp gene potaya girmekte, yenilenmekte. Sebepler sonuçları meydana getirmekte; sonuçlar gene sebep haline gelip başka sonuçlar belirtmekte. Bu dükkanın bir ucu, dükkanı yapanın kudret elinde; öbür ucu sonsuzluğa dek gitmekte ve yine o kudret eliyle sonu ön olmakta; her an yaratılmakta. Bu dükkanın alıcısı satıcısının ta kendisi…”

Özetlersek; insan için, evrendeki her şey, insanın kendi algısıyla ve her şeyi yönlendirebilme yeteneğine sahip düşünce gücüyle vardır.

dusunce-gucu-programi

Kısaca bilgilerimi paylaştım sizlerle ve bu makalenin devamı önümüzdeki 3 sayıda olacak… Tabii ki sorabilecek ya da söyleyebilecek çok daha fazla detay var. Umarım keyif alarak okudunuz. Umarım, o daha fazla detayı birlikte sorgulayabilir ve öğrenebiliriz.

Lütfen bana sormak istediklerinizi, ya da söylemek istediklerinizi yazınız.

Aydınlık Çağı’n kaotik başlangıcına da denk geldiğimiz bu günlerde, biliyorum ki ışık ile önderlik eden sizlere ve sizlerinde daha fazla bilmesi ve olmasına ihtiyaç duyar evren…

kazim@kirmizidanismanlik.com.tr

Kazım Yurdakul


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: